6 AĞUSTOS 2020 PERŞEMBE

Kemal Çiftçi

KORONAVİRÜS VE SİYASET

Kemal Çiftçi

11 Eylül 2001 saldırısı, ABD'nin Afganistan ve Irak'a saldırısı için bahane oluşturuştu. Yine aynı gerekçe ile ABD, kendi ülkesinde “Patriot Act” (Yurtseverlik Yasası) adıyla bir kanun hazırlamış ve bu yasa üzerinden farklı dinden (özellikle de Müslümanlar) ve etnik kökenden insanlara karşı her türlü ayırımcılığı yapma ortamı oluşturmuştu. Yine aynı bahaneye sığınarak Afganistan ve Irak'a saldırmıştı ABD.

Gerekçe ise terörle mücadele idi. Oysa aynı ABD, her yıl binlerce vatandaşının ölümüne yol açan silahlı saldırılardan dolayı hiçbir zaman silah satışını yasaklamayı düşünmedi. Amerika Birleşik Devletleri'nde sadece son 50 yılda silahlı saldırılar sonucu ölenlerin sayısı, ABD tarihindeki bütün savaşlarda ölenlerin toplamında daha fazla. Ülke içindeki silahlı saldırılarda 1 buçuk milyondan fazla Amerikalı hayatını kaybederken, ABD'nin katıldığı tüm savaşlarda ölen Amerikalı sayısı yaklaşık 1 milyon 200 bin. Ortalama her yıl ateşli silah kullanımı nedeniyle 39 bin civarında can kaybı yaşanıyor.

Şimdi de COVID-19 pandemisi bahane edilerek insanların hürriyetleri kısıtlanacak. Bu hastalığın doğal yollarla ortaya çıktığını iddia edenler olsa da, doğal mutasyon yoluyla ortaya çıkmayıp laboratuvarda üretildiğine dair bilgiler ağır basıyor.

ABD'nin Allerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüleri (NIAID) yaklaşık 20 yıldan koronavirüs araştrmalarını fonluyor. Üstelik Trump'ın sağlık danışmanı Dr. Anthony Fauci de bu kurumun üst yönetiminde.

ABD, 2001 yılından bu yana yüzlerce laboratuvarda çalışmalar yaptırdı ve her yıl 6.5 milyar dolar para harcadı bu konuda. Böylece ABD ve Çin'deki laboratuvarlarda çok tehlikeli koronavirüsler üretildi.

Bilim dünyası, korona virüsün laboratuvarda üretildiğine dair Nature Medicine dergisindeki makaleyi kullanıyor. Aynı dönemde Lancet de benzer bir makale yayınladı. Her iki dergideki makale birbirlerine atıf yapmışlar. Science Dergisi ise Lancet'den alıntı yaparak kısa bir makale yayınlamış. USA Today gazetesi de Nature'den alıntı yapmış. Dr. Fauci'nin patronu Dr. Franscis Collins tüm bu makalelerden alıntı yaparak bloğunda bir yazı yazmış ve şunları söylemişti: “Şimdi artık bilimsel cevabımız var. Bu virüsün laboratuvarda üretilmiş olması komplo teorisidir. Komplo teorilerine yeri yok burada. Tartışma bitmiştir.” 

Hücre ve moleküler biyoloji uzmanı Dr. Judy Mikovits'e göre COVID-19'un tek sebebi SARS-CoV-2 değil. Bu virüs, daha önceden var olan XMRV gamma retrovirüsün karışımından oluşmaktadır.

Şimdi bütün dünya, büyük bir heyecan ve merakla koronavirüs aşısının bulunmasını bekliyor. Oysa bu beklenti boşa çıkacak gibi. Zira Dr. Meryl Nass'a göre bu aşı bulunsa bile toplum sağlığı açısından faydadan çok zarar getirecek. Bu konuda kamuoyunun direncini hesaba katan yetkililer ise bir çeşit zorunlu aşı yöntemi bulma konusunda planlar yapıyorlar. Dr. Nass'a göre insanları öldüren şey, aşı yokluğu değil. Büyük ilaç devlerini zücaciye dükkânına giren file benzeten Dr. Nass'ın ifadesiyle, bütün mesele onların aşırı para kazanma hırsından kaynaklanıyor.  İlaç endüstrisi, aşıyı tüm dünyada zorunlu hale getirmek için gayret gösteriyor ve aşıların güvenli olduğu propagandasını yapıyorlar. Oysa aşılar aynı zamanda bağışıklık sistemini devre dışı bırakan hastalıklara da yol açabiliyorlar. Bu yüzden de bazen en ufak bir hastalık bile kimi bünyelerde ölümlere sebep olabiliyor. Aşıların yan etkileri hemen ortaya çıkmadığı için onları güvenli sanıyoruz. Bazen haftalar, hatta aylar sonra çok ciddi yan etkiler ortaya çıkabiliyor. Böyle olduğu için de ortaya çıkan problemin gerçek kaynağını çoğu zaman tespit edemiyoruz. Mesela 2009 yılında Avrupa'da uygulanan domuz gribi aşısı  (GSK firmasının Pandemrix adlı aşısı), 1.300 kişide ileri derecede narkolepsiye (bir çeşit kontrol dışı aniden uykuya dalma)  yol açtı.

11 Eylül bahanesiyle ABD içeride ve dışarıda nasıl operasyonlar yaptıysa, koronavirüs salgını da aynı şekilde yeni operasyonlara (ekonomik ve siyasi) zemin hazırlayacaktır.

KEMAL ÇİFTÇİ - TERCÜMEİHÂL

1959 yılında Ardahan’ın Göle ilçesinde doğdu. 1975 yılında Erzurum Lisesinden mezun oldu. Aynı yıl ODTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümüne girdi. 1977 yılında yeniden sınava girerek İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümüne kayıt yaptı. 1982 yılında İ.Ü Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Aynı fakültede Amerikan Kültürü ve Edebiyatı sertifikası da aldı. Öğrencilik döneminde serbest tercümanlık yaptı. 1985 yılında askerlik görevi dolayısiyle İzmir Maltepe Askeri Lisesinde İngilizce öğretmenliği yaptı. Daha sonra Özel Akasya Kolejinde öğretmenlik yaptı. 1986 yılında bilim ve teknoloji dergisi İnsan ve Kainat dergisinde mütercim olarak gazeteciliğe başladı. Daha sonra bu derginin yazı işleri müdürlüğünü üstlendi ve 1993 yılına kadar bu görevini sürdürdü. Bu dönemde Türkiye gazetesi adına yurt dışında bilimsel toplantıları izledi, bu konularda haber ve röportajlar yaptı. 1989-1990 yılları arasında İ.Ü. İktisat Fakültesinde okutmanlık yaptı. Bu süre zarfında British Council bünyesinde düzenlenen Liverpool Üniversitesi DOTE (Diploma for Overseas Teachers of English) programına devam etti. 1993-1996 arasında TGRT’de yapımcı-yönetmen olarak görev yaptı. 1996 yılında Reklam ve prodüksiyon firması Yedi Renk İletişim’in kurucuları arasında yer aldı. 1997 yılında Yeni Şafak Gazetesinde köşe yazarı olarak çalıştı. 2004 yılında Bilim Sanat Felsefe Akademisi’nin kuruluşunda görev aldı ve 2008 yılına kadar burada Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Halen Yedirenk İletişim Grubunda Ajans Başkanı olarak görevine devam etmektedir. İLESAM, Türkiye Yazarlar Birliği, New York Bilimler Akademisi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesidir. İngilizce, Arapça ve Farsça biliyor. YAYINLANMIŞ ESERLERİ• Bilim Penceresinden• Bilim nereye koşuyor?• Uzay’da Hayat Var. Tercümeleri:• Asil Nadir Olayı (Tim Hindle)• The Brotherhood (Stephan Knight)• The Last Cry of the Swan (Çanakkale Destanı)• Konuş Benimle Angel (Evelyn Valarino)• The Garden of Besmeleh

KEMAL ÇİFTÇİ DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  422985

-