21 EYLÜL 2020 PAZARTESİ

Ahmet Doğan İlbey

KEMALİST İNKILÂPLARDAN DAHA ZARARLI “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ” İPTAL EDİLECEK Mİ?

Ahmet Doğan İlbey

 

Avrupa Birliği'nin modern-laik sömürge statüsüne sahip ülkelere dayatmalarından biri olan ve Sevr Anlaşması'nın sözde “medenî” cephesini ifade eden bu sözleşme Müslüman Türk aile yapısını parçalama plânıdır.  Bu plânın en üst merkezi olan Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Konseyi, Türkiye de dâhil, bütün ülkelere “aileye ilişkin hukuki düzenlemeler” konusunda tahakküm ediyor ve baskı yapıyor.

Aile parçalama plânı

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi'nin 25 Haziran 2019'da yayınladığı “Değişen Dünyada Aile” başlıklı raporu, kadını aileden koparıp, evin dışına çıkarmayı talep ediyor. Aileyi parçalayıcı bu raporun Türk aile yapısına teklif edilmesi ve iktidar tarafından kabul görmesi, Kemalist Cumhuriyetçilerin Batılılaşma inkılâplarından daha ağır bir ihânet.   BM'nin raporunda yer alan “Aile içi şiddetin şaşırtıcı derecede yaygınlaştığını gösteren istatistikler, kadınlar için en tehlikeli yerlerden birinin evleri olduğu…” ifadesi düşmanca bir ifade... Raporun esas gayesi Müslüman milletlerin güçlü aile yapısını bozmak, kadını bir takım “hak-hukuk” oyunlarıyla “evin dışına çıkarmak” ve “sığınma evleri” ni adres göstermek, basit bir uyuşmazlık da dahi erkeği evden uzaklaştırmak… Batı'nın Türk toplum yapısını bozma ideolojisinin bir parçası olan İstanbul Sözleşmesi'ni iptal etmeyen iktidarın iflah olacağını söylemek zor.

Millî Eğitim eliyle “Toplumsal cinsiyet eşitliği” ihanettir

Türkiye Cumhuriyet Devleti'nin 1985'de imzaladığı “Kadına Karşı Her Türlü Şiddetin Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (CEDAW)'ın “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Kavramı” da İstanbul Sözleşmesi kadar Türk toplum yapısına aykırıdır. Birbirini tamamlayan iki tehlikeyle karşı karşıyayız. “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği projesi” cinsî kimlikleri yozlaştırıcı ve aile yapısını yok edici bir projedir.

Medyada yazılıp çizilene göre Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen ve kamuoyunda “toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının yaygınlaştırılmasına” ve pilot olarak seçilen okullarda denenmeye çalışıldığı iddia edilen "Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi" resmî ağız tarafından reddedilse de kamuoyu ve aileler ikna olmuş değil.

Bu yıkıcı projenin Türkiye'ye dayatılması yeni değil. Aşağıdaki haber, Müslüman Türkiye'de Atatürkçü Batılılaşmanın, yâni modernleşmenin, hâsılı Tanzimat Fermanı'nın devam ettiğinin bir vesikasıdır: Bu projenin başlatıldığı tarihten kısa bir hatırlatma yapalım. “Millî Eğitim Bakanlığı, Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Okul” eylem plânı hazırladı.162 okulu kapsayan plân anlatıldı. Cinsiyet eşitliğine yönelik toplumsal algının, öğrencilik yıllarından itibaren geliştirilmesi için harekete geçen Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), pilot çalışmasını 162 okulda başlattığı ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Okul' projesini geliştiriyor. Bakanlık proje kapsamında, MEB'e bağlı okullarda uygulanacak eylem planları hazırlıyor.” (29 Aralık 2018 tarihli gazeteler)

Aile ve Millî Eğitim Bakanlıklarının millîleşmesi gerek

Cinsiyette de eşitlik olmaz. Müslümanca yaratılış gayesine uygun bir eşitlik anlayışı dinimizde vardır. Millî Eğitim bu şenî projeyi uygulamaya koymaya başlamışsa çok fenâ! Kendi ayağına kurşun sıkmanın adıdır bu. Mukaddesatçı dindar kitle bu uygulamayı affetmez. Güya cinsler arası hak-hukuk ve eşitlik eğitimi adı altında çocuklarımızın edep ve cinsiyet algısını yozlaştıracak, uyuşturucudan daha tehlikeli bu proje Avrupa ülkelerinde de yaygınlaştırılan bir yozlaştırma projesidir.

Bu projenin tatbikinden sonra Avrupa'nın rezil ve insanlık dışı hâli ortada… Batı'da aile bitmiştir. Çocuk ve gençler, kanserden daha tehlikeli bu projenin uygulanmasıyla hâşâ huzurdan kız erkek cinsiyeti kalmamış, üçüncü bir cinsiyet tercih edenler çığ gibi büyümeye başlamıştır. Daha kötüsü, hâşâ huzurdan Lbgt gibi Lut kavmi benzeri topluluklar zuhur etmeye başladı.

Millî Eğitim Bakanının "Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Etkinlik Kitabı hazırlandı. Kitap kapsamında 9. ve 10. sınıf seviyesinde derslerde ünitelere uygun, etkinlikler yaptık. Uzmanlar tarafından hazırlanan taslak etkinliklerin incelenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla branş ve rehberlik öğretmenlerinin katılımıyla bir çalıştay gerçekleştirildi" ifadeleri açık ve vazıh değil, şüpheler zail olmamıştır.

Öyle ki bu ülkede Aile ve Millî Eğitim Bakanlığının millî kavramıyla (millî kelimesi İslâm'dan gelir) bağı olup olmadığı tartışılır hâle geliyor. İcraatını ve varlığını millî şiarla sürdürdüğü iddia ediliyorsa şayet Aile ve Millî Eğitim Bakanlığınca, Müslüman Türk milletinin yapısına, dinine, örfüne ve aile anlayışına aykırı olan bu projenin asla ve kat'a uygulanması söz konusu değildir, diyerek yüksek sesle açıklama yapılması elzemdir. Meydanlarda, iktidar feminizm, Lbgt ve benzeri projelere engel olamamıştır, çığlıkları atılırsa hiç şaşmayın.

Avrupa Birliği anlaşma mevzuatlarında var, diye bu mevzuatları uygulamaya sokmak Müslüman millete ihânettir. Ne demek “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Okul?” Baldıran zehirinden daha tehlikeli alçak ve şenî mevzuat ne diyor:

“Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından desteklenen ‘Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi' (ETCEP) kendisini, ‘Temel olarak, kamuoyunda toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının yaygınlaştırılmasına katkı sağlamayı amaçlar. Proje faaliyetleri özelinde ise eğitim sisteminin tüm bileşenlerine toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısını yerleştirmeyi hedefler."

Beklenen tehlike: Feminizm Lbgt ve cinsiyetsiz gençlik

Hâşâ huzurdan “LGBTİ Bireyler”i de savunan utanç verici “İstanbul Sözleşmesi” ni bir kısım sözde İslâmcı-muhafazakâr geçinen iktidar yanlısı medyada yazan hanım yazarlar tarafından da desteklenen Feminizm hareketi bu alçakça projenin ilk versiyonudur. Feminizm “Cinsiyet eşitliği eğitimi” gibi “Avrupa Birliği mevzuat ve müktesebâtına uyum mecburiyeti” nin sonunda bu ülkeye sokulduğu bir gerçek.

Bu ihânet projesi yozlaşmış Batılı kadını ideal bir model olarak gösteriyor. Erkeksi özellikler taşıyan, erkek gibi giyinen evsiz, çocuksuz bir kadın bu model. Erkeksiz, yâni evli olmayan, iş hayatına adanmış, annelik duygu ve vecibelerinden koparılmış, evin dışında istediği vakit istediğini yapan sözüm ona “özgür ve eşit kadın!”

“Cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi” projesi Hiroşima'ya atılan atom bombasından fazla zarar verir Türkiye'nin çocuklarına ve ailelerine. Müslüman Türk çocuklarını Avrupa'nın zihni ve nesebi bozuk, ana baba, edeb hayâ bilmeyen gençlerine dönüştürecek bir uygulama bu… İpin ucu kaçtı mı tutması zor olan toplum ve aile faciasına dönüşeceği kesin. Bir kuşak sonra modern-kapitalist hayatın telkinleriyle yozlaşmış kadın ve erkek tipi çoğalacaktır. Erkeğe benzeyen kadınlar ve genç kızlar, kadına benzeyen erkek ve gençler Müslüman Türkiye'nin sokaklarını, okullarını, üniversitelerini doldurursa (doldurmaya başladı) nasıl baş edilecek?

 

İlgilenenler için bir not:                                                                                                                         15 Temmuz darbesine karşı koyan milletin şevk ve mâneviyatında selâ ve ezanın ulvî gücü tartışılmaz. Ezan ve selânın Müslümanca hayatımızdaki önemini anlamak için Ali Yurtgezen hocanın Mostar dergisi Temmuz 2020 sayısında "Ezan ve Salâya Dair Bir Hâfıza Tazelemesi” adlı yazısı okunmaya değer bir yazı…

AHMET DOĞAN İLBEY - TERCÜMEİHÂL

1954 Yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Bir kamu kurumundan emekli. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir ve bu teşkilâtın Kahramanmaraş şubesinin kuruluşunda yer aldı. Yazı hayatı 1980’li yıllarda Yeni Düşünce, Dolunay olmak üzere birçok kültür, edebiyat ve fikir dergilerinde başladı. 1990 yıllarda Gündüz Gazetesi’nde, 2010 yılından itibaren Habervaktim.com ve Türkiye Yazarlar Birliği Web sitesinde günlük yazılar yazdı. Bâzı yazılarında “Ali İlbey” müstearını kullandı. Yayınlanan ilk kitabı “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri.” Yayınlanmış diğer kitapları: Bir Hüzünkârın Ömür Defteri, Dil Kapısında Yazılanlar, Millet Üstüne Düşünceler, Aldatan Cumhuriyet, Kemalist Cumhuriyetin Zulümleri, Cumhuriyetin Karanlık Yılları, Müslüman Doğu’nun Derûnu. İrtibat: [email protected]

AHMET DOĞAN İLBEY DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  547738

-