21 EYLÜL 2020 PAZARTESİ

Ahmet Doğan İlbey

MODERN İNKIRAZ: DİJİTAL İNSAN DİJİTAL HAYAT

Ahmet Doğan İlbey

Her devrin kendine has inkırazları var. Müslüman toplumu da saran modernlik virüsünün girdiği yeri yozlaştırması bu asrın inkırazlarındandır.                             

Modern inkırazlar hazret-i insan vasfını vurup vurup düşürüyor. Homomakine yahut homotelefon çağı bugün, yâni modern inkırazlar çağı… Herkes birbirine mekân olarak yakın, gönül ve dil olarak uzak.                                                    

Ahmaklar ve fikirsizler göremiyor olabilirler, fakat inkıraz etrafımızda karabasan gibi dolaşıyor. Devlet katlarında, her yerde pusuda bekleyen inkıraz modernlik kisvesiyle kalp ve gönül kapılarına dayandı. Efendimiz Aleyhiselâtüvesselâmın merhamet toplumu homomakine yahut homoteknoloji toplumuna doğru kayıyor. Fıtrat ve seciye inkırazı bu…                                    

İnsanlık homomakineye dönüşüyor                                                       

Millî kimliğini kaybeden ve hızla modernleşen şehirlerde, avm'lerde, dijital sanal âlemde homoteknolojiye dönüşen insanlık en başta dilini, gönlünü ve muhabbetini kaybetmeye doğru gidiyor. Herşey görüntüleşiyor…  Adâb-ı muaşeret, vakar ve nezaket yavaş yavaş inkıraza uğruyor. Göz göze bakış yok… Birbirine temas eden dil yok, kalp yok.… Gönül evleri zaten kapalı.                  

Tanzimat'la başlayan inkırazlardan ders çıkartamayanlar, eğitimde, san'atta kıyafette, cemiyet hayatının alafrangalaşmasında görülen inkıraz alâmetlerini fark edemezler. Haçlı saldırılarından daha tehlikeli modern inkırazlar. Dipten derinden virüs gibi erdemi, ahlâkı, karakteri, zihniyeti, idraki değiştirip köklerinden koparıyor.                                                                                         

Toplumun resmine bakıldığında sûret ve davranışlar kar  makarışık. Müslüman mı Avrupalı mı bellisiz. Hiçbir şeye benzemeyen ucube bir “kültür hayatı” gırla gidiyor.                                                                                                                         

Daha kötüsü, maddî imkânları artan Müslümanların hayat tarzının hormonlaşması, âmâ üstad Cemil Meriç'in ifadesiyle inkıraz devrinin bütün meziyet ve reziletleriyle her kademede görünür olmaları ürkütüyor.                 

Görsel toplum görsel hayat                                                  

Mekteplerin, sokağın, kamu ve aile hayatının ne zaman kendi hüviyetine, yâni aslına döneceğine dair henüz hiçbir fikrimizin olmaması inkıraz alâmetlerindendir. İnkıraz uğrayan şehirciliğin vebalını kimin üstüne yıkalım? İslâm medeniyetinin bir üslûbu olan Endülüs'ün şiddetli bir inkıraza uğradığını, yâni yok olup silindiğini, bu sinsi âfetin bizim de etrafımızda dolaştığını seferberlik gibi câmi hutbelerinden başlayıp orta mekteplerden üniversitelere kadar ehlinin lisanıyla anlatmaya başlamalı, hemen yarın.                                            

Sözün özü, kanser gibi bir illetle karşı karşıyayız. Modern inkırazlardan kurtulmak için gerçek millî hüviyetini tam olarak kuşanmış hazret-i insan olmak lâzım. hem de âcilen…                                                                                                                  

******                                                                                                                                  

“Ayasofya Şehrengizi”

Ayasofya Câmii esaretten kurtulup aslî hüviyetine döndü ve milletçe sevindik. Tarih şuurumuzu, Ayasofya hasretimizi dile getiren çokça yazılar yazıldı ve kalp ve dimağımız şifa buldu.  Bu mânada, Türk Edebiyatı Dergisi'nin Ağustos 2020 sayısında şair Yasin Mortaş'ınAyasofya Şehrengizi” adlı şiiri de Ayasofya ünsiyetimizi narin kelimeler dile getiriyor. Paylaşmadan edemedim:

 

Ey
yârim
Süleymaniye'den
Ayasofya'ya
bak yine vakarla
ve sevinçle ağla
Fatih'in
surlara sinmiş
tebessümünü
sakla kalp kubbende
Ve
secde kanatan
o gül hıçkırığı vakti
alnına mühürle de
ezanlarla ağla
Müjdelenmiş dualarla
içten içe
sevinç gözyaşlarıyla
sar İstanbul'u
Fethi'ni kıyamda tut
kılıcını bileyle
bayram atlarıyla sür muştunu
Ki senin
gözlerinden inen
bir fetihna(ğ)me
Ç'ağ'la/yârim
eğil rahlelere
sevinçler şerh eyle
Ve
yeminlerini tut uzaklara

 

 

AHMET DOĞAN İLBEY - TERCÜMEİHÂL

1954 Yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Bir kamu kurumundan emekli. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir ve bu teşkilâtın Kahramanmaraş şubesinin kuruluşunda yer aldı. Yazı hayatı 1980’li yıllarda Yeni Düşünce, Dolunay olmak üzere birçok kültür, edebiyat ve fikir dergilerinde başladı. 1990 yıllarda Gündüz Gazetesi’nde, 2010 yılından itibaren Habervaktim.com ve Türkiye Yazarlar Birliği Web sitesinde günlük yazılar yazdı. Bâzı yazılarında “Ali İlbey” müstearını kullandı. Yayınlanan ilk kitabı “Bir Hüzünkârın Tahrir Defteri.” Yayınlanmış diğer kitapları: Bir Hüzünkârın Ömür Defteri, Dil Kapısında Yazılanlar, Millet Üstüne Düşünceler, Aldatan Cumhuriyet, Kemalist Cumhuriyetin Zulümleri, Cumhuriyetin Karanlık Yılları, Müslüman Doğu’nun Derûnu. İrtibat: [email protected]

AHMET DOĞAN İLBEY DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  856750

-