11 AĞUSTOS 2020 SALI

Altan Çetin

KÜLTÜREL DELİRMENİN PSİKOLOJİSİ

Altan Çetin

Delirme bir yönüyle mazi ve müstakbel arasındaki bağların kopup hâl içerisinde sıkışıp kalma durumudur. Kültürün dünyasını yitirme kimliksizleşme yani bir manada geçmiş-gelecek çizgisinin kaybolması hâlidir. Kültürel delirme bu manada geçmişten geleceğe bakan aklı yitirmek ve hâl içerisinde savrulup durmaktır. Kültür hayatımız bir tarafıyla uzun asırlardır vaki tereddi ve tedenniler neticesinde yerini kaybeden delirmeler tarihidir dense yanlış olmayacaktır. Umumiyetle, tarihi bir devre tespit etmek gerekirse, modernleşme tımarhanesinde geçen bu devirler içerisinde kültürel delirmenin pek çok tezahürü yaşanırken, bu devrin tarihi henüz yazılıp, olup bitenle de gerçekçi bir manada hesaplaşılmadı.

Kültürel delirme kavramı garipsenecek ve belki mesafeli bakılacak bir tanımlama. Kültürün dünyasındaki mantığın dağılması, bütünlüğün bozulması, hafızanın kaybı, histerik haller ve hatta hayaller ve sanrılarla kendini kaybetme kültürel bir delirmedir. Birey psikolojisi açısından biyolojik hayatımıza ait bu olgunun kültür hayatımızdaki birey ve toplum davranışlarımız doğrultusunda psikolojimize aktarılması bir indirgeme olmaktan ziyade bir durumun analoji ile diğer bir durumu açıklamasında disiplinler-arasılık yoluyla belli bir durumu tanımlama girişimi olarak görülmelidir. Psikolojide tanımlanan bazı psikolojik normal-dışılıkları teşhiste kullanılan kavramlaştırmalar kültür hayatımızdaki vaziyetlerimizi teşhiste de istifadesinde müstamel olabilir. Belirtiler psikolojimizin bozulmasını gösterirken kültürel delirmenin de benzer tezahürleri olduğu ve bir psikolojisi olduğu gerçeğine bu yazı sınırlarında dokunmak faydalı bir farkındalık sebebi olabilecektir. Histeriler, amneziler, fügler ve şizofreniler toplumda karşılaşılan psikolojik normal-dışı hallerine dair belirtilere verilen adlardır; bunların kültür hayatımızda yaşadığımız durumlara da işaret eden normal-dışı haller ileri düzeyde delirme durumu olduğunu ifade etmek yersiz ve manasız değildir. Delirme bir akıl dengesi ve düzeninin bozulmasıysa her kültür bir akıl ve denge olarak mantığıyla var olduğundan bunun ortadan kalkması bir delirme halini pekâlâ gösterebilecektir.

Duygu kaybı ve felç olan idrak, haricinde hiçbir fizyolojik nörolojik belirti olmadan duyu organları manasını kaybeder. Türküler artık ona kendisini söylemez olmuştur. Milli idrakin yaşadığı konversiyon histerisi artık onu sebepsiz görünen yetenek kaybına götürür. Kültür, zahiri hiçbir bozukluk yokmuş gibi görünen birey, aile ve toplumda vaki travmalar, şiddet ve acılarla kendisini duyamama halleri içerisinde manasızlaşır. Bu bir delilik halinin histerisidir. Duyu organları artık kendi özüne karşı işlevsizdir. Hatta felç olmuş bile olabilir. Maruz kalınan ağır süreçler artık mazi ve gelecek bağını kopardığı yerde kültürün bütünlüğünden başka bir alanda ferdiyeti işlevsiz kılar.

Bu histeri durumu yanında hafızada dissosiyatif amnezi'de (bellek yitimi) baskılı, travmatik felaketler, savaşlar, yıkımlar, yeni malumat öğrenme kapasitesi kaybedilmemiş olsa da, kültürün önemli bilgileri ani olarak kaybedilir.  Bir unutma hali kültürel deliliğe işaret bir amnezi olarak görülür.  İşin daha trajik yanı ise bu durumda kişiler, genellikle hafıza kaybının farkında haberdar ve bu hususta uyanık haldedir. Kültürel delirdiğini bilerek unuttuğunu bilerek unutmak hali çok tanıdık değil midir? Bundan daha fenası ise bu durumda yaşanan aldırmazlık halinin de söz konusu olabilmesidir. Bilinç sislenmiştir. Türküleri hatırlamaz, ama unuttuğunun da farkındadır. Bu kısır döngüye aldırmazlık eklendiğinde nasıl bir delirmenin yaşandığını varın siz hesap edin. Bu geçici durumdur ve her şeyi geri dönmesi ve düzelmesi mümkündür, lakin tekrarlanan travmalar yitimi de yeniden tetikleyebilir.

Bunun bir adım ötesinde ise kültür varlığı bir anda tüm bellek kaybı ile dissosiyatif füg durumu yaşar. Derin travmalar sonucunda kişiler bu durumda seyahatlere çıkar. Kendi evinden uzaklaşır. Kimliğini, ailesini önceye dairi hatırlayamaz ya da güçlük çeker. Bunun daha fenası yeni bir kimlik takınır. Başıboş dolaşan biridir artık. Kültürün dünyasında seyahat etmiş, kendinden seyahate çıkmış, yeni bir kendilik içerisinde boş farkında olunmayan hafıza kaybı ile dolaşılır durulur. Gariplik göstermeyen bir yeni kimlik ile dolanır durur. Bir füg yani kaçıştır bu. Kayıpların travması böyle tezahür eder.

Kültürünün dünyasında deliren kişinin düşünme tarzı bozulur. Gerçeklerden kaçış başlar. Olmayan şeyleri gerçek sanır. Şizofreni kültürel delirmede uç bir yerdir. Bu kültürel bir halüsinasyondur. Olmayan, kurgu, simülasyonları kendi olmadığı, kaçtığı o yerde delüzyonlar/sanrılar ile geçerli olmayan düşüncelere, ideolojilere, fikirlere doğruymuş gibi inanır. Şizofreni kültürel delirmenin başka bir boyutudur.  Türküleri artık ona yabancıdır. Halüsinasyonlarını ve sanrılarını gerçek ve doğru sandığı yerde kültürel deliliğin çanları çalar durur.

Kültür bir düzen, mantık ve toplumun manası ise bunu tarihi şartlarda ağır kayıplar, darbeler, travmalara maruz kalan toplumlar bireyler gibi yaşar. Duyu organları kendisine kendisi olanı duyurmaz, hafızası kaybolmaya ve kendisinden kaçarken sonuçta halüsinasyon ve sanrılara saplanan kültürel varlık delirdiğini anlayamadan kaybettiklerinin bilemeden solmaya başlar. Buna bir toplum düzenini bozan, kişilere, kimliğe ve kendiliğe zarar verip sorumluluk ve pişmanlık duymayan kişilik bozuklukları da bunla birlikte düşünüldüğünde kültürel delirmenin psikoloji tebarüz etmeye başlar. Ruhu kendi eliyle yahut harici sebeplerle yok olan/tahrip edilen bir toplum kültürel delirmenin eşiğine gelir. Modern psikolojide bireylere dair rastlanan bu hastalıklar kültür dünyamıza dair boşluklarla birlikte düşünüldüğünde kaybettiklerimizin psikolojisini tarihi ile birlikte düşünmeye başlayabiliriz.

Delilik kültürümüzde bir cesaret unvanı olarak kullanılır. Delikanlı olmak iyi bir şeydir. Yunus Emre Seni sevenlerin ola mı aklı Bir dem uslu ise her dem delidir, dediği o yer ise bambaşka bir makamdır. İdrak, irade ve idare elden gittiğinde kültür artık bizi var edemez. Kültürel deliren bir kişi deliliğin verdiği bu muhtevayı taşımayarak başka bir alana geçiş, aklı ve mantığı hülasa kültürel var olma imkânını kaybederek yok olur.

Ne dersiniz bu çerçevede baktığımızda kültürel psikolojimiz sağlıklı mı?

Vesselam.

ALTAN ÇETİN - TERCÜMEİHÂL

ALTAN ÇETİN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  203294

-