6 AĞUSTOS 2020 PERŞEMBE

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 643

Yesevîzâde Alparslan Yasa

B3GhIt

Kıbrıslı Rumların, 1930'lu senelerin başlarında, bir Enosis nümâyişi… Yunan Hükûmetleri ve Kıbrıslı Rumlar, bu haksız dâvâdan hiç vazgeçmiyecek, bu uğurda, Mahâllî İngiliz Sömürge Hükûmetine karşı tedhîş hareketlerine giriştikleri gibi, Türklere karşı da jenosid siyâseti tâkîb edecek, onları, toplu katliâmlar, köylerinde muhâsara, aç susuz bırakma, iktisâden çökertme, mütemâdî tehdîdlerle korkutma gibi yollarla yıldırıp Vatanlarını terketmiye zorlıyacaklardır… Nasıl ki daha evvel bu siyâseti (1645 – 1669 senelerinde, takrîben 137 bin şehîdin hayâtı pahasına, yine Venediklileri mağlûb ederek fethettiğimiz) Girit'te muvaffakıyetle tatbîk etmişler, iki buçuk asırdır Osmanlı idâresi altındaki bu adada yaşıyan 200 bin civârında Türkten 134 binini katledip geriye kalanını tedhîşle Ada'dan kaçırtmış, tam bir etnik temizlik yapmışlardı… (Girit'teki Enosis târihi: Mel'ûn İttihâdcı İhtilâlini tâkîben, 10 Ekim 1908…) Lâkin Girit Türklerinin âkıbetinden ders alan Kıbrıs Türklerinin ekseriyeti, büyük mahrûmiyetler içinde bulunmalarına rağmen, pes etmiyecek, teşkîlâtlanacak, evvelâ barışçı, sonra silâhlı mücâdeleyle barbar Rumlara mukāvemet edeceklerdir… Onların KATAK, Kıbrıs Türk Millî Birliği, Kıbrıs Türk Kültür Derneği, KTKF, Türk Mukāvemet Teşkîlâtı gibi teşekküllerle yürüttükleri destânî mücâdele, 1950'li senelerde, Anadolu'da da yankılanacak, Anadolu halkının candan, fedâkârâne, fâsılasız desteği, sonunda, 1974 Kıbrıs Harekâtına ve onun peşînden, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhûriyeti'nin vücûd bulmasına imkân verecektir…

*** 

 

 

 

Nankör ve zâlim Rumların Enosis için plebisitleri

Bu ağır şartlarda dahi, onlar için, bu bâtıl dâvâdan vazgeçmek bahis mevzûu olamazdı… Pâris Konferansı'nı müteâkib, Kıbrıs dâhilinde, bu uğurdaki mücâdelelerini ve Mahâllî Hükûmet üzerindeki baskılarını iyice arttırdılar…

Hâdiselerin bu seyri içinde bir dönüm noktası, Mahâllî Hükûmet'ten izin almaksızın, 15 Ocak 1950'de, Başpiskopos II. Makaryos'un idâresi altında ve kiliselerde tertîb ettikleri plebisit oldu. Ada üzerindeki mevcûdiyetlerini münhasıran Türklerin müsâmahasına medyûn olan Rumlar, onların oradaki târihî ve milletler arası hukūka müstenid haklarını, ayrıca yaklaşık dört asırlık mevcûdiyetlerini, neredeyse üç buçuk asırlık hâkimiyetlerini hiç umursamadan, %95,7 nisbetinde “Enosis'e evet” reyi verdiler… Demek ki bâtıl Enosis dâvâsında, metafizik inançları (ki büyük bir kısmı Komünistti), siyâsî temâyülleri ne olursa olsun, Rumların hemen hemen tamâmı (rey kullanan 244.747 Rumdan 215.108'i), ittifâk hâlindeydiler… (https://fr.wikipedia.org/wiki/Histoire_de_Chypre#; 4.6.2020; Fransızca Wikipedia Ansiklopedisi'nin Rum plebisiti için mêhazları: Fransız resmî müessesesi La Documentation Française'in “Dossier sur l'histoire de Chypre et le rattachement par référendum de Chypre à la Grèce” isimli çalışması ve Stanley Mayes'in İngilizce III. Makaryos'un Hayât Hikâyesi kitabı) O zaman Ada'daki toplam Rum nüfûsu nazar-ı dikkate alınınca, Rumların kāhir ekseriyetinin rey kullandıkları ve Enosis tarafdârı oldukları anlaşılır… (Ada'nın 1946'daki yekûn nüfûsu 450.114 idi. Bunun 361.199'u Rum -%80-, 80.548'i Türk -%18- ve 8.367'si sâir menşêli Kıbrıs vatandaşı -%2- idi… -Alasya 1977: 133; De Vaumas 1959: 465-)

Dîn istismârcısı Rum Kilisesi'nin Enosis için başlıca âleti: Tedhîşçi ve jenosidci EOKA

Başpiskopos II. Makaryos, Ocak 1950'de, Rumlara münhasır bir plebisitle Enosis dâvâsını haklı çıkarmıya çalışmıştı…

Başpiskopos III. Makaryos da (sonradan Cumhûr Reîsi olan Jenosidci Papaz), Ağustos 1954'te, Rum Cemâati nâmına, alenen Enosis talebinde bulundu. (De Vaumas 1959: 520)

Aynı senelerin bir başka dönüm noktası, Nisan 1955'te (De Vaumas 1959: 522), Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm'ın şiddet aleyhdârı dînini bir istismâr ve zulüm dîni hâline getirmiş Rum Kilisesi'nin, Enosis gāyesiyle, İngilizlere ve Türklere karşı tedhîşçi faâliyetlerde bulunmak üzere, Miralay Grivas'ın kumandasında, gizli, silâhlı ve jenosidci bir teşkîlât olan EOKA'yı teşkîl ettirmesidir.

Bu mevzûda, ömrünü Kıbrıs Türklüğünün hürriyeti uğrunda mücâdele ederek geçirmiş Mücâhid Rauf Denktaş (Rahmetullâhi aleyh), Aralık 1973'te kaleme aldığı bir makālesinde, Kıbrıslı ve sâir Türklerin hiçbir zaman unutmamaları lâzım gelen şu ibretâmîz tesbîtlerde bulunmuştur:

“1955'lerde Rum Ortodoks Kilisesi, gizli yeraltı teşkilâtı olarak EOKA'yı oluşturduğunda, bu teşkilâtın görevini hiçbir yanlışlığa mahal vermiyecek açıklıkla ortaya koyuyordu: ‘Enosis tahakkuk edinceye kadar mücadeleye devam edilecek, Enosis'e karşı olan veya EOKA'nın mücadelesini engellemeye çalışan herkes ‘düşman' addedilecek[tir]'…

“O halde tekrar edelim: Rum Ortodoks Kilisesi Kıbrıs'ta hiçbir zaman bağımsızlık [istiklâl] mücadelesi yürütmemiştir. Yürütülen mücadele, […] daima Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamak mücadelesi olmuş, […] böyle bir mücadelede Kıbrıs Türk'ünün şerefli yeri [de] Rumun karşısında [ve] Yunan işgaline direniş olmuştur!

“EOKA'nın silâhlı tedhîş mücadelesine kadar Türk'ün direnişi sözle, yazı ile, toplantılarla, nümayişlerle dile gelmiştir. Rum Kilisesi Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlamak için Rum gençlerini örgütleyince, Kıbrıs'ı Yunan yapmak için silâhlar patlayınca, Türk gençleri de derhal örgütlenmek [teşkîlâtlanmak] ihtiyacını duydular. Bu ihtiyaç, derme çatma bir VOLKAN'dan, tam teşkilâtlı bilir [ehil] kişilerin oluşturduğu bir TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLÂTI'na ve oradan da (Rumların Millî Muhafız Ordularına cevap olarak) MÜCÂHİT ORDUSU'na kadar gelişecekti… […]

“Girit misâldir! Kendi kendimizi avutmayalım!”

“…Unutmayalım ki Yunanistan, 1963'te Türklerin kanı akıtılmaya, ocakları söndürülmeye başladığı zaman, imzasını koyduğu Garanti Anlaşması altında bizi kurtarmaya koşacağına, yardımımıza koşmak isteyen Türkiye'yi engellemek için elinden geleni yapmıştı. Ve yine aynı Yunanistan, mevcut anlaşmalara rağmen, Ada'yı fiilen işgal ederek Türk mukavemetini kırmak için Makarios'un vurucu kuvvetlerine yardımcı olmuştur. Bugüne kadar, Yunanistan'dan, ‘Enosis olamaz!' diye bir ses de yükselmemiştir.

“1963 Olaylarının [Hâdiselerinin] nasıl başlatıldığını ve nedenlerini [sebeblerini] hâlâ bilmeyen varsa, salık veririm, AKRİTAS PLANI'nı okusunlar! 1963 Olayları, Enosis için, evvelden tertip edilmişti. Büyük bir soğukkanlılıkla uygulandı. Türk'lerin mukavemeti bir anda kırılsaydı, Türkiye yardımımıza gelemeseydi, çoktan Enosis'i ilân ederlerdi. Mukavemetimiz bugün de sona erse, Türkiye yardımımıza gelecek durumda olmasa, Enosis'i yine ilân edeceklerine inanırım. Girit misâldir. Kendi kendimizi avutmayalım! […]

“Kıbrıs'ta Rum Ortodoks Kilisesi bulundukça, [ona ve onun vazgeçilmez emeli olan Enosis'e] direnişimiz devâm edecektir!

“YENİ NESİLLER, YENİ ŞARTLAR ALTINDA TÜRK OLMANIN BEDELİNİ TÜRKE YARAŞIR ŞEKİLDE VERMEK ZORUNDA KALACAKTIR! BARIŞ İSTİYENLER BARIŞI, VATAN İSTİYENLER TOPRAĞINI, HÜRRİYET İSTİYENLER HAKLARINI KORUYACAK GÜÇTE OLMALIDIRLAR!” (Rauf Denktaş, Kıbrıs'ta Gerçek Huzur”; Tıb Prof. Dr. Derviş Manizade, Kıbrıs; Dün, Bugün, Yarın, İstanbul: Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Bölgesi Yl. No 8, 1975 içinde, ss. 68, 71. Son üç cümleden birincisinde, dizgi hatâsından mütevellid olduğunu zannettiğimiz bir karışıklık olduğundan, onu tashîh ederek iktibâs etik. İkinci cümlede ise, “koşul” Uydurmacası yerine “şart” dedik; zîrâ, bütün Milletimizin, kulağına küpe yapması lâzım gelen bu vecîz sözü -ve devâmını- Uydurmaca bir kelimeyle nakletmek istemedik.)

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  692525

-