6 AĞUSTOS 2020 PERŞEMBE

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 642

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Kıbrıs'ı fethettiren Pâdişâh II. Selîm'in Ada'nın Gayr-i Müslim (Zimmî) ahâlîsine adâlet ve şefkatle muâmele edilmesine dâir Fermanı

Osmanlı, umûmiyetle ve devrinin dîğer Devletlerine kıyâsla, Gayr-i Müslim (Zimmî) tebaasına adâlet ve şefkatle muâmele ediyordu. Ne yazık ki o tebaa buna nankörlükle mukābele etti ve bu adâlet ve merhamet anlayışının Osmanlı için bir zaaf âmili hâline gelmesini sağladı!

Bu mevzûa dâir, büyük kıymeti hâiz bir vesîka, Kıbrıs'ı fethettiren II. Selîm Hân'ın, Kıbrıs Beylerbeyi'ne, Kadısı'na ve Defterdârı'na hitâben kaleme alınan ve Venediklilerden, pek büyük mücâdelelerle, büyük can ve mal kaybı pahasına, iki senede fethedilmiş Ada'nın o zamanki yerli ahâlîsine (ki ekseriyeti Rumdu) adâlet ve şefkatle muâmele edilmesi emrini veren Fermânıdır.

Ferman, bugünki Kemalist Uydurma Dil gibi, Türkçenin tabiî mecrâsının dışına çıkılarak üç dilin halitası mâhiyetinde teşkîl edilmiş Dîvân veyâ Enderun Diliyle yazılmıştır; yâni Osmanlıca veyâ İstanbul Türkçesiyle değildir: 

“Kıbrıs Beylerbeyine ve Kadısına ve Defterdârına hüküm ki: Cezîre-i Kıbrıs kuvve-i kāhire-i hüsrevânemle yenile fetholunmuş memleket olup reâyâsını dahi nevâ zaaf târi olup Cezîre-i mezbûre reâyâsına zulüm ve teaddî olunmayıp adâlet üzere olunup eğer icrâ-i Şer'-i Şerîfe ve eğer tahsîl-i emvâl-i beytülmâlde ve eğer sâir tekâlif-i urfiye ve avârız-ı dîvâniyede himâyet ve sıyânet olunup takviyât verilmekle memleket ve vilâyet eski hâli üzere mâmûr ve âbâdân olmak mühimmâttan olmağın buyurdum ki:

“Bu bâbda her birunuz [biriniz] bizzât mukayyed olup tâife-i reâyâ ki vedâyi-i Hâlik-ı berâyâdır mehmâ emken himâyet ve sıyânet eyleyüp kimesneye zulüm ve teaddî ettirmeyüp eğer icrâ-i Ahkâm-ı Şer'-i Şerîfte ve eğer mîrî hidemâtta ve eğer beytülmâl cem ve tahsîlinde tedrîc ve adâlet ile dutup reâyâya tefrika ve ihtilâl verür husûslardan ihtiyât eyleyesiz ki zamân-ı Hümâyûn-u adâlet makrunumda her biri ferâğ-ı bâl [gönül ferâhlığı] huzûr-u hâl ile kâr ve kisblerinde olmağla Cezîre-i mezbûre eski hâli üzere mâmûr ve âbâdân olan Cezîre-i mezbûrenin mâmûr ve âbâdân ve reâyâ ve nürâyâsı emran ve refâhiyet ve itmînân üzere olması nihâyet âmâl-i behcet maabbımdır.

“Bu husûsta gereği gibi her birunuz bizzât mukayyed olup her vechile şeneltüp mâmûr ve âbâdân olması bâbında mesâî-i cemîlenüz vücûde getürüp bâb-ı ikdâmda dakîka fevtetmiyesiz! Şöyle ki:

“Reâyâya zulüm ve teaddî olunup fevkalhad tekâlif ile müteezzi olmağla mâbeynlerine tefrika ve ihtilâl verüldüğü istîmâ oluna, beyân oluna, özrünüz kabûl olmak ihtimâli yoktur! Ana göre gaflet eylemeyesüz! 23 Zilhicce 979 [7 Mayıs 1572].” (Manizade 1975: 94)

 

 11 

 

Pâdişâh II. Selîm'in, Kıbrıs'ın Gayr-i Müslim (Zimmî) ahâlîsine (ki ekseriyeti Rumdu) adâlet ve şefkatle muâmele edilmesini emreden ve “aslı, İstanbul Başvekâlet Arşiv Umûm Müdürlüğü 12 Numaralı Mühimme Defteri'nin 641. sahîfesinde” münderic bulunan Fermânı… (Manizade 1975: 93. Manizade'nin işbu Fermanı iktibâs ettiği mêhaz: Naci Kökdemir, Dünkü ve Bugünkü Kıbrıs, Ankara, 1956.)

***      

 

 

 

 2. Selîm Hân'ın mezkûr metninin Naci Kökdemir tarafından yapılmış hülâsası şudur (kısmen değiştirerek ve İstanbul Türkçesinin imlâsıyle iktibâs ediyoruz):

“Kıbrıs adası arslanlar gibi döğüşen ordularım tarafından yeni fethedilmiş bir diyâr olduğundan, yerli ve fakîr halk, harb îcâbı, maddî ve mânevî zarâra uğramış olup bu yüzden ıztırâb çekmektedir. Onlara adâletle, şefkatle muâmele ediniz! Az zamanda kalkınarak refâh ve saâdete ermeleri için mahkemelerde, vergi tarhında velhâsıl her türlü Devlet işinde onları koruyunuz! Onlar, bize, insanların Hâlik'ının emâneti olan bir topluluktur. Devletin şânına, onları korumak ve himâye etmek yaraşır. Kendilerine kat'iyen zulmedilmesin! Her birisi, ırzından, canından, malından emîn olarak gönül rahatlığı içinde yaşasın, iş güç sâhibi olup kazancına baksın! Kendilerine tâkatlerini aşan bir yük yüklenmesin! Onların arasında zulmünüz sebebiyle karışıklık ve isyâna sebebiyet verirseniz, özrünüz aslâ kabûl olunmaz! Buna göre gaflet eyleyemesiz!” (Manizade 1975: 94)

Kıbrıs Rum tarafında 2. Cihân Harbi sonrası gelişmeler

İkinci Cihân Harbi'nin 8 Mayıs 1945'te Avrupa ve 2 Eylûl 1945'te Asya kıt'alarında nihâyete ermesinden sonra, makyavelist siyâset ve tedhîşçilikle lekelenmiş Kıbrıs Rum Kilisesi'nin Enosis'i tahakkuk ettirmek için faâliyetleri hızlandı ve o, bu bâtıl dâvâyı, milletler arası sâhaya taşıdı… Her Avrupalı, kültürel olarak yarı Yunanlı olduğundan, Avrupa Devletlerinin desteğini kazanacaklarına büyük îtimâdları vardı… Lâkin Enosis, 19. asırdan beri Siyonizmle iş birliği hâlinde gelişen İngiliz Emperyalizminin ve Siyonist nüfûzu altındaki ABD'nin menfâatlerine ters düşüyordu. Bu bakımdan, Türk jenosidi peşinde koşan Kıbrıs Rum Kilisesi, Enosis dâvâsına Avrupa'dan bir hayli destek bulduysa da, bunlar, onun hedefine ulaşmasını têmîn edecek ağırlıkta olmadılar…

Makyavelist bir siyâsî fırka gibi çalışan Kıbrıs Rum Kilisesi'nin milletler arası sâhada yaptığı ilk ciddî teşebbüs, Enosis dâvâsını, 29 Temmuz – 15 Ekim 1946'da akdedilen, “21 Millet Konferansı” nâmıyle tanınan ve (Müttefîk Devletler ile İtalya, Romanya, Macaristan, Bulgaristan ve Finlandiya arasında, birincilerin lehine olarak, hudûdların ve harb tazmînâtı mikdârlarının tâyîn edildiği) 10 Şubat 1947 Paris Muâhedesi'nin (https://fr.wikipedia.org/wiki/Trait%C3%A9_de_Paris_(1947); 9.6.2020) yolunu açan Pâris Konferansı'na götürmek oldu. Kıbrıs Rum Kilisesi'nin 8 Ağustos 1946'da aldığı karârla Pâris'e giden 5 Kilise Mensûbu, orada, umulanı elde edemediler… (Prof. Etienne de Vaumas, “La Répartition de la population à Chypre et le nouvel État chypriote”, Revue de Géographie alpine, t. 47, no 4, 1959, p. 520 –article complet pp. 457/529-)

Bu devirde, Yunanistan'ın, (evvelâ hem Stalin, hem –Stalin'le bozuşan- Tito'dan askerî-iktisâdî yardım gören, bilâhare, 1948'de kendi başlarına terkedilen, bu arada, Nazilere karşı mukāvemet senelerinden –Eylûl 1941 / Ekim 1944- beri ruhban sınıfıyle sıkı iş birliği içinde olan) Komünistler ile (İngiliz ve Amerikan Emperyalistleri tarafından bilfiil sâha işgāliyle de desteklenen) Hükûmet kuvvetleri arasında, üç sene (1946 – 1949) sürecek bir dâhilî harble allak bullak olduğunu gözden kaçırmamak lâzım… Memleketi harâb eden, netîcede onun İngiliz-Amerikan nüfûz sâhasında yer almasına âmil olan, her iki tarafın da birbirine karşı –ırza tecâvüzler dâhil- korkunç zulümler irtikâb ettiği bu dâhilî harb, 150 bin sivilin, 20 bin Hükûmet askerinin ve 40 bin Komünist çetecinin hayâtına mâl olmuştu… II. Cihân Harbi ve onu tâkîb eden Dâhilî Harb sebebiyle, Yunanistan'ın, nüfûsunun %8'ini kaybettiği tahmîn ediliyor… Ayrıca, 1,2 milyon kişi meskensiz kalmış, Yunan ticâret filosunun kısm-ı âzamı tahrîb olmuş, Memleketin bütün alt yapı têsîsleri, zirâî ve sınâî istihsâl kābiliyeti ağır darbe yemişti… (https://fr.wikipedia.org/wiki/Guerre_civile_grecque; 11.6.2020; Fransızca Wikipedia Ansiklopedisi, “Guerre civile grecque” maddesinde, ciddî mêhazlara istinâd ediyor)

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  664873

-