14 TEMMUZ 2020 SALI

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 608

Yesevîzâde Alparslan Yasa

“İctimâî Adâlet Kahramanı”nın Güneş Motel rezâleti

Ecevit'in makyavelist siyâsetinin fâş olduğu bir başka hâdise, Güneş Motel rezâletidir…

Bu rezâlet, 12 Mart 1971 Askerî Muhtırâ devresini (1971-1973) tâkîb eden kısa ömürlü koalisyon hükûmetleri devrinde (1974-1980) cereyân etmişti. O zaman, hiçbir siyâsî fırka, tek başına Meclis'de ekseriyeti têmîn edemiyor, teşkîl edilen koalisyon hükûmetleri de, ortaklar arasındaki menfâat çekişmeleri sebebiyle uzun ömürlü olamıyordu. Bu devrin aşağıdaki hükûmet listesinden bu husûs anlaşılabilir:

  1. Hükûmet (I. Ecevit): 26 Ocak 1974-17 Kasım 1974;
  2. Hükûmet (Prof. Sadi Irmak): 17 Kasım 1974-31 Mart 1975;
  3. Hükûmet (IV. Demirel); 31 Mart 1975-21 Haziran 1977 ;
  4. Hükûmet (II. Ecevit): 21 Haziran 1977-21 Temmuz 1977;
  5. Hükûmet (V. Demirel): 21 Temmuz 1977-5 Ocak 1978;
  6. Hükûmet (III. Ecevit): 5 Ocak 1978-12 Kasım 1979;
  7. Hükûmet (VI. Demirel): 12 Kasım 1979-12 Eylül 1980.

Bülent Ecevit, CHP - MSP koalisyonu olarak teşkîl edilen 37. Hükûmetle Başvekîllik tâlihini yakalamış, lâkin bilhassa 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Harekâtının îtibârını paylaşamıyan, ayrıca Kıbrıs'ın statüsü hakkında da mutâbık kalamıyan, bu arada 1974 Siyâsî Affında da ihtilâfa düşen iki ortak, takrîben on aylık fırtınalı bir berâberlikten sonra, yollarını ayırmak zorunda kalmıştı… 5 Haziran 1977 Seçimlerinde yine Meclis'de ekseriyeti elde edemiyen Ecevit ve fırkası, dîğer hiçbir fırkanın desteğini almadan bir ekalliyet hükûmeti kurmuş, onun da ömrü, tabîatiyle, ancak bir ay olmuştu. O günden îtibâren, iktidâr hırsıyle yanıp tutuşan Demokratik Solcu lider, tekrâr Başvekîl olabilmek için bir çâre arıyordu… (Zâten bu husûsta, dîğer siyâsî liderlerden bir farkı yoktu…) Nihâyette, İcrâ Vekîlliklerini pazara çıkarmak şeklinde çok parlak ve çok “ahlâkî” bir çâre buldu: Meclis'de ekseriyeti sağlaması için kendisine destek olacak her Millet Vekîline bir İcrâ Vekîlliği tahsîs edecekti!

Makyavelist siyâsetçinin teklîfinin câzibesine kendini kaptıran 11 Millet Vekîli çıktı… (Sayı, başlangıçta 12 iken, bilâhare 11'e düştü.) Hepsi de, Demirel'in fırkasına mensûbdular… Pazarlık için, Florya'da İstanbul Belediyesi'ne âid Güneş Moteli'nde bir araya geldiler. Toplantıyı Belediye Reîsi Aytekin Kotil tertîb etmişti. (https://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCne%C5%9F_Motel_Olay%C4%B1; 6.5.2020) Netîcede, şerefleri pahasına, içlerinden on kişi birer İcrâ Vekîlliği elde etti; bir kişi Vekîllik istemedi… (Belki de o bir kişinin pazarlık mevzûu başka şeydi...)

Ecevit'in işbu Güneş Motel Vekîllerinden ikisi,  Gümrük ve İnhisâr Vekîli Tuncay Mataracı ile İctimâî Emniyet Vekîli Hilmi İşgüzar, makāmlarını sûistîmâl etmek, yolsuzluk yapmak ithâmlarına mârûz kaldılar… (Wikipedia Ansiklopedisi, mezkûr kaynak) Mâmâfih, mûtâd vechiyle, bu ithâmlardan adlî netîceler doğmadı…

1_34

Yormlara açık olsun.Cuma(http://teknopoltkalar.blogspot.com/2018/11/ecevit-felsefesi-ac-beyne-gunde-3-kez.html; 10.5.2020)

Heyhât ki gāfil halk, ictimâî adâleti, adâletsizliğin müessisi olan bir rejimden ve onun adamlarından bekliyor! Propaganda vâsıtalarının neredeyse inhisârına sâhib olan Mütehakkim Zümre, siyahı beyaz göstermiye muvaffak oluyor, zaman zaman patlak veren çirkinlikleri de, aynı vâsıtaları kullanarak örtbas etmenin bir yolunu buluyor…

***   

 

III. Ecevit Hükûmetinin de Memlekete faturası çok ağır oldu! Hülâsaten, bütün Memleket tedhîş ve kargaşaya gark oldu… Muhtelif siyâsî kanâatlere mensûb yüzlerce insan bu vasatta can verdi, onlardan daha fazlası yaralandı, içlerinden bir kısmı sakat kaldı… Bütün Memleket muztarib, bedbaht insanlarla doldu… Enflasyon zaptedilemez bir seyir tâkîb etti ve %100'ü aştı… İnsanlarımız, Millî Kültürümüze daha fazla yabancılaştılar… Mekteblerimiz, ideolojik sâikli kanlı kavga mahâlleri hâline geldiler… Resmî Dil, biraz daha Uydurmacalaştı, biraz daha Kemalistleşti… Bir nesil bu hengâmede ziyân oldu desek, herhâlde mübâlâğa etmiş sayılmayız!

İşte böyle! Bizim memleketimizde,”ictimâî adâlet” gibi en asîl mefhûmlar dahi istismâr mevzûudur! Bu mefhûmlara en uzak insanlar, onların lâfazanlığını yaparak büyük menfâatler devşirirler… Biz de bütün bunları az-çok görür, lâkin yine de onların peşînden ayrılmayız… Onlar da her devirde, her fırsatta, tekrâr tekrâr aynı oyunları sahneye koyarlar… Hattâ ölünce de, bu istismârcıları, bu zâlimleri azîzleştiriveririz! Husûsî kānûn vaz'eder ve onları büyük Devlet merâsimiyle Devlet Mezârlığı'na defnederiz… Tabiî o laik mezârlığa defnedilmek İndallâh ve Dîn-i Mübîn nezdinde ne mânâya gelir; o da ayrı bir fasıl…

Bu nîçin böyle oluyor? Çünki buna lâyıkız! Kimlere lâyıksak, onlar tarafından idâre ediliyoruz! Bizim ahlâkî değerlerimiz sağlam olsa, ferâset, basîret ve ilmî zihniyet sâhibi olsak, bu şeytânî düzen böylece sürüp gidebilir mi?

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  153030

-