5 AĞUSTOS 2020 ÇARŞAMBA

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 641

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Kıbrıslı beş Türk de, İngilizler tarafından, 28 Ocak 1958 günü, Cinâyetleri Protesto Nümâyişinde şehîd edildi

“Türkler bu hareketi protesto etmek için 28 Ocak 1958 günü toplantı yaptılar. İngilizler, yine makineli tüfekler, tabancalar ve göz yaşartıcı bombalarla silâhsız ve müdafaasız Türklere hücum ettiler. Türkler iman dolu göğüslerini kurşunlara açmışlar ve taşla karşı hücuma kalkmışlardı. Bu savaşta da Mustafa Ahmet, Sermet Kanatlı, İbrahim Ali, Safer Muharrem ve Fuat Yusuf şehit oldular.” (Alasya 1977: 122) 

 

1

 

(Milliyet, 29.1.1958, s. 1)

Türklerin 27 Ocak 1958'de Lefkoşe'deki Taksîm Nümâyişi esnâsında, İngiliz askerlerinin kalabalığa barbarca taarruzları netîcesinde pek çok insanımız yaralanmış, iki yaşlı Milletdaşımızı da şehîd vermiştik. Bunlar vahşîce kalabalığın içine dalan İngiliz askerî jipinin altında kalmışlar, ezilerek ölmüşlerdi. Ertesi gün, Selimiye Câmii'nde bu iki mazlûmun cenâze namazı kılınacaktı. Daha cemâat Câmie giderken, İngiliz askerleri yine onların üzerine ateş açmış, bir kişiyi şehîd etmiş, pek çok Türkü de yaralamışlardır. Bu ândan îtibâren hâdiseler çığrından çıkmış, hem Lefkoşe, hem Ada'nın büyük Türk cemâatlerinin bulunduğu sâir şehirlerinde, Türkler bir def'a daha İngilizlerle çatışmış ve bu zâlimlerin silâhsız halk üzerine açtıkları ateş netîcesinde beş Milletdaşımız daha şehîd düşmüş, 200'den fazlası yaralanmıştır. Bu hâdise de, bir kerre daha isbât etmiştir ki Türkler, ne İngiliz idâresi altında, ne de Rumlarla bir arada yaşıyabilirler; ya Ada'nın tamâmı aslî sâhiblerine iâde edilmelidir, ya da en azından taksîme gidilmeli, Türklere, Ada üzerindeki târihî haklarıyle mütenâsib, orada müstakillen yaşamalarına kâfî ve ayrıca üç çeyrek asır (ve şimdi bir asırdan fazla bir zaman) zarfında mârûz kaldıkları jenosid maksadlı katliâm ve sâir zulümleri telâfî edecek, tazmînât yerine geçecek büyüklükte bir toprak tahsîs edilmelidir… Yâni KKTC'nin bugünki hudûdlarının (bilhassa Erenköy cânibinde) tashîh edilip biraz daha genişletilmesiyle elde edilecek bir vatan sathı… 28 Ocak 1958 gününün de aslâ unutulmaması lâzım gelen hâdiselerini yine Milliyet'in Lefkoşe Muhâbiri Tekin Yüksel'den naklediyoruz: “Dün, askerî bir cip tarafından çiğnenen ve biri kadın olan iki Türk ölmüştür. Mehmet Ahmet [Bondiko] ve Şerife Mehmet [Alasya'ya nazaran Şerife Ahmet] isimli iki şehidimizin cenazesinde bulunmak üzere Lefkoşe Türkleri, Örfî İdareye, sokağa çıkma yasağına rağmen, sokaklara dökülmüşlerdir. Yarıya indirilmiş Türk bayrağı önde olduğu halde cenazeler Selimiye camiine götürülmüştür. Bu sırada İngiliz askerleri Türklerin üzerine ateş açmışlar ve bir Türkü öldürmüşlerdir. 50 den fazla Türk de yaralanmıştır. Az sonra, İsmet İnönü meydanından üzerinde Türk bayrağı bulunduğu halde geçmekte olan ve yaralı Türkleri hastahaneye taşıyan bir taksiye İngiliz askerleri ateş açmışlar, içeride bulunan üç Türk'ü öldürmüşler ve birini de ağır surette yaralamışlardır. Bundan sonra toplanan Türkler sokaklarda İngiliz askerleriyle göğüs göğüse kanlı çarpışmalar yapmışlardır. Türkler, bir kiliseyi zaptederek üzerine Türk bayrağını çekmişlerdir. Bütün Türk klinikleri dolduğundan yaralılar artık hukûmet hastahanesine kaldırılmaktadır. Ölülerin isimleri gizli tutulmaktadır. Dün sabah Mağusa'da da kanlı çarpışmalar olmuş, kordon altındaki şehirden çıkmak istiyen Türklerin üzerine İngilizler ateş açmışlar ve Yusuf Fuat ile Safer Muharrem adlı 2 ırkdaşımızı öldürmüşlerdir. Burada da çok sayıda Türk yaralanmıştır. Lefkoşe'de ve Mağusa'da örfî idare, sokağa çıkma yasağı devam etmektedir. Lefkoşe'deki çarpışmalar sırasında İngilizler, Türklere karşı çok sayıda gaz bombası da kullanmışlardır. İngiliz kuvvetleri ancak zırhlı arabaların himayesinde Türklerle çarpışmışlardır. Müftü Dânâ Efendinin ve avukat Rauf Denktaş'ın radyo konuşmaları, İngilizlerin ateşine maruz kalan Türkleri isyan ettirmiştir. Türkler, ‘Sâkin olmayı bize değil, İngilizlere tavsiye ediniz.' diye bağırmışlardır. Kıbrıs Türktür Partisinin genel sekreteri Osman Nuri Örek, Türkleri sükûnete davet ederken, İngilizlerden de Türk mahallelerini tahliye etmelerini istemiştir. Şiddet hareketi ile Türkleri bastıramayacağını anlayan İngilizler, bu daveti kabule mecbur kalmış ve kışlalarına çekilmişlerdir. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur altında devam eden çarpışmalar, İngilizlerin geri çekilmesiyle sona ermiştir. Türklerin çarpışmalar sonunda şehit ve ağır yaralı vermeleri üzerine, Lefkoşe, Limasol, Larnaka, Mağusa, Baf ve Türklerin hakim oldukları şehirlerde, Türk bayrakları, mâtem alâmeti olarak yarıya indirilmiştir. Irkdaşlarımız büyük bir heyecan içinde bulunmaktadırlar. Türklerin İngiliz hastahanelerinde bulunan yaralılarla görüşmelerine müsaade edilmemektedir. Bu yüzden ağır durumda bulunan bâzı Türklerin âkıbetleri hakkında kat'î malûmat alınamamıştır. Son 48 saat içinde cereyan eden hâdiselerin devamından endişe edilmektedir. Limasol'da vuku bulan nümayişler esnasında, Türkler, ‘Artık taksime razı değiliz; bütün Kıbrıs'ı isteriz!' şeklinde dövizlerle dolaşmışlardır.” Haberlerin devâmı: “Londra, T.H.A. – İngiltere hükûmeti, 1956 senesindenberi Kıbrıs Emniyet Müdürü olan ve Türkler üzerine ‘Ateş' emrini veren yarbay  White'ı değiştirmiştir…” “Ankara, Hususî - Kıbrıs'ta Türklerle İngilizler arasında gerginliğin had safhaya ulaştığı sırada, Ankara'da dâvanın bir an evvel halli için yapılan görüşmeler henüz kat'î bir neticeye varmamıştır. İngiltere, muayyen bir dahilî muhtariyet devresinden sonra, Ada halkının taksim dahil, istediği hal çarelerinden birine karar vermesi fikrini savunmaktadır. Türkiye ise, bilhassa vuku bulan son hâdiselerden sonra, Kıbrıs Türklerinin ne Rumlar, ne de İngiliz idaresi altında yaşayamayacağı görüşünü şiddetle müdafaa etmektedirler. İlh…” (Milliyet, 29.1.1958, ss. 1 ve 5)

***  

 

Hem İngiliz sömürgecileri, hem EOKA jenosidcileriyle mücâdele

“İngilizlerin 27-28 Ocak 1958'de öldürdükleri bu 7 şehidimizden başka, EOKA, muhtelif köylere yaptığı baskınlarla ve şahıslara karşı giriştiği taarruzlarla birçok Türk'ün canına kıymıştır. Bir tedhiş yaratmak kasdı ile yapılan bu taarruzlar genç, ihtiyar, kadın veya çocuk demeden rasgele bir çok kişinin hayatına kıymıştır.” (Alasya 1977: 121-123)

Kıbrıs'ta Türklüğü bâkî kılanlar: Kıbrıslı Mücâhidler

Rahmetli Alasya, İngiliz sömürgecilerinin ve Rum jenosidcilerinin bu cinâyetlerini naklettikten sonra, fevkalâde mühim bir târihî hakîkate dikkat çekiyor: Bugün Kıbrıs'ta Türk mevcûdiyeti devâm ediyorsa, bunda birinci derecede âmil olanlar, İngiliz sömürgecilerine ve Rum jenosidcilerine karşı onlarca sene destânî bir mücâdele veren Kıbrıslı Mücâhidlerdir… (Yoksa onların dâvâsını paylaşmamış, bu uğurda malını, kanını, canını fedâ etmemiş birtakım ucuz kahramanlar değil!) 1974 Kıbrıs Harekâtından sonra rahmetli Rauf Denktaş'a Başmüşâvirlik yapan Alasya, bu büyük hakîkati, samîmî insanlara mahsûs bir heyecânla kaydediyor:

“Fakat Kıbrıs Türkü, bu şerefli mücadelesi ile, Kıbrıs'ta şuurlu bir Türk varlığı bulunduğunu ve nereden gelirse gelsin, hiç bir kuvvet ve şiddetin önünde hürriyetinden, canı pahasına olsa dahi, vazgeçmiyeceğini anlatmıştır.

“Bugün Mehmetçik Kıbrıs'ta ise, bunda, kanları ile Yeşiladayı ıslatan aziz şehitlerimizin ve kahraman Kıbrıs Türklerinin payı büyüktür. Arkalarında bütün Türk milletinin bulunduğunu bilmenin verdiği kudret ve iman ile bir nevi ölüm kalım savaşına atılan yavru vatan, her zaman için yavru vatan olarak kalacaktır.” (Alasya 1977: 123)

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  421908

-