4 TEMMUZ 2020 CUMARTESİ

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 640

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Kıbrıslı Mücâhidler, 1950'li senelerde de Emperyalist İngiliz zulmüyle mücâdeleye devâm ettiler

1930'lu, 40'lı senelerde, İngiliz Emperyalistlerinin gasbettikleri haklarını tekrâr kazanmak için mücâdele eden Mücâhidler, 1950'li senelerde de, hem onlara, hem barbar Rumlara karşı verdikleri hayât-memât kavgasında gevşekliğe kapılmadılar… Her iki zâlim kuvvete karşı da tedâfüî mücâdele yürüttüler; mecbûr kalmadıkça onlara silâhla mukābele etmediler; buna rağmen, İngiliz sömürgecileri, onların barışçı eylemlerle hak talebini, kan dökerek, can alarak bastırmıya çalıştı… Kıbrıs târihi mütehassısı, Kıbrıslı müellif, rahmetli Dr. Halil Fikret Alasya'dan (Kıbrıs, 1912 – 10.1.2005) naklediyoruz:

“Türk Hükûmeti, dünya barışı için büyük bir fedakârlık yaparak Kıbrıs'ın TAKSİM'ine razı olmuştu. Kıbrıs Valisi Foot da, bunu kabul ve ilân etmiştir.

“Kıbrıs Türkü, bu dâvada Türk Hükûmetini ve Kıbrıs Türk liderlerini desteklemek için 27 Ocak 1958 günü bir miting tertip etmiştir. Bu, silâhsız ve müdafaasız bir toplantı idi. Hiçbir tecavüz emeli beslemeyen, sadece hissiyatını açıklamak isteyen bir mitingdi. Fakat İngiliz emniyet kuvvetleri, bu topluluğu göz yaşartıcı bombalarla dağıtmaya kalkıştılar. Mâsum ve silâhsız insanlara karşı hücum emrini kim ve niçin vermişti? Buna vicdanları nasıl razı olmuştu?” (Alasya  1977: 121)

 

 

1_16

 

 (Milliyet, 28.1.1958, s. 1)

“İNGİLİZLERİN BARBARLIKLARI”

Milliyet gazetesi Lefkoşe Muhâbiri Tekin Yüksel'in haberine nazaran, 27 Ocak 1958 sabahı, Lefkoşe'de, Atatürk Meydanı'nda, Ada'nın Türklerle Rumlar arasında taksîmini taleb etmek üzere nümâyiş yapan Türklerle İngiliz Silâhlı Kuvvetleri arasında, üç safhalı bir muhârebe cereyân etmiştir ve çatışma çıkmasının, peşînden nümâyişçilerin taşkınlık yapmasının üç esâs sebebi mevcûddur: Birincisi, İngiliz askerlerinin nümâyişçileri dağıtmak için şiddet kullanmaları, göz yaşartıcı bombalarla halykın üzerine hücûm etmeleri ve kadınlar dâhil pek çok insanı kıyasıya dövmeleridir… İkincisi, İngiliz askerlerinin, öğleden sonra, Atatürk Meydanı'ndan geçerek mekteblerine gitmekte olan kızlara hücûm edip onları da dövmeleridir… Üçüncüsü, Girne Caddesi'nden son sür'at gelen ve içi İngiliz askerleriyle dolu bir askerî jipin gaddârca kalabalık arasına dalarak insanları ezmesidir; ki bu alçakça tecâvüzde, yaşlı bir Türk kadını olan Şerife Ahmet ile yine yaşlı bir Türk erkeği olan Mehmet Ahmet Bondiko jipin altında kalarak şehîd olmuşlardır… Tekin Yüksel'den naklediyoruz: “Dün sabah, bütün Türklere ait dükkânlar kapanmış, Taksim lehinde büyük bir miting hazırlanmıştır. Daha erken saatlerde halk Atatürk meydanına toplanmaya başlamış, meydanın bir tarafından öteki tarafına gerilen bir tel üzerine gençler tarafından büyük bir bayrak çekilmiştir. Burada İngiliz polis kumandanları, bayrağı indirmeğe teşebbüs etmişlerse de, halkın tezahüratı karşısında buna muvaffak olamamışlardır. Daha sonra meydanda toplanan binlerce Türk, ‘Ya taksim, ya ölüm!' diye bağırarak Girne Caddesine akmışlar, oradan İnönü meydanını dolaşarak geri dönmüşlerdir. Bu arada nümayişçilerle İngiliz askeri arasında çarpışmalar başlamış, askerler tarafından çok sayıda göz yaşartıcı bombalar atılmıştır. Oradaki kahvehanelere saldıran İngilizler, içerdeki halkı da dövmüşler, ara sokaklarda kapılarının önlerinde bulunan Türk kadın ve kızlarını da sopalariyle yaralamışlardır. Daha sonra Türk liderlerinin emniyet makamlarına müracaatı üzerine askerî kuvvetler geri çekilmiştir. […] Öğleden sonra saat 2 sularında, Atatürk meydanından geçerek okullarına gitmekte olan kızlara hücum eden ve sopalariyle onları yaralayan vazifeli İngiliz askerlerini protesto mahiyetinde, daha sonra meydana on beş bine yakın Türk toplanmıştır. Askerlerin, bunları dağıtmak için gaz bombaları atmaları, daha sonra da sopalarla hücum etmeleri üzerine, Türklerle İngiliz askerleri arasında, Atatürk meydanında meydan harbi başlamıştır. Burada iki İngiliz polis subayı ile çok sayıda sivil halktan yaralılar vardır. Yaralı kadın ve erkekler, Türk doktorları tarafından kliniklerde tedavi altına alınmışlardır. Meydan harbi esnasında İngilizler halk üzerine ateş açmışlarsa da yaralanan olmamıştır. Halk, çok sayıda taş, şişe ve demir parçaları savurmak suretiyle askerlere mukabelede bulunmuşlardır. Bu harb iki saat sürmüş, lider Rauf Denktaş'ın Türklere hitabesi üzerine halk dağılmaya başlamıştır. Bu sırada Girne caddesinden son sür'at gelmekte olan ve içerisinde silâhlı askerlerin bulunduğu bir kamyon [doğrusu: jip] halkın üzerine yürümüş, bir çok kimseyi altına alarak ezmiştir. Bu esnada yaralanan 11 kişi hastahanelere kaldırılmıştır. Yaralı kadınlardan birinin [Şerife Ahmet] öldüğü anlaşılmışsa da resmen açıklanmamıştır. Bu hâdise üzerine halk coşmuş, bir sel halinde merkezî polis binasına saldırmıştır. Polis ve askerler bina içerisine saklanmışlardır. Nümayişçiler binanın kapı ve pencerelerini tahrib etmişler, orada bulunan bir polis cipini devirererek yakmışlar, tamamen tahrip etmişlerdir. Bu sırada yangına gelen itfaiye otobüsleri de taşa tutulmuş, camları kırılmış, bunun üzerine otobüsler kaçmışlardır. Daha sonra, içerisinde tabancalı askerî subayların bulunduğu bir taksi de halka hücum etmiş, fakat, savrulan taşlardan, kırılan camlardan yaralanan taksideki subaylar, çareyi kaçmakta bulmuşlardır. Bu taksi de gençler tarafından yakılmıştır. Gençler, daha sonra Türk semtindeki Rumlara ait Ford garajı ile İngilizlere ait Ardath sigara fabrikasını da ateşe vererek tamamen yakmışlardır. Şehir etrafındaki hisar ve kalelere gençler tarafından Türk bayrakları çekilmiştir. Hâdiseler, emniyet makamları tarafından havadan takip edilmiştir. Kargaşalıkların genişleyerek bir iç harb halini alması üzerine Lefkoşe'de, saat 16 da örfî idare ilân olunmuştur. Bunu, nümayiş yapan Türkler dinlemeyerek İngiliz askerleriyle çarpışmaya devam etmişlerdir. Yaralı adedi tam olarak tesbit edilmemiş olmakla beraber, Türk kliniklerinde dört kız ve 21 erkek tedavi altında bulunmaktadırlar. İngilizlerin yaralı adedi bilinmemektedir. Fakat, tahminen 50 kadar yaralı vardır. Bu İngiliz tahriki, mâsum kızlarımızı sopalariyle kanlar içinde bırakmaları, Türklerle İngilizlerin arasını tamamen açmıştır. Hâdiseler üzerine Osman Örek ve diğer liderler tarafından dünyanın her tarafındaki ilgili makamlara, Adnan Menderes'e İngilizlerin barbarlıklarını protesto eden telgraflar çekilmiştir.” (Hususî Muhabirimiz Tekin Yüksel Lefkoşe'den bildiriyor, Milliyet, 28 Ocak 1951, ss. 1 ve 5)

***   

 

 

İngiliz askerleri, jiplerini Türk nümâyişçilerinin üzerine sürerek iki ihtiyârı şehîd ettiler

“Elleri silâhlı, yüzleri maskeli EOKA çetecilerine ateş açılmıyor da silâhsız ve müdafaasız Türklere karşı vicdan sızlamadan hücum emri veriliyordu. Sebebi basit. Çünkü karşılarında Türkler vardı. Evet, Ehl-i Salîbin karşısında Hilâl vardı. İşte bütün suç bu idi. Jeep'lerini çılgınca halkın üstüne süren İngilizler, yaşlı bir Türk kadını, Şerife Ahmet ile yaşlı bir Türk erkeği, Mehmet Ahmet Bondiko'yu çiğneyerek öldürdüler.” (Alasya 1977: 122)

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  172512

-