13 TEMMUZ 2020 PAZARTESİ

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 637

Yesevîzâde Alparslan Yasa

 

1_14

 

8 Eylûl 1949'da kurulan, 1952'de Kıbrıs'ın 52 Türk siyâsî, ictimâî, meslekî teşekkülünü temsîl eden (Kaymak 1968: 94) ve têsîsinden îtibâren Kıbrıs Dâvâsının başlıca temsîlcisi olan Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu'nun (KTKF) (ve bilvâsıta, -Menderes'in desteği ve Ordu'nun çalışmasıyle 1 Ağustos 1958'de Rauf Denktaş ve Yarbay Rıza Vuruşkan ile arkadaşları tarafından teşkîl edilen- Türk Mukāvemet Teşkîlâtı'nın) nâşiriefkârı haftalık Nacak (harb baltası) gazetesinin başında, KTKF nâmına, büyük Dâvâ Adamı Rauf Denktaş vardı. Gazetenin soldaki 17 Temmuz 1959 târihli nüshasında resmi görülen zât, Kıbrıs'ın dîğer büyük Dâvâ Adamı, 16 Ağustos 1960'da istiklâli îlân edilen Kıbrıs Cumhûriyeti'nin Reîs Muâvini, 1963-1967 devresinde “Kıbrıs Türk Genel Komitesi” ve 1967-1973 devresinde “Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi” Reîsi Dr. Fazıl Küçük'tür (1906 – 15.1.1984). Bu resmi, kendisi, Şubat 1959 Zürih ve Londra Muâhedelerine istinâden Kıbrıs Cumhûriyeti'nin têsîsinin hazırlık safhasında Danışma Kurulu'nun açış nutkunu îrâd ederken çekilmiştir. 

İlk sayısı 29 Mayıs 1959'da, yâni İstanbul'un “Bizanslı Rumlar”dan fethi gününde intişâr eden ve 22 Aralık 1963 târihine kadar neşriyâta devâm eden Nacak'ın buradaki (17 Temmuz ve 21 Ağustos 1959 târihli) her iki sayısında da, İngiliz Ada Hükûmeti'nin Türklere yönelik haksızlıkları takbîh ediliyor… Soldaki nüshanın “Türklere Hak Tanımıyan Eski İngiliz Zihniyeti Yine mi İhya Ediliyor? Hükûmet Zürih Anlaşmasını Baltalıyor…” manşetli haberinde, Zürih Muâhedesi'ne nazaran Ada'nın bütün resmî dâirelerinde %30 nisbetinde Türk mêmuru istihdâm edilmek lâzım gelirken, uzun bir liste hâlinde muhtelif resmî dâirelerden verilen misâllerle, iş başındaki İngiliz Hükûmeti'nin hâlâ bu esâsa riâyet etmediğine dikkat çekiliyor ve Türk Cemâatinin bu vazıyete daha fazla tahammül etmiyeceği kat'iyetle ifâde ediliyor: “…Ada'yı Britanya Hükûmeti namına idare etmekte olan Kıbrıs'taki idareciler, (resmî dâirelerde %30 nisbetinde Türk mêmuru istihdâm edilmesi şartından) bîhaber bir tavır takınmakta, Zürih Andlaşmasının tatbikine zemin hazırlamak için hiçbir ihzârî faaliyet göstermemektedirler… […] İngiliz idarecilerine şu kadarını hatırlatmak isteriz ki [idâreyi devretmek üzere oldukları şu] son günlerde, hâlâ ve hâlâ haklarımızı gasbetmelerine daha fazla göz yumamayız!” Sağdaki nüshada yer alan karikatürde de, yine Ada'nın İngiliz Hükûmeti'nin Türklere gadrettiği, onların hayâtî taleblerini “hasır altı ettiği” ifâde ediliyor ve bu cümleden olarak şu vâkıalar üzerinde duruluyor: “1) Kanlı Köy susuzluktan kan ağlıyor… 2) Menderes köyü ha keza… 3) Çamlıköy yine öyle… 4) Yağmuralan'da, Orman Dairesi, toprak bırakmadı; köylü hava ile yaşamakta! 5) Evkaf'ın talepleri var, sizin anlayış ve cevabınız yok! 6) Afendrika Çiftliğine Rumlar koçan alıyor; siz ne yapıyorsunuz?”

Gazetenin 21 Ağustos 1959 târihli işbu nüshasında, rahmetli Rauf Denktaş'ın, Menderes ve Hükûmetlerinin büyük muvaffakıyeti olan, “Ebedî” ve “Millî Şefler” devrinde kaybedilmiş bir vatan parçası üzerinde –kısmen de olsa- tekrâr Anadolu Milletinin ve onun parçası olan Kıbrıslı Türklerin haklarını têsîs eden Zürih ve Londra Muâhedelerinin Türk Cemâatine verdiği büyük sevinç ve çalışma, muvaffak olma şuûr, şevk ve azmini dile getiren “Yeni Hamleler” başlıklı başmakālesi mündericdir… Bu makāleden, aynı zamanda, jenosidci Rum tedhîşiyle katmerlenen İngiliz baskısı ve zulmü  yüzünden dâimî bir istikbâl endîşesiyle yaşamanın Kıbrıslı Türklerin teşebbüs kabiliyet ve heveslerine nasıl darbe vurduğu, onları sefîl bir hayâta sürüklediği, yaşama sevincinden mahrûm ettiği, başka diyârlara hicrete zorladığı, binnetîce zayıf bir cemâat hâline getirdiği de gāyet iyi anlaşılıyor: “Enosis naraları arasında Kıbrıs Türklerinin çoğu, senelerce, ‘Yarınımız ne olacak belli değil ki…' düşüncesi ile büyük işlere atılmaktan kaçınmış, büyük hamleler yapamamıştır. Zürih anlaşması Enosis'i gömdükten ve Kıbrıs'taTürk haklarını garantiledikten sonra istikbale emniyetle bakmağa başladık. Büyük hamleler değilse bile, şimdiye kadar girmekten çekindiğimiz hamleler yaptık, işler başardık. El birliği ile, birbirimize olan sevgi ve bağlılık ile daha da büyük işler yapacağız. Tuttuğumuz her işi koparan bir cemaat olacağız. Durmaksızın çalışacağız. Köylü tarlasında, işçi işinde, esnaf çarşısında bir arı gibi çalışıp uğraşacak; münevver zümre halkın yanı başında, kolları sıvanmış vaziyette, ileriye ve yükselmeğe doğru atılan adımlara ayak uyduracak; halka destek olacaktır. Bugün bir seferberlik içindeyiz. Benliğimizi bulduk; cemaat olarak yükselmek, var olmak hakkını kazandık. Sevinçliyiz ve gurur duymaktayız. Türk işçisi, Türk köylüsü, Türk esnafı ve münevveri bu ruh içinde birbirinin elinden tutarak, birbirini destekleyerek ve birbirinin kusurlarını affederek çalışmak ve yükselmek yolundadır. Etrafımızda beliren kara bulutlar var. Bunlar bazan Kibriyanos, bazan Grivas, bazan KEM şeklini alıyor, bazan ıslık çıkaran zehirli bir sesle bizi ürkütmeye çalışıyorlar. Fakat, korkmuyoruz. Kıbrısta varlığımızı garantileyen bir Türkiye vardır. Kıbrısta haklarımızın koruyucusu mahkemeler ve Mehmetcik olacaktır. Yarınından emin insanlar olarak büyük hamlelere atılabiliriz… […] (Artık) muvaffak olmanın yolunu bulmuş bir cemaatiz. Kendi kendimize güvenimiz; birbirimize karşı sevgi ve hürmetimiz vardır. El ele iş yapmasını öğrendik. Bizim için geri dönme, köle olma, avuç açma yoktur. İlerleme, yükselme ve başarma vardır. Bütün gayretler, sıkıntılar bunun içindir; yarın içindir; bizden sonra gelecek nesiller içindir!”

Hakîkaten, Kıbrıs, kısmen de olsa, hâlâ bir Vatan parçası ise, bunu, herkesden evvel, bu zihniyet, bu irâde, bu şevkle mücehhez Kıbrıslı Mücâhidlere medyûnuz!

Dîğer taraftan, şâyân-ı dikkattir ki Ada'daki İngiliz Sömürge Hükûmetlerinin zulmü, günümüzde Avrupa Birliği tarafından devâm ettirilmektedir: Bu Emperyalist Birlik, hakîkatleri tahrîf ederek ve uydurdukları bir sürü yalanla, KKTC'yi “Türkiye'nin işgāli, istîlâsı” altındaki bir Kıbrıs bölgesi olarak takdîm etmekte, Türklerin Devletini tanımamakta, Kıbrıslı Türkleri resmen muhâtab almamakta, onları iktisâdî müeyyidelerle mütemâdiyen baskı altında tutmakta, iktisâdî inkişâflarını engellemekte, buna mukābil, târihleri bin bir barbarlık ve jenosidle lekeli Kıbrıslı Rumları Ada'nın meşrû sâhibleri ve temsîlcileri kabûl etmekte, onları kendisinin bir parçası hâline getirmiş bulunmaktadır… Hâl böyleyken ve topyekûn Anadolu Milletine sayısız düşmanlık tezâhürleri gözümüzün önünde dururken, hâlâ Avrupa Birliği edebiyâtı yapan, onlara temessül edip yok olmak mânâsına gelen Avrupa Birliği Âzâlığı, yâni eyâleti olma peşinde koşturan, Avrupa ve bütün Frenk Âlemi karşısında zillet tavrı takınan idrâksiz veyâ ahmak veyâhud düpedüz hâin zümreye yazıklar olsun!

***   

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  527277

-