8 AĞUSTOS 2020 CUMARTESİ

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 634

Yesevîzâde Alparslan Yasa

“Halk Partisi Hükûmetlerinin âciz ve pasif dış politikaları”

KTKF'nin 16 Eylûl 1952 târihli Raporu'nda, Kıbrıs ve sâir Anadolu Adaları hakkında “Ebedî” ve “Millî Şef” Hükûmetleri tarafından tâkîb edilen siyâsetten ise, büyük teessüfle bahsediliyor:

“Yakın bir geçmişte Halk Partisi Hükûmetlerinin âciz ve pasif dış politikaları yüzünden kaybedilen Oniki Ada, Türk Gençliğinin kalbinde ebedî bir yaradır. Türk Gençliği, Türk-Yunan Dostluğu nam ve hesabına Oniki Ada üzerinde Millet adına işlenen fecî hatanın daha geniş ölçüde tekerrür etmemesi için, Kıbrıs meselesinde müteyakkız bulunulması ve bu meselede hiç değilse Yunanistan kadar faal bir politika takip edilmesi icap ettiği fikrindedir.” (Kaymak 1968: 70)

“Yunan Hükûmetleri, Kıbrıslı Rumlarla planlı bir şekilde alâkadar oldukları hâlde, Kıbrıs Türkleri, 30 senedir, CHP Hükûmetlerinden hemen hiçbir alâka görmediler”

“Bu günkü millî hudutlarımız dışında kalmış Türk kitleleri içinde, Türk kültür ve ananesini en iyi şekilde muhafaza etmiş; en kuvvetli millîci duygularla Anavatana bağlı kalmış ve Türk İnkılâplarını adım adım takip etmiş bu zinde Türk kitlesi, maalesef son zamanlara kadar Anavatandan hemen hiç bir alâka görmemiştir.” (Kaymak 1968: 74)

“Lozan andlaşmasından sonra, Türk Hükûmetinin teşviki ile, Türk mallarının yok pahasına satılarak kitle halinde Anadolu'ya muhaceret edilmesi, Kıbrıs Türkleri için ağır iktisadî bir darbe teşkil etmiş, 30 senedir devam eden Ada'nın Yunanistan'a ilhakı korkusunun yarattığı istikrarsızlık Türk halkını her türlü teşebbüsten alıkoymuştur.

“Son çeyrek asır içinde, Yunanistan, Kıbrıs Rum halkıyla sürekli ve planlı bir şekilde alâkadar olduğu, Yunan millî bankalarının Kıbrıs'ta şubeler açmalarını temin suretiyle, bir taraftan yerli Rum unsurun kalkınmasına ve iktisaden kuvvetlenmesine yardım edilmesi, diğer taraftan Yunan sermayesinin tedricen Kıbrıs'a yerleşmesi için, Yunan Hükûmetlerince her türlü gayretler sarfedildiği halde, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetleri, Kıbrıs Türklerine ve Kıbrıs'a karşı hemen hiçbir alâka göstermemişlerdir.

“Bu âmillerin tesiri altında, Kıbrıs Türk unsuru, zamanla iktisaden zayıf bir duruma düşmüş, buna karşılık, Rum unsur, Ada'nın iktisadî hayatına hâkim bir vaziyete geçmiştir. Bu gün bütün Yunan bankalarının Kıbrıs'ta şubeleri vardır. Yunan sermayesi madencilik, ziraî sanayi ve diğer her türlü teşebbüsler halinde Ada'ya akın etmekte ve Kıbrıs üzerindeki Türk hukukunu şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde tehdid edecek bir durumun meydana gelmesine yol açmaktadır.

“Türk bankalarının Kıbrıs'ta bir şube açmasını dahi sağlamadılar”

“Bu muazzam tehlikeyi önlemek için, bir an evvel planlı bir şekilde harekete geçmekten başka çare yoktur. Millî bankalarımızın Kıbrıs'ta şubeler açmaları için son on sene içinde Kıbrıs Türkleri tarafından yapılan mütevali müracaatlar, bugüne kadar maalesef bir semere vermemiştir. Son zamanlarda Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası tarafından bu yolda ciddî bazı etüdler yapıldığı istihbar edilmiş ise de, henüz ortada fiilen teşebbüse geçildiğini gösteren bir emare yoktur.” (Kaymak 1968: 89-90)

 

1_12

 

(Faiz Kaymak, Kıbrıs Türkleri Bu Duruma Nasıl Düştü?, İstanbul: Alpay Basımevi, 1968, s. 32-a)

Lozan'da ve müteâkib bir çeyrek asır zarfında –Kıbrıs dâhil- Anadolu Adaları için parmağını dahi kıpırdatmıyan “Ebedî” ve “Millî Şef” devirlerinin Hükûmetlerinden sonra, ilk def'a ve canla başla Kıbrıs Dâvâsına sâhib çıkanlar, rahmetli Başvekîl Adnan Menderes ve onun teşkîl ettiği Hükûmetlerdir… Yukarıdaki resim, 16 Eylûl 1952 târihli 27 sayfalık Kıbrıs Raporu'nu hazırlıyan -52 Kıbrıslı Türk teşekkülünün temsîlcisi- Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu Reîsi Faiz Kaymak (Menderes'in sağındaki zât) ve Kıbrıs Türk Kültür Derneği İdârecileri, mezkûr Rapor'u, Başvekîl Adnan Menderes ve (Menderes'in solunda duran) TBMM Reîsi Refik Koraltan'a arzettikleri 11 Ekim 1952 günü çekilmiştir… 

***  

 

“Kıbrıs'taki Yunan bankaları, Türklere karşı güdülen iktisâdî imhâ siyâsetinin vâsıtalarıdır”

Yine KTKF'nin 16 Eylûl 1952 târihli mezkûr Raporu'na nazaran, Kemalist Hükûmetler, Kıbrıs'ı ve sâir Anadolu Adalarını bütünüyle gözden çıkarmış oldukları için buraların Türk ahâlîsiyle hiç alâkadâr olmadılar ve Rum ahâlî, Yunan Hükûmetlerinin sinsi plan ve faâliyetleri sâyesinde mütemâdiyen kuvvetlenir, müreffeh bir cemâat hâline gelirken, Türkler pek acıklı bir vazıyete düştüler… Böylece, Rumlar tarafından Türklere karşı tâkîb edilen jenosid siyâsetinin bir cephesi de, “iktisâden imhâ” sûretinde tezâhür ediyor…

“Kıbrıs'ta son zamanlarda kurulan Kooperatif teşkilâtı, Türk çiftçisini murâbahacı Rum tüccarın pençesinden kurtarmış, kısa vadeli kredi ihtiyacını bir dereceye kadar karşılayabilmiştir. Fakat, uzun vadeli ziraî krediye, ticarî ve sınaî krediye ve emlâk ve yapı kredisine şiddetle ihtiyaç vardır. Ada'da bulunan mahdut sermayeli tek Türk Bankası, bu ihtiyaçları karşılamaktan uzaktır. Yunan sermayeli bankalar ise, Türklere karşı güdülen iktisadî imha politikasının başlıca tatbik vasıtalarıdır.

“Kıbrıs Türklerinin kalkınmalarını ve Ada üzerindeki Türk hukukunu koruyacak öncüler olarak kuvvetli bir kitle haline gelmelerini tercih ediyorsak, Kıbrıs'da en kısa zamanda Ziraat, İş ve Emlâk Kredi Bankalarının şubeler açmaları ve Türk sermayesini Kıbrıs'a götürmeleri zarurîdir. Kıbrıs'ta daimî surette Türk mallarını teşhir eden ve satan bir yerli mallar pazarının kurulması, Türk tütünlerini işliyen bir sigara fabrikasının tesisi, Ada'da Türk sermayesinin yerleşmesine doğru esaslı bir adım teşkil edecektir. Türk sermayesinin diğer suret ve şekillerle de Ada'ya gidip yerleşmesi ayrıca teşvik edilmelidir.” (Kaymak 1968: 90-91)

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  728772

-