27 MAYIS 2020 ÇARŞAMBA

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 602

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Uğur Mumcu'nun Çetin Altan'a yönelik ithâm ve hakāretleri

17 Şubat 1988 târihli nüshasında Çetin Altan'la yaptığı mülâkatı neşreden Zaman gazetesi, hemen ertesi gün, yine manşete çıkararak, bu def'a, sayfalarını, Uğur Mumcu'nun Altan'a cevâb veren mektubuna açtı… Bir hayli nefsâniyet yüklü olmakla berâber, günümüzde unutulmuş birçok hakîkati muhtevî bir mektup… Türkiye'nin gençliğimizden beri hep esefle müşâhede ettiğimiz siyâset sahnesinin ibretâmîz bir aynası olan bu mektubu aynen iktibâs ediyoruz:

 “Çetin Altan, bir marksist dönektir. Ruh hastasıdır ve alçaktır. Benim hakkımda MİT ajanı demek, alçaklığın ta kendisidir. Kendisini, sözlerini kanıtlamaya çağırıyorum. Ben, Çetin Altan hakkında söylediklerimi kanıtlıyorum, dönekliğini kanıtlıyorum. TİP'e ihanetini kanıtlıyorum. Hiçbir MİT ajanı ve CİA ajanı Türk sosyalizmine Çetin Altan'ın verdiği zararı vermemiştir. Çetin Altan bir masondur. Bunu kendisi de itiraf ediyor. Çetin Altan, zamanında beni, göklere çıkaran övgü yazılarıyla kutlamıştır. Şimdi de aynı yazılarım nedeniyle suçluyor. Aylığını, Fransız Frangı olarak alan bu dönek marksist, kişilik erozyonunun çok acı bir örneğidir. Ayrıca, gazetenizde benim MİT ajanı olduğumu bir Sovyet gazetecisinin hakkımdaki yayınlarına dayatıyor ve bu yayınlara benim yanıt vermediğimi ve veremediğimi ileri sürüyor. Oysa Sovyet yazarı İyona Andronov[un] bu suçlamalarına, ‘Papa, Mafia, Ağca' adlı kitabımın 25, 26, 188, 193, 197, 208, 232. sayfalarında gereken yanıtları verdim. Çetin Altan, holding sofralarından başını kaldırıp bu konuları okusa böyle gülünçlüklere düşmezdi.

“Cezaevinden sahte göz raporlarıyla tahliye olan…”

“Çetin Altan'ın yaşamında ihanet etmediği kişi ve kavram yoktur. Öyle bir adamın adını anmak bile benim için tiksindirici bir olaydır. Cezaevinden sahte göz raporlarıyla tahliye olan ve zamanın cumhurbaşkanının [Münci Kapani'nin dünürü Fahri Korutürk] affına sığınan bu dönek marksist, 12 Mart günlerinde Nihat Erim'e yardakçılık yaptı. Cezaevinden, Başbakan Nihat Erim'e yardım isteyen mektuplar gönderdi. Güç karşısında eğilip bükülen bu işveren yardıkçısı marksist dönek, şimdi de alaturka kapitalizme uşaklık ediyor, söyledikleri ve yazdıkları çarpık ruhunun ve kişi[lik] erozyonuna uğramış beyninin hezeyanlarıdır.

“Uğur Mumcu bu belgeleri araştırıp buluyor. Hepsi mahkeme dosyalarında, hepsi yasal dayanaklara bağlı kaynaklarda. Ben Çetin Altan gibi ne mason localarında zaman geçiriyorum, ne de işveren sofralarında şaklabanlık yapıyorum.

“Suça ittiği gençlerin mezar taşlarından utanmayan bu adam…”

“Türk solunun bir kısmının cezaevinde olduğunu söyleyen Altan, bu insanların; çok övdüğü, göklere çıkardığı, hokkabazlığını ve yardakçılığını yaptığı Özal döneminde hapis yattığını unutacak kadar akıl ve mantıktan uzaklaşmıştır. Çetin Altan bir ajan provokatördür. Suça ittiği gençlerin mezar taşlarından utanmayan bu adama söylenecek her söz boştur.

“Çetin Altan ANAP iktidarına, ANAP iktidarı da Çetin Altan'a mübarek olsun.

“Benim kavgam, dindar insanla değil, din sömürücüleriyledir. 141, 142. maddeleriyle birlikte 163. maddenin de kaldırılmasını yıllarca isteyen benim: İslâmcı örgütlerin para kaynakları ortaya çıkınca din sömürüsünün amacı da ortaya çıktı. Çetin Altan Türkiye'de ‘irtica yoktur' derken eski yazılarını, cami avlularına bırakılmış çocuklar gibi bırakıp kaçacağını mı sanıyor? Çetin Altan'ı sığınacağı her yerde kulağından tutup Türk halkına teşhir edeceğim. Liberal tosuncuk iki oğluyla birlikte Başbakan Özal'ın konutuna sığınsa bile…

“Yaptığım gazeteciliktir. Hiçbir cunta ile ilgim yoktur. Varsa, devlet ellerindedir; kanıtlasınlar. Bu komplolarıyla yayınladığımız belgeleri çürütmeğe çalışıyorlarsa yanılırlar. Kaldı ki, cuntalar geldiği zaman, nasıl olsa Turgut Özal gibi bir Başbakan ve Çetin Altan gibi albay ve general çizmesi yalayan bir yazar bulurlar, daha önce buldukları gibi…” (Zaman, 18.2.1988, s. 11)

Bursa Nutku'nun sâhiblenildiği siyâsî hâdiseler:

4) 8 Nisan 1966: “Ata için kānûnsuz mitingler… Hükûmet istîfâ! Bursa Nutku, yürüdüğümüz devrimci yoldur!”

Muhtemelen dolduruşa gelmiş Ahmet Ali Gezgin isminde, Denizli – Acıpayam - Sırça köyünden câhil, aklı kıt bir rençber, 8 Nisan 1966 günü, elindeki baltayle, “Mutlak Şef”in İzmir'deki heykeline tecâvüz ediyor… (Milliyet, 9.4.1966, ss. 1 ve 7'ye istinâden) Sanki Kemalizm, heykellere tecâvüzle tasfiye edilebilirmiş gibi! Muâsır târihimizde, birileri tarafından kullanılan böyle idrâksiz şahıslar def'alarca görülmüş ve her seferinde de bu beyinsizce hareketler, fanatik Kemalistler tarafından istismâr edilmiş, Müslümanlar üzerinde tedhîş estirmek için bahâne olarak kullanılmıştır… (Bu gibi hâdiseler kime menfâat sağlıyorsa, gizli mürettiblerini de onların arasında aramak doğru olmaz mı? En azından dikkate alınmıya değer bir faraziye…) İzmir'deki hâdise de öyle oldu! 8 Nisan 1966 gecesinden îtibâren fanatikler yine sokaklara, meydanlara döküldüler, heykeller önünde sabahlara kadar nöbet tuttular, ateşli nutuklar attılar, “Ebedî Şef”e arz-ı ubûdiyet ettiler… 

Nümâyişçilerin bu def'a da rehberleri Bursa Nutku idi… Polisin, kānûnsuz nümâyiş yapmamaları ihtârına, mûtâd vechiyle, Bursa Nutku'ndan aldıkları tâlimâtla, “hiçbir kuvvetin kendilerini durduramıyacağı” cevâbını verdiler… Hâdiseyi, ne kadar kusûrlu olursa olsun, halkın irâdesiyle iş başına gelmiş Hükûmetin aleyhinde istismâr etmeyi, onun bir tertîbi olarak göstermeyi ve “sırtını yabancı sermâyeye dayıyan bu Hükûmetin hiçbir zaman millî irâdeye dayanmadığı” iddiâsıyle onun istîfâsını taleb etmeyi de ihmâl etmediler… 

Nümâyişleri, en alâka çekici enstantaneleriyle, Milliyet'ten, yâni onları yine candan destekliyen Abdi İpekçi'nin gazetesinden tâkîb edelim:

“Gençlik, dün, İstanbul ve Ankara'da Ata için miting yaptı… İzmir'de, Atatürk'ün anıtı önünde bütün gece nöbet tuttu… İzin verilmeyen miting[ler]de zaman zaman Amerika, Rusya ve Demirel aleyhinde tezahürat yaptı…

“İzmir'deki Atatürk heykeline yapılan saldırıyı protesto için gençlik dün İstanbul ve Ankara'da miting yapmıştır. İstanbul'daki mitinge polis, izin alınmadığı için mâni olmak istemiş, fakat gençler polisin ‘Mitingin kanunsuz olduğunu' bildiren ihtarını dinlememişlerdir. Ankara'da ise 8 kişi savcılığa verilmiştir.

“Gençlerin Beyazıt'tan Taksim'e kadar yaptıkları yürüyüşte önemli bir olay olmamış, sadece birkaç yerde Amerikalı denizcileri taşıyan otobüsler yuhalanmış ve bâzı denizciler tartaklanmışsa da, olaylar polise intikal etmeden gençler tarafından bastırılmıştır. Gençler zaman zaman Amerika, Rusya, Demirel ve Vali aleyhinde tezahürat yapmışlar ve ‘Ne Amerika, Ne Rusya, bağımsız politika' diye bağırmışlardır.

“(İstanbul'daki) miting, saat 12'de Üniversite avlusundaki Atatürk ve Gençlik Anıtı önünde başlamıştır. Bütün öğrenci teşekküllerinin gönderdiği ve üzerinde ‘Sana uzanan eli kırarız' yazılı çelenkler anıta konduktan sonra marşlar söylenmiş ve Atatürk'ün Bursa Nutku okunmuştur.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  341567

-