14 TEMMUZ 2020 SALI

Hatice Kübra Aydın

KİTAPLARDAN DOĞAN GENÇ NESLE SELAM OLSUN

Hatice Kübra Aydın

Geçen sene bu vakitlerde bir kitap okumuştum. İsmi Azîzân… Henüz yazarını tanımıyordum. Gençlik heyecanıyla okumaya başladığım bu kitap beni o kadar etkiledi ki bütün yolları deneyerek yazarına ulaştım ve onunla uzun bir söyleşi imkânına kavuştum.

Neydi kitapta beni bu kadar etkileyen?

Kendime bu soruyu kitaptan cümleler gönlüme düştükçe hep sordum…

Neydi sahi?

Büyük, asil adamları anlatıyordu kitap.

Sıradağlar gibi muntazam ve dimdik duran ve tarihin nizama uygun akmasına damgasını vuran sağlam adamları; Hak dostlarını...

Azîzân'ı okuyuncaya kadar böylesine bir güzeller geçidine şahit olmamıştım. İlla ki vardır ama ben görmemiştim.

Herşey yüzyıllardır kayıp bir kitabın bulunmasıyla başlıyordu. Buhara, Harezm ve Anadolu hattında geçiyordu olaylar.

Kitapta ilk dikkatimi çeken husus şu oldu: Yusuf Hemedânî diye mübarek bir zat, 4 tane her biri dünyaya bedel talebe yetiştiriyor. O zamanki ismiyle 'halife'. Birini oldukça iyi tanıyordum: Pir-i Türkistan Ahmet Yesevî. Onu kim tanımaz ki… Kısa bir zaman diliminde, Hacı Bektaş sultanlar, Yunus Emreler hep onun rahlesinde yetişmiş, Anadolu'yu Müslüman bir Türklüğün gülbahçesi haline getirmişti. Fakat kitap ondan değil, ustanın son talebesinden bahsederek açılıyordu. Abdülhalik Gücdevânî Sultan…

Hazret, kitapta o kadar canlı anlatılmıştı ki yolda karşıma çıksa tanıyıverecekmişim gibi geliyordu bana. Tıpkı onu bir kasap dükkanının önünde gören Türkoğlu Rivegerli Arif gibi. Hoca Arif'i, eşi Gülnihal'i kızı Gülbahar'ın Hoca Mahmud Encirfagneviyle düğününü ve destansı adam Hoca Ali Ramiteni ve Celalettin Harezmşah'ı yetiştirmesi hafızama öyle kazınmıştı ki gördüğüm insanları onlara benzetir olmuştum.

Kitabın gönlüme yeniden düşüş sebebi şu oldu: Orta Asya'nın temiz müslümanlığında büyük rolü olan ve Hâcegan olarak tanınan Abdülhalik Gücdevânî'nin ismini biz gençler niçin hiç duymamıştık? Ne bir tarih kitabında ne sempozyumlarda adı niye hiç geçmiyordu ki?

Şimdi ben üniversiteyi yeni bitirmiş genç bir insanım. Sıkıldıkça eline kalem alıp birşeyler karalayan 'genç kuşak' denilen nesilden. Onun için dedim ki bu benim cahilliğimden, yeterince okuyup araştırmamamdan. Fakat arkaşlarıma hocalarıma büyük küçük tanıdıklarıma sordum. Kimse birşey bilmiyordu. Sonra internette birkaç sitede hakkında biraz bilgiye ulaştım. Hemedanlı Yusuf'un ders notlarından 'Rutbetü'l-hayat' isimli bir eser ortaya koymuştu. Azîzân'da bu kitaptan bahsediliyordu. Hemen aldım. Doya doya okudum. O zaman aynı soruyu daha yüksek sesle sormaya başladım: Ahmet Yesevî sultanla aynı sofrada oturmuş, aynı kaseden beslenmiş bu büyüğün kısmi bir çevre dışında Türk kültür tarihinde niçin ismi anılmıyor?

Ve Ramitenli Hoca Ali… Bu zat, Harezmşahlar devletinin son çırpınışlarında devletin ayakta kalması için  1221-1231 yılları arasında nasıl önemli bir rol oynamış. Hatta Azîzân'da yazıldığına göre ondan önceki sultanlardan Ebul Hasan Harakânî isimli zat, Anadolu'nun İslamlaşmasında Hz Mevlânâ'dan ikiyüz yıl önce büyük bir vazife görüyor. İran'dan Anadolu'ya geliyor ve Kars'ta şehit düşüyor. 500 yıl sonra kabri açıldığında cihat sırasında aldığı yaranın sargısı bile bozulmadan duruyor. Ben Mevlânâ Celâleddin Rumi'yi tanıyorum ama Ebul Hasan Harakânî'yi ilk defa burda duyuyordum.

Bunun için ben formal eğitim okullarından yeni çıkmış Müslümanlığını keşfe çalışan bir genç kuşak olarak Azîzân'a o kadar çok şey borçluyum ki ..

Bir kitap, zihnimde kalbimde adını koyamadığım değerlerin, ilkelerin, hassasiyetlerin yerine oturmasını sağladı.

Bizim gibi genç kuşaklara Azîzân'ı satır satır okumalarını tavsiye ediyorum. Büyüklerim de okursa ne demek istediğimi benden iyi anlayacaktır zaten.

Azîzân'dan sonra bana ne mi oldu?

Tarihimi sevmeye korkuyordum. Artık korkmuyorum.

Allah'ın her asırda tarih yazan sağlam askerleri olduğunu bilmiyordum. Çok net şekilde öğrendim.

Ben Azîzân'la imanın tadına vardım.

Hocamın imanına, kalemine kuvvet versin Rabbim.

Hasretle Azîzânlar bekliyoruz hocam.

Siz bu gençlikten ümit kesmeyin.

Petekler oldukça bu küçük arılar ne olursa olsun bal yapacaktır. Emin olun.

HATİCE KÜBRA AYDIN - TERCÜMEİHÂL

HATİCE KÜBRA AYDIN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  312578

-