14 TEMMUZ 2020 SALI

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 610

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Deniz Baykal: “Türk Solunun her türlüsü Marksizme dayanmaktadır”

Mütehakkim Zümrenin bir başka unsuru, 1970'li senelerde Ecevit'le aynı saflarda mücâdele eden (I. Ecevit Hükûmetinde Mâliye, III. Ecevit Hükûmetinde Enerji ve Tabiî Kaynaklar Vekîli), bilâhare, uzun seneler zarfında (1992 - 2010) CHP'nin liderliğini de yapan Doç. Dr. Deniz Baykal (Antalya, 1938), 4 Şubat 1971 târihli Ulus gazetesinde (s. 2) neşredilen makālesinde, bizim de araştırmalarımızda ulaştığımız bir tesbîti têyîd ediyor: Sosyal-Demokrasi, Marksizm üzerine müessestir ve Komünizmden, esâs îtibâriyle, ihtilâlci olmamasıyle ayrılır; bunun sebebi de, ileri sanâyi memleketlerinde, siyâsî-ictimâî-iktisâdî şartların artık ihtilâle lûzûm kalmadan iktidâr olmaya el vermesidir… Biraz aşağıda, Ecevit'in de, Türkiye hakkında mümâsili bir tahlîlde bulunduğunu göreceğiz. Evvelâ Baykal'ı okuyalım:

“Türk solunun yahut sosyalizmin her türlüsü (burada sınıflaması yapıldı) Marksizme dayanmaktadır. Demokratik sosyalizm yahut sosyal demokrasi de Marksizme dayanmaktadır. Ancak, yine Marx'ta da bazı belgeleri bulunabilecek tartışmalarla yönler ve yöntemler ayrılmıştır. Demokratik sol; yöntem itibariyle, seçim yoluyla iktidara gelebileceği düşüncesine dayanır. Biliyorsunuz, diyalektik materyalist kurallardan birisi de, niceliksel artışların belli bir süre sonra niteliksel bir değişikliğe yol açacağıdır.

“Bu açıdan bakılırsa, işçi sınıfının ortaya çıkması, bunun büyümesi ve bunun zamanla bir bilinç birikimi, bir sınıf birikimi elde etmesi sonucunda işçi sınıfı iktidara gelecektir. Yani bir yandan işçi sınıfının sayıca artışı, bir yandan da bunun bilinçlenmesi süreci sonunda işçi sınıfı iktidara gelecektir. İşçi sınıfından kastım çalışan sınıftır. Çalışanların hepsini içeren sınıftır. Şimdi bu iktidara gelme, demokratik yollar açıksa demokratik yollardan olur. Eğer demokratik yollar açık değilse bu bir patlama halinde olur, bir ihtilâl halinde olur.

“Marx'ın kendi zamanında proleter ihtilâlini öne sürdüğü zaman, Avrupa'da genel seçim yoktu, oy hakkı herkese tanınmış değildi. Bugün ise Türkiye'de demokratik hak ve hürriyetler 1961 Anayasası ile teminata bağlanmıştır. Bu hak ve hürriyetleri emekçi sınıfın sonuna kadar kullanması, bunlardan yararlanması, örgütlenmesi ve iktidara gelmesi mümkündür. Bunun önünde hukukî ve fiilî bir engel olmadıkça ihtilâl gereksizdir. Bizim demokratik sol anlayışımızın, yöntem itibariyle bu seçim yolunu benimsemesinin sebebi budur. Demokratik sola inananların yapacağı, bu imkânları kullanmaktır. Bu imkânların kullanıldığı, işçi sınıfı, çalışanlar bilinçlendirildiği, kendi iktidarlarının sahibi olmaya [olmalarına] çalışıldığı zaman, benim kanımca bunun karşısında herhangi bir dış kuvvet de duramayacaktır.” (Doç. Dr. Deniz Baykal, Ulus, 4.2.1971, s. 2)

 

1_2

 

(Millî Gazete, 19.4.1986, Tef. No 2, s. 4)

Geliştirdiğimiz mühim bir nazariye, “âlet-fikriyât” mefhûmuna dâirdir… Araştırmalarımız, bize, Beynelmilel Siyonizmin, hedeflerine ulaşmak için birçok âlet-fikriyât geliştirdiğini gösterdi… Bunlardan biri de Sosyal-Demokrasidir…

*** 

 

Ecevit, Sosyal-Demokrasinin bir mü'mini idi

“Ortanın Solu” sloganıyle yola çıkan Bülent Ecevit, daha sonra, temsîl ettiği siyâsî çizgiyi “demokratik sol” tâbiriyle ifâde etmiye başlamıştı. “Sosyal-Demokrasi” yerine bu tâbiri tercîh etmesini de, ilkinin Marksizme dayandığı, hâlbuki kendilerinin Marksizmle bir alâkalarının olmadığı şeklinde îzâh ediyordu… Bu mevzûu, kendisini her dâim kuvvetle desteklemiş olan Abdi İpekçi de merâk etmiş ve kendisinden sebebini öğrenmek istemişti. Bundan, bir başmakalesinde bahsediyor:

“Aslında ‘ortanın solu' gibi ‘demokratik sol' da geniş ve muğlak bir deyimdir. Çok partili rejimlerde sol kanatta yer alanlar bu deyimler yerine ‘sosyal demokrat', ‘sosyalist' adlarını kullanırlar. CHP, ortanın solundaki yerine açıklık getirmek isterken bu deyimlere başvurmamış, ‘ortanın solu' kadar geniş kapsamlı bir ifade seçmiştir.

“Neden?

“Genel Başkan Ecevit, dün kendisine yönelttiğimiz bu soruyu şöyle cevaplandırdı:

‘Demokratik sol yerine, sosyal-demokrat deyimini kullanmamız söz konusu edildi. Ancak, sosyal-demokrat partilerin kökeni marksisttir. Oysa biz marksist değiliz. CHP'nin marksist kökenli görüşlerle ilgisi yoktur. Sosyal-demokrat deyimini kullanmak, böyle bir yanlışlığa ve karışıklığa yol açabilirdi. Biz, marksist kökene dayanmayan, Demokrasiye önem veren, çağdaş ve sosyal bir patiyiz. Bu özelliğimizi en iyi ifade edecek deyimin ‘Demokratik sol' olduğuna inanıyoruz.'

“Bu açıklamaya rağmen kamuoyunun ‘demokratik sol'un tanımlanması konusunda tamamlayıcı bilgilere ihtiyaç duyacağını sanıyoruz. İlh…” (Abdi İpekçi'nin “CHP'de Tüzük Değişiklikleri ve Ecevit ile Bir Görüşme” başlıklı başmakālesinden, Milliyet, 2.7.1974, s. 10)

Ecevit'in, İpekçi'ye bu beyânâtından bir buçuk sene kadar sonra, bu def'a, İskandinav Sosyal-Demokratlarının şahsında Sosyal-Demokrat nizâma sâhib çıktığını görüyoruz… Şöyle ki:

Ecevit, Aralık 1975'te, İskandinav memleketlerine iki haftalık bir seyâhate çıkmış, dönüşünde, uzun senelerdir Sosyal-Demokrat Hükûmetlerin idâre ettikleri bu memleketleri bir nevi “yeryüzü cenneti” olarak tasvîr eden bir başmakāle kaleme almış, açıkça oralardaki nizâma benzer bir siyâsî-ictimâî nizâm têsîs etmek istediklerini ifâde etmişti: 

“Bu ülkelerde yaşam kavgasının gereği kalmamış artık. Geçim kavgası kalmamış, çünkü doymazlığı kamçılayıcı eşitsizlikler kalmamış. Hastalık da, sakatlık da, yaşlılık da, eğitim de birer sorun olmaktan çıkmış… İşsizlik bir sorun olmaktan çıkmış…

“…Kuzey ülkelerinin dördünde de uzun sosyal demokrat iktidarların kurup yerleştirdiği düzen, ufak tefek değişikliklerle böylesine insanca idi. İnsanların yalnız maddî değil manevî gereksinmeleri de, başka nice ülkelerde düşlenmemiş yollardan karşılanıyor.  […]

“Türkiye'nin, bu dört Kuzey ülkesiyle işbirliğinden çok şeyler kazanacağına ve insanlığa da çok şeyler kazandırabileceğine inanıyorum. Bu ülkelerle yakın işbirliğinin bir koşulu barışçı olmaksa, bir başka koşulu da onların insanca ilkelerini paylaşan bir düzen kurmayı amaçlamak. Onun için, demokratik sol bir CHP iktidarı, o ülkelerle aramızda işbirliği olanaklarını çok genişletecektir. Türkiye'nin benzer ilkelere dayalı bir düzeni başarıyla kurması ve geliştirmesi ise, gelişme sürecindeki tüm uluslara yeni ufuklar açacaktır.” (“CHP'nin nâşiriefkârı Özgür İnsan, Ocak 1976, sy. 27)

Bizim yukarıda tam künyesiyle zikrettiğimiz ve 15 Mart 1976 târihli Vesika mecmûasında neşredilen “Sosyal-Demokrat İskandinav Memleketleri ve Mûtemed Ecevit” başlıklı araştırma makālemiz, Ecevit'in o memleketler hakkındaki toz penbe tasvîrlerine bir aksülamel olarak kaleme alınmıştı ve bu makyavelist siyâsetçinin görmezlikden geldiği bâzı acı hakîkatleri vurguluyordu…

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  342013

-