5 ARALIK 2020 CUMARTESİ

MEDENİYET ÇİÇEĞİ OLAN LALENİN SERÜVENİ ŞÜKÛFENAME’DE

İBB Kültür A.Ş.’nin Osmanlı dönemindeki çiçekçilik sanatını ve Osmanlı çiçeklerinin sırlarını anlatan “Şükûfename” isimli kitapta, Nisan ve Mayıs aylarında İstanbul’u süsleyen lalelerin geçmişi ilgili ilginç bilgiler bulunuyor.


MEDENİYET ÇİÇEĞİ OLAN LALENİN SERÜVENİ ŞÜKÛFENAME’DE

Araştırmacı yazar Dr. Seyit Ali Kahraman tarafından hazırlanan “Şükûfenâme” adlı kitapta, Osmanlı çiçekçilik tarihinin en önemli yazma eserlerinden 8 tanesi özgün diliyle yer alıyor.

İstanbul'da İlk Lâleyi Ebussuud Efendi Yetiştirdi

Şükûfenâme'de anlatılan hikâyeye göre; Kanunî Sultan Süleyman'ın ünlü şeyhülislamı Ebussuud Efendi'ye Bolu'dan bir lâle soğanı hediye olarak getirilmiş. Ebussuud Efendi'nin bu lâle soğanını ekmesiyle İstanbul'da lâle merakı ve yetiştiriciliği başlamış. Böylece lâle, Anadolu'da sıkça rastlanmasına rağmen, İstanbul'da yetiştirilmeye başlanmasıyla bir medeniyet çiçeği haline gelmiş.

Kitapta Ebussuud Efendi'nin adının verildiği “Ebussuud Zerrini”, “Ebussuud Müşâbihi” ve “Ebussuud Beyazı” olmak üzere üç zerrin lale çeşidinden de bahsedilip aşağıdaki bilgilere yer verilmiş.

Evvelâ sâhib-i tohum olup hâlâ eseri mevcûd olanların kadîmi sultânü'l-müfessirîn, hâkânü'l-muhakkıkîn, mukaddime-i ceyşü'lmüteahhirîn, fâzıl-ı efâzıl-ı Rûm, hazret-i Ebussuûd İmâdî el-merhûm. Sâhib-i tohum-ı Zerrîn olup zamân-ı sıhhatlerinde üç adet zerrîni zuhûr edüp biri sarı kendi isimleriyle tesmiye etmiştir. Ve biri dahi ona müşâbih Ebussuûd müşâbihi derler, biri dahi beyazdır, ona da Ebussuûd beyazı derler. Hâlâ üçü dahi mevcûddur. Vefâtları dokuz yüz seksen iki Cemâziyelâhiresinin beşinci (22 Eylül 1574) Pazar gecesidir.

Aziz Mahmud Hüdayi'nin Çiçek Merakı

Kitapta, padişahtan sadrazamlara, vezirlerden sıradan vatandaşa kadar İstanbul'da herkesin lale yetiştiriciliğine büyük önem verdiği anlatılıyor. İlginç bir tespit olarak çiçek yetiştiricilerinin daha çoğunluğunun tasavvuf ehli ve büyük âlimler tarafından yapıldığı da vurgulanıyor.  Üsküdarlı Aziz Mahmud Hüdayi Efendi'nin de bu isimler arasında adı geçiyor. Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri sadece çiçek yetiştirmekle kalmamış aynı zamanda bu konuda insanları da teşvik etmiş.

Kanuni Döneminde 200'ün Üzerinde Çiçekçi Dükkânı Vardı

Kitapta, 16.yüzyılda özellikle Kanunî Sultan Süleyman döneminde zirveye ulaşan bahçe ve çiçek kültürü ile başta padişahlar olmak üzere her kesimden halkın profesyonelce uğraştığı çiçek yetiştiriciliği, tarihî vesikalarıyla birlikte anlatılıyor. İstanbul'da Kanunî döneminde 200'den fazla çiçekçi dükkanı bulunduğu da  bu belgelerden öğrenilmiş.

Bin Altın Değerindeki Lâle Soğanı

Kitapta yer alan bilgilere göre, on sekizinci yüzyılda lâle soğanları çok büyük paralara alınır satılır olmuş ve lâle merakı adeta bir çılgınlık hâline gelmiş. “Cüce Moru” olarak isimlendirilen lale çeşidine ise bin altın değer biçildiği yazılı kaynaklarda yer alıyor. Yetiştiricisinin bin altın teklif edilen cüce moru soğanını satmadığı da rivayetler arasında.

Cüce Çelebi'den Zuhûr Etti

Şükûfename'de bin altın değerinde cüce moru (cüce ablağı) şu şekilde anlatılmış:

Zemini koyu erguvânî, zamânı hâlis beyâz, uçları tîğlı bir mevzûn tuhfe lâledir. (Sivri hoş endâm mevzûn kabaklardandır). Kâh sâfî erguvânî gelür, Cüce Erguvânîsi derler ve kâh ablak gelür Cüce Ablağı derler. (Ba‘zısında alaca gelir Cüce ablağı ve Erguvânî Alaca derler. Ve ba‘zısına da sade yek renk gelir Cüce Moru derler.) Üsküdar'da (Kızkulesi dizdarı olan meşhur) Cüce Çelebi'de zuhûr etmeğin anın ismiyle şöhret bulmuşdur.

Kitapta bu lale çeşidi için bir de beyit bulunuyor:

Kalbimin eyle küşâde bâğını

Kıl temâşâ gel Cüce Ablağını.

(Gönüller nakdin alır hüsn ü ânı

Budur şâhım Alaca Erguvânı)

Sıradan Çiçeklerin Katılamadığı Yarışma

Osmanlı'da çiçeğe gösterilen yoğun ilgi sonucu kurulan Çiçek Severler Derneği'nin başındaki çiçekçibaşı padişah tarafından tayin edilirmiş. Yetiştiriciler çiçeklerini, çiçekçiler meclisine getirir, meclis bunları inceler ve kendinden önceki türlere benzemiyorsa yeni bir isim verirmiş. Ayrıca en güzel çiçeği seçmek üzere yarışma düzenlenirdi. Bu yarışmaya sıradan çiçeklerle katılmak imkânsızmış.

Elçilerle Avrupa'ya Gitti

  1. yüzyılda gittikçe kuvvetlenen Osmanlıları merak eden elçilik heyetleri, çiçeklerle dolu İstanbul bahçelerinin güzellikleri karşısında hayrete kapılıp hayranlık duymuş ve Avrupa'nın hiç tanımadığı güzel fidanları ve çiçekleri ülkelerine göndererek paylaşmaya başlamışlar. Kısa bir müddet sonra da zaten Avrupa bahçelerinin çiçeklerle süslenmesini sağlayan, Anadolu'dan Avrupa'ya çiçek ve bitki ticareti başlamış.

Botanik Bilimine Kaynaklık Ediyor

Osmanlı çiçek yetiştiriciliğini ve çiçeklerini anlatan 8 yazma eseri bir araya getiren “Şükûfenâme” adlı kitapta, botanik bilimine kaynaklık edebilecek önemli bilgiler yer alıyor. Eser, Şükûfenâme-i Ali Çelebi, Ubeydullah Efendi Şükûfenâmesi, Lâlezarî Mehmed Efendi Şükûfenâmesi, Şükûfenâme, Defter-i Lâlezar-ı İstanbul, Takvimü'l-kibâr min Mi'yâri'l-ezhâr, Karanfil Risalesi, Revnak-ı Bostan adlı 8 yazmanın yanında, yine aynı konuda yazılmış yazmalardan yola çıkılarak hazırlanmış çiçek yetiştiriciliği bilgileri, yazmalarda isimleri geçen çiçeklerin listesi, çiçek yetiştiriciliğine ait sözlük ve dizinden oluşuyor.

Çiçek yetiştiriciliğine ait makalelerin de yer aldığı kitapta, “Lâle, nergis, buhur-ı meryem nasıl yetiştirilir?”, “Seçkin bir lâlenin özellikleri nelerdir?” gibi sorulara cevaplar veriliyor. Kitapta ayrıca, çiçek yazmalarında geçen İstanbul lâlesi, Kıbrıs, Girit ve Kâğıthane lâlesi, sümbül, nergis, karanfil gibi, adı geçen çiçeklerin listesine de yer veriliyor.

 

 

Yorum Yaz

  694586

-