13 TEMMUZ 2020 PAZARTESİ

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 636

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Kıbrıslı Mücâhidlerin, Rumların jenosid siyâsetine ve işgālci İngilizlerin zulmüne karşı 1940'lı senelerde başlıyan mukāvemeti ve Anadolu efkârıumûmiyesini uyandırmaları

Yukarıda, Alasya'dan naklen îzâh ettiğimiz gibi, daha 1878'de Kıbrıs İngiliz idâresine verilir verilmez, Ada'nın Başpiskoposu, yeni idârecilerden Enosis talebinde bulunmuştu. Sonrasında da, tâ günümüze kadar, başındaki Kanlı Papaz öncülüğünde, Allâh'tan korkmıyan, cinâyetten, katliâmdan, tedhîşten, jenosidden, ahlâksızlıktan imtinâ etmiyen bu bir kısım Kilise erbâbı, Enosis dâvâsından hiç vazgeçmiyecek, bu meyânda, bu maksadla, 1931'de, büyük bir isyân tertîb edecektir…

Basîretsiz Türk idârecilerinin şımarttığı Kanlı Başpiskoposların idâresi altındaki Rumların kısm-ı âzamının mücâdelesi çift yönlü idi: Bir taraftan İngilizleri Enosis'e râzı etmiye çalışırken, dîğer taraftan, cinâyetler, baskılar, yıldırma hareketleri ile Türkleri Ada'dan, yâni vatanlarından kovma, böylece bir etnik temizlik, bir jenosid siyâsetiyle Ada'yı zaptedip onu Yunanistan'a bağlama gāyesi güdüyorlardı…

1940'lı senelere gelindiğinde, Kıbrıslı Türkler için artık bıçak kemiğe dayanmıştı: Ya teşkîlâtlı mücâdeleyle haklarını müdâfaa edecekler, ya da yok olacaklardı… “Ebedî” ve “Millî Şefler” devirlerinin “Kıbrıs mes'elesi diye bir mes'ele tanımıyan” teslîmiyetçi Hükûmetlerinden ümîdleri olmasa da, parçası oldukları Anadolu Milletine güveniyorlardı: Seslerini onlara duyurabilirlerse, târih boyunca nice büyük acılar çekmiş, nice fedâkârlıklarla mazlûmların imdâdına koşmuş bu Millet, onların imdâdına koşmakta gecikmiyecekdi…

Bu düşünce ve hâletirûhiyeyle, 1943'te, (müessisleri arasında Faiz Kaymak'ın da bulunduğu) Kıbrıs Türk Azınlığı Kurumu (KATAK) ismiyle bir siyâsî fırka têsîs ettiler:

“Bu parti, hemen, Enosis'e karşı cephe alarak, Türk haklarını korumak ve zorbalıkla alınmış olanları da kurtarmak için harekete geçti.”  (Kaymak 1968: 10-11)

Başına Av. Fadıl N. Korkut'un getirildiği KATAK'ı, aynı maksadla, Dr. Fazıl Küçük, Faiz Kaymak, Eczacı Münir Bey, A. Pertev gibi öncüler tarafından 23 Nisan 1944'te teşkîl edilen Kıbrıs Millî Türk Halk Partisi tâkîb etti… (Kaymak 1968: 11; Prof. Dr. Hamza Eroğlu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni Yaratan Tarihî Süreç ve Son Gelişmeler, Ankara: Ankara Ticaret Odası Yl., 2003: 11)

Bu teşkîlâtlanma faâliyetlerinin bir devâmı olarak, 16 Şubat 1946'da, İstanbul'da, Kıbrıs Okullarından Yetişenler Cemiyeti kuruldu. Bu cem'iyet, 3 sene içinde, İzmir, Antalya, Adana, Mersin ve Kıbrıs'ta şûbeler açtı. Cem'iyetin Anadolu efkârıumûmiyesi üzerinde bir hayli têsîr icrâ eden bir faâliyeti, Nevzat Karagil'in idâresi altında neşredilen Yeşilada mecmûasıydı. (Eroğlu 2003: 11; Manizade 1975: 232-233)

Karagil'in Yeşilada'daki ilk başmakālesi

Kıbrıs Okullarından Yetişenler Cemiyeti'nin Müessis Umûmî Kâtibi olan Avukat Hasan Nevzat Karagil (1920 – 1999), aynı zamanda, Lefkoşe'de münteşir Hür Söz'ün Türkiye Muhâbiri idi. Yeşilada mecmûası neşriyâta başlayınca, Hür Söz'ün Sâhib ve Başyazarı Fevzi Ali Rıza, ona yakın alâka göstermiş, gazetesinin 20 Kasım 1948 târihli nüshasında, bir başmakāleyle, onu hemşehrîlerine tanıtmış ve harâretle tavsıye etmiş, bu başmakelesinde, Karagil'in Yeşilada'nın ilk sayısında intişâr eden “Yeşilada'nın Çıkış Maksadı” başlıklı makālesini de aynen iktibâs etmişti.

Karagil, mezkûr başmakālesinde, Kıbrıs'ta bütün halka hürriyet ve refâh getiren Türk mevcûdiyetinin târihini hülâsa ettikten sonra, Kıbrıs'taki Türk nüfûsunun Rumlara nisbetle ekalliyete düşmesinden bahsediyor ve zımnen, 1923'ten îtibâren hızlanan menfî seyirden Kemalist Rejimin mes'ûl olduğunu kaydediyor… Lâkin, tuhaftır, Kıbrıslıların ekseriyetinin tavrına muvâzî olarak, bu hakîkatlerin farkında olan Karagil de, Anadolu Adaları'na alâka göstermiyen ve onları Yunanistan, İtalya ve İngiltere'ye terkeden Kemalizme sâhib çıkmaktan vazgeçemiyor, makālesinin üçüncü kısmında, Kıbrıslı Türklerin “büyük, mukaddes Türk İnkılâbı”na merbûtiyetlerini vurguluyor… Makālenin dördüncü ve son kısmı, Mecmûanın gāyesini, programını tasrîh ediyor:

Yeşilada, Kıbrısı ve Kıbrıs Türklerini Anavatanın her köşesinde tanıtmağa, senelerdenberi Adanın Yunanistana ilhakı hususunda yersiz ve haksız olarak yapılan neşriyat ve hareketlere karşı ilmî, siyasî, tarihî ve hukukî esaslar dahilinde mücadeleye ve merkezi İstanbulda bulunan ‘Kıbrıs Okullarından Yetişenler Cemiyeti'nin her türlü faaliyetlerini yaymağa çalışacaktır. İlh…”

Karagil, başmakālesinin nüfûs mes'elesine dâir kısmında, Kıbrıs Türkünün, Ada'da Ruma nisbetle ekalliyette kalmış olsa dahi, mevcûdiyetini idâme, târihî haklarına sâhib çıkma ve Yunanistan'dan büyük yardım gören Rum Cemâati kadar müreffeh bir cemâat olmak için çalışma irâdesini ortaya koyuyor:

“…Kiralama, 1914 Birinci Cihan Harbine kadar devam etmiş ve Türklerin Almanlar yanında harbe katılması üzerine, İngilizler, Kıbrısı fiilen işgal etmişlerdi. Bu fiilî işgal, Yeni Türkiye Cumhuriyeti tarafından 1923 de Lozanda resmen tanınmış oldu. […]

“1572 yılında bir Sürgün Fermanile Silifke, Anamur, Karaman, Konya, İçel ve daha bazı güney şehir ve kasabalarından Kıbrıs adasına gönderilen Türk halkı, 1914 senesine kadar muhtelif sebeplerle bazan çoğalmış, bazan da azalmıştır.

“Ancak, 1914 senesine kadar İngilizlerin icarında olan Adadan Türkiyeye muhaceret çok azdı. Yeni Türkiye Cumhuriyetinin kurulması ve Adanın Anavatandan fiilen ve hukuken ayrılması üzerine, 1923 den sonra Adadan Anavatana bir muhaceret akını başladı. Bu akın o kadar sür'atli oldu ki bir anda bir kısım Türk köyleri boşaldı veya yarıya indi. Buna yüksek tahsil maksadile gelip te burada yerleşip kalan Kıbrıs Türk Lisesi mezunlarını da ilâve edersek, bu akının 15-20 sene içinde Adadaki Türk nüfusunun artışında, Türk kültür ve iktisadiyatında ne büyük bir boşluk hasıl ettiğini derhal anlarız.

“Bugün Adada 85 bin Türk vardır. Rumlar 365 bini bulmaktadır. Bir asır önce Adadaki Türk-Rum nüfus nisbeti bire iki idi. Durum bugün aleyhimize olarak maalesef çok değişmiştir. Bu aleyhimize değişen durum karşısında, nüfus bakımından değilse bile, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda orada kuvvetli olmamız lâzımdır. Yoksa her bakımdan ve bilhassa iktisadî sahada çok kuvvetli olan ve dünyanın hemen her tarafında bulunan evlâdlarından, Anavatanları olan Yunanistandan türlü yardım ve ilgi gören Ada Rumları karşısında hayat mücadelesine devam etmek, Kıbrıs Türkleri için hayli zordur.

Yeşilada'nın en büyük gayesini teşkil eden bu mukaddes dâvanın, Anavatan efkârında çok geniş akisler yaratacağına ve kendisine sayısız taraf bulacağına hiç şüphe etmiyoruz.

“307 sene Büyük Türk Serdarlarının hükümran oldukları bu güzel ve cennet adada 85 bin kişilik çalışkan ve son derece milliyetçi Türkün, her sahada kalkındığını görmek, hepimiz için gerçekleşmesini özlediğimiz bir büyük ülkümüz olduğuna yine şüphe etmiyoruz.” (Nevzat Karagil, “Yeşilada'nın Çıkış Maksadı”, Hür Söz, 20.11.1948, s. 1'den naklen)

Muhakkak ki evvel emirde, Kıbrıslı Türklerin, Karagil'in satırlarında tezâhür eden azmi, karârlılığıdır ki Kıbrıs'ı kaybedilmiş bir vatan parçası olmaktan çıkarmıştır…

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  155075

-