15 AĞUSTOS 2020 CUMARTESİ

MİLLET VE ÇOCUKLARIMIZI SEZARYEN SİLAHI İLE VURDULAR

Küresel sistem ve endüstri tıbbı tarafından ekonomik soygun, doğurganlık ve nüfus azaltımı ile hasta toplum ve sıhhatsiz nesiller meydana getirmek için kullanılan tehlikeli silah sezaryende; özel, üniversite ve devlet hastanelerinin büyük yarışı nedeniyle Türkiye dünya birincisi oldu. Normal ve fıtrî doğum yerine korku ve şiddet kullanılarak her 5 gebe kadından 3'ünün sezaryene maruz bırakılarak, tıp camiasının yeminine ihanet ettiği bir kez daha ortaya çıkmıştı. Anne sağlığı ve nesil emniyetini hiçe sayan bu uygulamalar, Sağlık Bakanlığı ve SGK'nın görev ihmalini de afişe etti.


MİLLET VE ÇOCUKLARIMIZI  SEZARYEN SİLAHI İLE VURDULAR

ANNE VE BEBEĞE TUZAK

Dünya genelinde sezaryen doğumlar her gün daha da artarken, birçok doktor daha az risk içeren tabii doğumun uzun takip sürecinden kaçarak, kendilerinin ve hastanelerinin kasalarını doldurmak için anneleri keyfi biçimde sezaryene yönlendiriyor. En başta özel hastaneler olmak üzere denetimsizlikten faydalanan ve daha fazla ücret almak isteyen paragözler, mecbur olmadıkça yapılmaması gereken sezaryen doğumların katlanarak artmasına neden oluyor.

TOPLUMA TUZAK

Sağlık Bakanlığı ve OECD raporlarına göre her 10 doğumdan 6'sının sezaryenle yapıldığı Türkiye, dünya genelinde sezaryen doğumda birinci sırada. İnsan ve dolayısıyla toplum sağlığına yapılan bu saldırı ve soygunda özel üniversite hastaneleri “birincilik” için kıyasıya bir yarışa girmiş gibi bir görüntü çizerken, devlet hastaneleri dahi sadece burun farkı ile üçüncü sırada yer alıyor. Sezaryenin sadece hastanelere daha çok para kazandıran bir yöntem değil, aynı zamanda nüfus kontrolü, kadın ve bebek sağlığını bozma aracı bir tuzak olduğunu fark edemeyen doktorlar iştahla bu sezaryen sayılarını daha da artırmaya çalışıyor. 

MİLLET SGK'NIN ADIM ATMASINI BEKLİYOR

Türkiye'de 2016 yılında Suriyeli sığınmacıların yaptığı doğumlar hariç 1 milyon 248 bin 41 bebek dünyaya gelirken, bunlardan 676 bin 152'si sezaryenle yapıldı. Birçok doktorun fark almak ve iş performansını arttırmak için en başta özel hastanelerde sezaryen doğumu tercih ettiğinin altını çizen mütehassıslar, anne adaylarının da farklı bahanelerle ikna edildiğini belirtiyor. Millet zaman zaman gündeme gelen sezaryen istismarı ile ilgili Sağlık Bakanlığı'nın gerekli adımlarını atmasını bekliyor. 

ANNELERİ KANDIRIYORLAR

Normal doğum yapabilecekken korkutularak sezaryene zorlanan binlerce anneden biri yaşadıklarını şöyle anlatıyor: Doğum öncesinde doktorumuz sonuna kadar normal doğum bekledi ancak son hafta bizi, “Bebeğin suyu azalmış, rahim ağzı açılmamış ve bebek beslenemiyor” gibi bahanelerle sezaryene ikna etti. Ancak sonradan öğrendim ki hastanede kaldığımız 2 gün boyunca herkese aynı şeyler söylemişler ve daha çok para için kadınları sezaryene almışlar. 2 gün kaldığımız katta bir gün içerisinde 10 doğumun tümü sezaryenle oldu. Konuyu araştırdım ve herkes, “O hastanede normal doğuran olmaz ki” gibi ifadeler kullanınca şoke oldum. 

SEZARYEN DOĞUMUN RİSK VE ZARARLARI

 Her ameliyat gibi riskler taşır
 Enfeksiyon, kanama ve organ yaralanması olabilir
 Aşırı kanama rahmin alınması bile gerektirebilir
 Bacak damarlarında pıhtı oluşur, akciğerlere pıhtı atabilir
 Doğumdan hemen sonra anne bebek etkileşimi gecikir
 Anne çok daha geç iyileşir, geç taburcu olur, günlük hayatına geç döner
 Doğum sonrası ağrı çok daha fazla olur
 Sonraki doğumlar çok daha zor geçer
 Sonraki doğumlarda normal doğum yapması zordur
 Bebekte solunum sıkıntısı oluşabilir
 Bebeklerde meme emme başarısı daha düşüktür
 Bebeğin astıma yakalanma riski artar
 Anne için kısırlık riski artar.

ESERİNİZLE ÖVÜNEBİLİRSİNİZ...

Denetimsiz özel hastaneler ülkemizi birinciliğe tırmandırdı! Yaşa var ol Sağlık Bakanlığı, SGK ve geleceğini düşünmeyen aileler! Eserinizle övünebilirsiniz. Tebrikler… Hastaneler anneleri hem kendi hem de bebek sağlığı açısından son derece faydalı olan tabi doğum yerine, sağlık ve sıhhat açısından bir çok risk barındıran sezaryenle doğuma yönlendiriyor. Doktorlar sezaryene istekli olmayanları çoğu zaman abartılı bahanelerle kandırıyor. Neticede tabi doğum yapan bir anne hastaneden bebeği kucağında yürüyerek çıkıp, günlük hayıtına kolayca dönerken, sezaryenle doğum yapan bir anne ise karnında kocaman bir dikişle doğum yapmış gibi değil de büyük hastalık nedeniyle ameliyat geçirmiş gibi hasta ve bakıma muhtaç olarak ancak hastaneden çıkabiliyor.

TÜRKİYE BİRİNCİ DURUMDA

OECD'nin rakamlarına göre, Türkiye sezaryen oranlarında dünya sıralamasında birinci durumda. Sezaryen sıklığında ikinci sırayı İtalya, üçüncülüğü İspanya alırken, bu ülkeleri İngiltere ve Fransa takip ediyor. Sezaryen sıklığında dünyada en az uygulamada İsrail başı çekerken, onu Finlandiya, İsviçre, Norveç izliyor. Türkiye'de, yıllara göre sezaryen artış oranları 2002 yılından bu yana hızlı bir artış gösterirken, İtalya, İspanya, İngiltere ve Fransa'da ise mevcut oranlarda bir artış ya da azalmanın olmadığı dikkati çekiyor.

Geçen yıl doğan her İkİ bebekten bİrİ sezaryen

Bakanlık verilerine göre, Türkiye'de geçen yıl Suriyeli sığınmacıların yaptığı doğumlar hariç bir milyon 248 bin 41 bebek dünyaya geldi ve bu doğumların 676 bin 152'si sezaryen ile yapıldı.

Sezaryen doğumlarda ilk sırayı özel hastaneler, ikinci sırayı üniversite hastaneleri ve üçüncü sırayı ise kamu hastaneleri aldı. Doğumların yüzde 44,5'i özel hastanelerde, yüzde 15,9'u eğitim ile araştırma hastanelerinde, yüzde 5,3'ü üniversite ve yüzde 34,4'ü devlet hastanelerinde gerçekleşti.

Sezaryene alıştık mı?

Sağlık Bakanlığının doğum ve sezaryen yaklaşımına göre, dünyada anne isteğine ve hekim isteğine bağlı ilk sezaryen, tıbbi zorunluluk dışında yapılan sezaryenlerin (endikasyonsuz primer) artışında önemli rol oynuyor. Sezaryen tercih edilmesi gerekçelerinde, yıllar içinde vatandaşlarca sezaryenin daha risksiz bir ameliyat olduğuna yönelik anlayış önemli yer tutuyor. Bunun yanı sıra, sezaryenle doğumun daha kısa sürede, daha kolay gerçekleşmesi, hekimlerin de doğumda risk almak istememeleri gerekçe olarak gösteriliyor.

Sezaryen doğumun risk ve zararları

aSezaryen ameliyatı bir karın ameliyatı olması, genel veya spinal anestezi gerektirmesi, bazen az veya çok kanama gibi komplikasyonlar yaşanması nedeniyle her ameliyat gibi bazı riskler taşır. Bu nedenle sadece gerekli durumlarda yapılması önerilir. Sezeryan ameliyatının anne ve bebek açısından taşıdığı riskler:

 Sezaryen ameliyatında çok nadiren görülse de en sık görülen komplikasyonlar enfeksiyon, kanama ve pelvik organ yani rahime yakın bulunan mesane, barsak gibi organların yaralanmalarıdır.

Sezaryen ameliyatı sonrasında bacak damarlarında pıhtı oluşması (derin ven trombozu, dvt) ve akciğerlere pıhtı atma riski normal doğuma göre fazladır.

 Sezaryenin bir dezavantajı doğumdan hemen sonra anne bebek etkileşimini geciktirmesi veya engellemesidir.

 Sezaryen sonrası anne normal doğuma göre çok daha geç iyileşir. Hastaneden daha geç taburcu olur. Günlük hayatına ve işine dönmesi daha uzun süre alır.

 Sezeyan sonrası ağrı normal doğuma göre çok daha fazla olur.

 Sezaryen ameliyatı geçiren anne sonraki bebeklerini normal doğum ile doğurma şansını büyük oranda kaybeder.

 Nadiren genel anesteziye veya spinal, epidural anesteziye bağlı komplikasyonlar oluşabilir.

 Sezaryen ile doğan bebeklerde meme emme başarısı daha düşüktür.

 Bazı araştırmalar sezeryan ile doğan çocuklarda astım hastalığına daha sık rastlandığını göstermiştir.

 Sezaryen olan annelerin karınlarında ameliyata bağlı oluşabilecek yapışıklıklar nedeniyle ileride infertilite (kısırlık) problemi yaşama riskleri daha yüksektir.

Sezaryen oranını düşürmek için bakanlık neler yaptı?

Türkiye'de yüksek sezaryen oranlarını düşürmek için harekete geçen Sağlık Bakanlığı, "Sezaryen Eylem Planı" hazırlayarak uygulamaya koydu.

sezaryen tablo

Sezaryen oranlarını her yıl daha fazla azaltmayı hedefleyen Bakanlık, normal doğumun avantajları, sezaryen ile anne ve bebekte gelişebilecek komplikasyonların anne adaylarınca daha iyi anlaşılabilmesi ile normal doğumun artırılabilmesi için çeşitli düzenlemeleri hayata geçirdi. Bu kapsamda, gebelere ve hekimlere tıbbi şartlar doğrultusunda normal doğumun yapılması için performans sistemi getirildi. Anne Dostu Hastane Programı, aile sağlığı elemanlarına yönelik sertifikalı ve hizmet içi eğitim programları da başlatıldı.

Anneler yaşadıklarını anlattı

Normal doğum istemelerine rağmen sezaryenle doğum yapmaya zorlanan, doğuma az kala hastanelerin sezaryenle doğum teklifini kabul eden ve hala tedirginlik yaşayan anneler Şikayetvar isimli siteye şikâyetlerini şöyle dile getirdiler:

2 günde 10 doğum hepsi sezaryen

Özel bir hastaneyi seçip bin pişman olan bir anne gördüklerini şöyle anlatıyor: “Geçen haftalarda çocuğumuz dünyaya geldi. Doğum öncesinde doktorumuz sürekli normal doğum olarak bekledi sonuna kadar ama son haftasında bize bebeğin suyu azalmış, rahim ağzı açılmamış ve bebek beslenemiyor gibi bahanelerle sezeryan doğum olacağını söyledi. 2 gün kaldığımız katta bir gün içerisinde 10 doğum oldu ve hepsi sezeryan. Sizce bunlar tesadüf mü? Çevrede de araştırdım doktorun adını söyledim ve herkes ‘O hastanede normal doğuran olmaz ki' gibi söylemlerle karşılaştım ve şok oldum. Ticari çıkarlar için insanların hayatlarını bebeklerini tehlikeye atıyorlar.”

Son anda karar değişiyor!

Başka bir anne de, “6 ay boyunca özel bir klinikteki kadın doğum uzmanı ona gittim. Doktorum 9'ncu aya kadar hep normal doğum. Ama doğuma birkaç hafta kala sezeryana çevirdi. Bende şüphelendim ve devlet hastanesine gittim oradaki hemşirede beni muayene ettikten sonra normal doğum olabileceğini özel hastanelerin para için sezaryen yaptılar” dedi.

Psikolojik baskı yapıyorlar

Aynı dertten mustarip bir anne de, “Eşim sezeryanla doğuma zorlandı! İş yerimde ve oturduğumuz çevrede eşimin gittiği özel hastaneye giden hastaların tamamına yakını sezeryanla doğum yaptığı tespitinde bulundum. Hastane acaba şimdiye kadar kaç gebe hastasını hangi yöntemle doğum yaptırdığının istatistiklerini verebilir mi? Doktorları hep hastalarına sezeryanla doğum yapmaya ikna edilmekte. Psikolojik baskı yapılmakta” ifadelerini kullandı.

06-YS-SYF01-r_5

  1. Maşallah bizde tıp yönünden olumsuz ne varsa birinciyiz sezeryan kanser,şeker,tansiyon,obezite... Dev dev hastanelerimiz var doktorlar ordumuz var ilaç desen marketteki sakızdan daha kolay elde edebiliyoruz. Biraz bişeyler düzelse ya! Niye düzelmiyor acep?.

  2. YENİSÖZ tebrikler asıl gündem bunlar, kalemlerinize kuvvet. Sezeryan konusunda zalim paragöz tıpçılar ve dükkan(hatane!) sahipleri hariç vatandaşın da suçları var; evvela sezeryan nefislerine hoş geliyor fıtri acıyı çekmek istemiyorlar, taptıkları tıpta onları böyle tokatlıyor, okumuyorlar araştırmıyorlar akil dostlar edinip onlara danışmıyorlar doktorun dediğine kesin şeksiz şüphesiz adeta iman ediyorlar , bir dostu onları güzelce uyarsa alaycı tavır alıp doktor bunu derken sen kimsin ki edasına giriyorlar.(Bir konu hakkında konuşabilmen için onla ilgili diploman olmalı!).

Yorum Yaz

  134114

-