9 AĞUSTOS 2020 PAZAR

Ahmet Doğan İlbey

KURBAN GÜNÜNDEYİZ, İBRAHİM VE İSMAİL OLMAYA ÇAĞRILIYORUZ

Ahmet Doğan İlbey

Kurban günündeyiz. İbrahim ve İsmail olmaya çağrılıyoruz. Kurbanlık hayvanımızı keserken, Hz. İbrahim gibi olmalı ve nefsimize de çalmalıyız bıçağı. İsmail'i kurban ederken içimizdeki “ben” i de, Allah'ı unutturan maddî varlığımızı da, sevip saydığımız, güzelliğinden ve hoşluğundan ayrılamadığımız her şeyi her şeyi kurban etmeliyiz.

Hz. İbrahim sevgiyle büyüttüğü İsmail'ini Allah'a yakın olmak için kurban etmekte endişe etmedi ve imtihanı kazandı, Halilullah sıfatına nail oldu. İsmail'in boynuna bıçağı süren İbrahim gibi olmalı bugün. İbrahim gibi tutmalı bıçağı.

Haydi inananlar! Kurban günü bugün

İsmail'den kurbanlar geçiyor yüreğimizin üstünden. Her yer İsmail, her yer kurban! Bir yanımız İsmail, bir yanımız İbrahim. İsmail'in kurban seçilişi ve rızası üzere tâlim etmeliyiz bugün. İsmail'e dokunmalı dualı ellerimiz.
İsmailler, bıçağına teslim olacak İbrahimlerini bekliyor. İsmailler çoğaldıkça ilk İsmail sevinecek ve inananlar kurtulacak.
Haydi inananlar!

İsmail'inizi alın yanınıza. İbrahim gibi kurban edin. Kirli dünyayı ve günahlarınızı İsmail'den kurbanlarla temizleyin. İçinizde büyüttüğünüz İsmail'i Allah için kurban edin. Kurban olmadan bayram olmaz.

Allah'ın emrine uymuş, vecd ve iman içinde kurban olmaya duruyor İsmail.
İbrahim ulvî ateşler içinde. İsmail, İbrahim'in imtihanı. İsmail imtihanı geçen kurban, yâni Allah'a yakın olan.

Haydi inananlar!

Birer İsmail olsun yüreğiniz ve yatın İbrahim'in bıçağının altına. İsmail gibi kurban olun Allah'a, ümmete ve sevdiklerinize. İsmail olan kurtuluyor, İbrahim olan seviniyor. İsmail de biziz, İbrahim de…

Gaye, şairin dediği gibi “İsmailî bir gönülle teslim olmaktır bıçağa”, yâni Mutlak emrin bıçağına… Bunun içindir ki bıçağı İbrahim gibi tutanların elinde kurban olmaya nasiplenmeli.

Kendini kurban olmakla korkutan şeytanın sol gözünü taş atarak kör eden, İbrahim'in kurbanı İsmail! Yeryüzü senden tevarüs eden kurbanların kanlarıyla yıkanıyor.

Kimi etine tâlib olur İsmail'in, kimi adanmışlığına    Kimi etine tâlib olur İsmail'in, kimi adanmışlığına… Fakîr, İsmail'in adanmışlığına tâlib. Hacc sûresi, 37. âyetin buyurduğu üzere, “Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvânız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah'ı tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi…” İsmail'den düşen eti yemek şeriat'in emri. Fakat asıl gaye Hz. İbrahim'in ve İsmail'in imtihanındaki mânaya mazhar olmak.  Hâle ve niyete göredir İsmaillerimiz. Herkesin İsmail'i zâhirde bir olsa da derûnumuzdaki İsmailler mânevî mertebemize göre değişir.

Kimi etini kurban eder İsmail'in, kimi takvâsını…

Herkes kendi İsmail'ini kurban eder. Kim etini kurban eder İsmail'in, kimi adanmışlığını ve takvâsını… Sizin İsmail'iniz kimdir? İçimizde barındırdığımız İsmail'i kurban ederken neyi kurban ettiğimizi biliriz aslında. Allah'a yakınlaşmamıza vesile olandır İsmail. Kiminin İsmail'i, vazgeçemeyip putlaştırdığı bir insandır. Kimininki servet ve makamdır.

Hz. İbrahim'in İsmail sevgisi gibi gönlümüzden bağlı olduğumuzla nefsimizde bağlı olduğumuz makam ve servet, yâni bir mânada Allah'tan uzaklaştıran her şey kurban etmemiz gereken engellerdir.

İsmail sevgisinin sınırını koyan ilâhi emir Hz. İbrahim'i uyardı. Biz sınırımızı biliyor muyuz? Neleri kurban edeceğiz? Ali Şeriati'nin “Hacc” kitabından okuyalım:

“O, oğlu İsmail'i kurban etmek için getirmişti. Senin İsmail'in kim veya ne? Mevkiin mi? Şerefin mi? Mesleğin, paran, evin, çiftliğin, araban, aşkın, ailen, bilgin, sosyal sınıfın, sanatın, elbisen, ismin, hayatın, gençliğin, güzelliğin... Hangisi? Ben bilemem. Fakat sen kendin bilirsin. Kim ve ne olursa olsun, kurban etmek için getirmelisin. Sana hangisi olduğunu söyleyemem, ama yardımcı olmak için bazı ipuçları verebilirim: İnancını ne zayıflatıyorsa, ‘gitmek'ten ne alıkoyuyorsa, sorumluluk kabul etmekten ne geri çeviriyorsa, kendi kendinle olmana ne sebep oluyorsa, çağrıyı duymana ve gerçeği itiraf etmene ne engel oluyorsa, ‘kaçma'ya ne zorluyorsa, rahatın için bahaneler bulmana ne yol açıyorsa, seni ne kör ve sağır ediyorsa... İşte budur senin İsmail'in; işte odur kurban edeceğin! Onu hayatında arayıp bulmalısın. Eğer Allah'a yaklaşmak istiyorsan, İsmail'ini kurban etmelisin.”

AHMET DOĞAN İLBEY - TERCÜMEİHÂL

1954 Yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Bir kamu kurumundan emekli. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir ve bu teşkilâtın Kahramanmaraş şubesinin kuruluşunda yer aldı. Yazı hayatı 1980’li yıllarda Yeni Düşünce, Dolunay olmak üzere birçok kültür, edebiyat ve fikir dergilerinde başladı. 1990 yıllarda Gündüz Gazetesi’nde, 2010 yılından itibaren Habervaktim.com ve Türkiye Yazarlar Birliği Web sitesinde günlük yazılar yazdı. Bâzı yazılarında “Ali İlbey” müstearını kullandı. Yayınlanan ilk kitabı “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri.” Yayınlanmış diğer kitapları: Bir Hüzünkârın Ömür Defteri, Dil Kapısında Yazılanlar, Millet Üstüne Düşünceler, Aldatan Cumhuriyet, Kemalist Cumhuriyetin Zulümleri, Cumhuriyetin Karanlık Yılları, Müslüman Doğu’nun Derûnu. İrtibat: [email protected]

AHMET DOĞAN İLBEY DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  189137

-