27 MAYIS 2020 ÇARŞAMBA

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 604

Yesevîzâde Alparslan Yasa

1_31

 

(Milliyet, 20.5.1966, s. 1)

1966'nın 19 Mayıs'ını tes'îd merâsiminde de, “Gençliğin görevinin ve yürüyeceği yolun Bursa Nutku'nda gösterilmiş olduğu” îlân edildi… Binâenaleyh o Nutk'a muvâfık olarak yapılan 27 Mayıs Darbesinin têsîs ettiği nizâmı değiştirmiye kimsenin kuvveti yetmez; buna kalkışanları, birinci vazîfeleri Kemalizmi korumak olan bilcümle “zinde kuvvetler”, kan ve ateşle ezer…

*** 

 

Bursa Nutku bir def'a daha devrede: “Kırk yıl önceki İrticâ hortladı! Gençliğin görevi ve yürüyeceği yol, Bursa Nutku'nda gösterilmiştir!”

Sunay'ın nutku, Bursa Nutku'nun lâfzına da, rûhuna da gāyet muvâfıktır. Mâmâfih, o, nutkunda, Bursa Nutku'na hiç atıfta bulunmamıştır. Yine de, bu vesîleyle, İstanbul'da, Dolmabahçe Stadyumu'ndeki tes'îd merâsiminde, mâhûd gösterilerden evvel, Türkiye Millî Talebe Federasyonu İkinci Reîsi Cavit Savcı'ya söz verilmiş, Savcı, kürsüden,  Bursa Nutku'na atıfta bulunarak, onun lâfız ve rûhuna muvâfık bir nutuk îrâd etmiş, resmî âyin bu minvâl üzere tamâmlanmıştır:

“Gösterilerden önce konuşan TMTF İkinci Başkanı Cavit Savcı şunları söylemiştir:

‘Atatürk, bu memleketi bütün maddî ve manevî değerleriyle sana emanet etmiştir. Ne Amerika, ne Rusya ve ne de herhangi bir yabancı devlete değil. Türkiye Türklerindir ve Türkiye'nin yegâne dostları Türklerdir.'

“40 yıl önceki irticaın hortladığını, Parlâmento sandalyelerine kadar oturduğunu, Atatürk'ün büstlerine saldırıldığını, sosyal adalet ilkesi, toprak reformundan yana olanlara komünist dendiğini, devrim şehidine komünist damgası vurmaya çalışıldığını söyleyen Savcı,  sözlerini şöyle bitirmiştir:

‘Büyük önderimiz, gençliğin görevini ve yürüyeceği yolu Bursa Nutkunda ve Gençliğe Hitabesinde göstermiştir. Yürüyeceğimiz yol, Atatürk'çülük yolu, karakterimiz, bağımsızlık, devrimcilik ve özgürlük olacaktır.' ” (Milliyet, 20.5.1966, s. 7)

Bursa Nutku'nun sâhiblenildiği siyâsî hâdiseler:

6) 1 Kasım 1966: İstanbul ve Ankara Üniversiteleri Rektörleri Egeli ve Ferman: “Üniversitenin başlıca vazîfesi, Kemalist nesiller yetiştirmek ve İrticâ ile savaşmaktır!”

1 Kasım 1966, İstanbul ve Ankara Üniversitelerinin yeni öğretim yılının başlaması münâsebetiyle resmî merâsimlerin yapıldığı gündü. O zaman, bu iki Üniversite de, Sabataî ve Farmason Cemâatlerine mensûb birer Rektör tarafından idâre edilmekle iftihâr edebilirlerdi: Prof. Dr. Ekrem Şerif Egeli ve Prof. Dr. Cumhur Ferman… Her iki Rektörün de nutuklarında vurguladıkları husûs, aynen kuruluşunda, aynı Cemâatlerden Dr. Reşit Galib'in îlân ettiği gibi, Üniversitenin başlıca vazîfesinin Kemalist nesiller yetiştirmek ve “İrticâ” (yaftalı İslâm)  ile mücâdele etmek olduğuydu…

Evvelâ Egeli'yi dinliyelim:

“Türkiye'mizde, Üniversitelerin, başka memleketlere göre ön plana geçen en önemli görevlerinden biri de gericilikle savaştır. […] Ben bir Üniversite mensubu olarak, gericiliği, düşünce dünyamızda husule gelen ve bugün vardığımız yerdeki her türlü ilerleme ve köklü devrimlerimizden geri dönme olarak anlıyorum.

“Türk Üniversiteleri, ayrıca, Türkiye'nin uygarlık ve kültür dünyasındaki müstesna yerine ve kuvvetine inanmış, Kurtuluş Savaşından bu yana Büyük Önder'inden miras kalan en doğru, bünyesine en uygun rejimi gönülden benimsemiş, yâni tek kelime ile Atatürkçülüğü içine sindirmiş ve öğrenmiş ve bunu imanla, şuurla memlekete yayacak kuşakları yetiştirmekle görevlidir.” (Milliyet, 2.11.1966, ss. 1 ve 7)

Prof. Dr. Cumhur Ferman da, Ankara Üniversitesi'nin yeni öğretim yılının açılış konuşmasında, aynı mesajı vermişti:

“Sizler, mânevî değeri fevkalâde yüksek bir milletin evlâtlarısınız. Ayrıca Atatürk gibi insanlık tarihinin en büyük önderlerinden birinin nesli olmak bahtiyarlık ve şerefine sahipsiniz.

“Atatürk'ün hayatı, eserleri, düşünceleri sizler için başka hiçbir milletin çocuklarının sahip olamadığı yol göstericilerdir. Daima hatırlayınız ki o, her sözünü sizler için söylemiştir, size güvenmiştir. Atatürk gençleri! Her birinizin ayrı ayrı üstün kabiliyetlere, yüksek karaktere ve büyük çalışma gücüne sahip olduğunuza inanıyoruz. Sizden beklediğimiz, elimizdeki imkânlardan en iyi şekilde faydalanmanız ve bu vasıflarınızı isbat etmenizdir.”

Söz ve fiilleri her zaman gençlere ışık tutuyor: “Ya bu kanûn çıkacak, ya bâzı kafalar kesilecektir!”

Ankara'daki merâsimde, Devletin tepesi ve geniş bir akademisyen topluluğu da hazırdı: “Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Millet Meclisi Başkanı Ferruh Bozbeyli, Devlet Bakanı Cihat Bilgehan, Ankara Üniversitesi Dekan ve Profesörleri, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektörü Kemal Kurdaş”, v.s… Merâsimde, Ferman'dan sonra, Ankara Üniversitesi Talebe Birliği Başkanı Naci Özdemir'e söz verildi. Milliyet, onun uzun nutkundan genişçe bahsediyor. Bunda en fazla dikkat çeken husûs, onun da Bursa Nutku'nun lâfız ve rûhuna muvâfık şekilde konuşması ve zâten sözlerini de Bursa Nutku'yle bağlaması, bütün Devlet erkânının alkışları arasında Bursa Nutku'nu okumasıdır:

“…Özdemir, ‘Saygıdeğer hocalarımıza dün kara cübbeliler diyen zihniyet, bugün de onları aşırı sol propagandacısı olarak nitelendirmektedir.' demiştir.

“Her iki zihniyetin aynı olduğunu belirten Özdemir, daha sonra özetle şunları söylemiştir: ‘Gaye, Üniversitemizin temelini dinamitlemek, bütünlüğünü parçalamaktır. Üniversite, öğrencisi ve öğretim üyesi ile bir bütündür. Bunu parçalamaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.'

“Birlik Başkanı, konuşmasında, politikacıların, ‘aldatılıp reyleri alınan vatandaşların dertlerine daha sonra sırt çevirdiklerini' ileri sürmüş, Buca Savcısının Atatürk'ün Bursa Nutku ile ilgili davranışını yermiştir.

“Atatürk'ün 43 yıl önce Cumhuriyet rejiminin kabulü için Meclis'te yaptığı konuşmada, ‘Efendiler! Bu bir emrivâkîdir! Bu kānûn burada çıkacaktır! İhtimâl bâzı kafalar kesilecektir!” dediğini hatırlatan Özdemir, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının çeşitli maskeler altında teşkilâtlanmış olarak devrimlerin karşısına çıktığını sözlerine eklemiştir.

“Yargıtay Başkanının adlî yılın açılışındaki konuşmasını yeren basına ve politikacılara da çatan Talebe Birliği Başkanı, Gürsel'in vefat ettiği günlerde çatlak bazı seslerin kulakları tırmaladığını belirtmiş, konuşmasının sonunda Atatürk'ün Bursa Nutkunu tekrar okuyarak sözlerine son vermiştir.” (Milliyet, 2.11.1966, ss. 1 ve 7)

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  644926

-