6 AĞUSTOS 2020 PERŞEMBE

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 644

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Tedhîşçi ve jenosidci siyâsetle Enosis'i gerçekleştirmek emelinde olan Rum Kilisesi, Ada'da Türklere de hak tanıyan bütün teklîflere direndi

“Gāyeye götüren her yol mübâhtır” makyavelist telâkkîsini benimsemiş olan Kıbrıs Rum Kilisesi, bir taraftan, silâhlı, hattâ tedhîşçi ve jenosidci faâliyetler yürütürken, dîğer taraftan, siyâsî vâsıtalar kullanmayı da ihmâl etmiyordu. Bu cümleden olarak, III. Makaryos, 26 Ağustos 1955'te, 600 Murahhasla Rum Millî Meclisi'ni topladı ve Meclis'de, İngiliz hâkimiyetinin sona ermesini (dîğer tâbirle, hâkimiyetin kendilerine devredilmesini) taleb etti…

Onun bu talebinden iki gün sonra, 28 Ağustos 1955'te Londra Konferansı toplanacak, Türk ve Yunan Temsîlcilerinin iştirâk ettiği bu Konferansta, (Mayıs-Aralık 1955'te İngiltere Hâriciye Vekîli; 1957-1963 senelerinde Başvekîl) Harold Macmillan (1894 – 29.12.1986), taraflara, millî müdâfaa, hâricî siyâset ve âsâyiş işleri İngilizlerin uhdesinde ve Türk ekalliyetinin hakları têmînât altında bulunmak kaydıyle, Ada'ya geniş bir muhtâriyet verilmesini derpîş eden Planını teklîf edecektir. (De Vaumas 1959: 522)

İngiliz tarafının, Ada'nın siyâsî statüsüne dâir ve evleviyetle oradaki menfâatlerini korumıya müteveccih muhtelif plan ve teklîfleri, bu minvâl üzere, Muâhede imzâlanmasıyle netîcelenen Aralık 1958 – Şubat 1959 Zürih ve Londra Müzâkerelerine kadar devâm edecek, hepsi de, Yunan Hükûmetlerinin ve Kıbrıs Rum tarafının kat'iyen vazgeçmiye yanaşmadıkları Enosis talebi sebebiyle akāmete uğrıyacaktır: Lord Radcliffe'in hazırladığı yeni Esâsiye Kānûnu, NATO Umûmî Kâtibi Lord İsmay'in arabuluculuk teklîfi, Vâli Sir Hugh Foot'un Planı, NATO Umûmî Kâtibi Paul-Henri Spaak'ın arabuluculuk teklîfi… (Alasya 1977: 150-159)

Enosis'i gerçekleştirmek emeliyle (Grivas ve Makaryos'un şahsında) Yunan Hükûmeti ile Kıbrıs Rum Kilisesi'nin 1955 baharında têsîs ettikleri EOKA, o günlerden îtibâren Ada'da o kadar çok tedhîşçi faâliyette bulunarak âsâyişi bozmuştu ki İngiliz Hükûmeti vazıyete hâkim olmak için Mareşal Sir John Harding'i yeni Vâli olarak tâyîn etmiş, Harding, EOKA tedhîşi ile başa çıkabilmek için çok sert tedbîrler almış, bu çerçevede, 26 Kasım 1955'te, örfî idâre îlân etmişti… Bütün bu kanlı faâliyetlerin arkasında Jenosidci Papaz bulunduğundan, onu da, Seychelles (Seşel) adalarına sürmüştü… Ne var ki Makaryos'un sürgünü uzun sürmiyecek, İngiltere, mes'eleyi, bütün taraflarla müzêkerede bulunarak hâlledebilmek maksadıyle, bir sene sonra, 28 Mart 1957'de, onu serbest bırakmak zorunda kalacaktır… (De Vaumas 1959: 523)

Mâmâfih, İngiliz Hükûmetinin bu tâvîzi dahi bir işe yaramadı; ağızlarından “illâ da Enosis”den başka bir lâf çıkmıyan Rum tarafıyle uzlaşmak mümkün olmadı…

Rum tarafının bu katı tavrı karşısında, 1957'den beri Başvekîllik makāmını işgāl eden Harold Macmillan, daha fazla vakit kaybetmeden, 1 Ekim 1958'de kendi planının tatbîkıne geçti… Esâsı şuydu: Her iki Cemâat, dâhilî işlerinde muhtâr olacak, Türkler ve Rumlarla meskûn mahâllerde ayrı belediyeler bulunacak, bunların hudûdu, riyâsetini bir İngilizin deruhde edeceği bir Encümen tarafından tâyîn edilecek, hem Cemâatlerin, hem Türkiye ve Yunanistan'ın birer Temsîlcileri olacak, İngiliz Vâlisi Ada'yı bu temsîlcilerle istişâre ederek idâre edecek, Ada'nın statüsü yedi sene zarfında değişmiyecek, Sistem muvaffak olduğu takdîrde, İngiltere, Ada'yı, Türkiye ve Yunanistan'la ortaklaşa idâre etmiye devâm edecektir… (Alasya 1977: 155-156)

Yunan tarafı, Macmillan Planı tatbîkata konulunca, telâşla yeni müzâkere istedi ve üç Devlet, iki Cemâat arasında 18 Aralık 1958'de Pâris'de başlıyan müzâkereler, Kıbrıs Cumhûriyeti'ni ihdâs eden 11 Şubat 1959 Zürih, 19 Şubat 1959 Londra Muâhedeleriyle netîcelendi… (Alasya 1977: 159-160)

 GscI8m

Türkler, on binlerce şehîd pahasına Venediklilerden fethettikleri Kıbrıs'ta, inandıkları Dîn-i Mübînin ilâhî Hükümleri mûcibince, onlara asırlarca adâlet ve şefkatle muâmele ettiler… Onlar ise, büyük bir nankörlükle, Türklerin Ada'daki rüchân hakkını, hattâ yaşama haklarını inkâr ettiler, jenosid siyâsetiyle, öldürerek, yıldırarak, hicrete zorlıyarak onları Ada'dan silmiye çalıştılar… Türkler, bunlarla mı bir arada yaşıyacak?

*** 

 

 

Kıbrıslı Türklerin ilk büyük çığlığı: 28 Kasım 1948 Ayasofya Nümâyişi

Kıbrıslı Türkler, Rumların II. Cihân Harbi sonrasında iyice artan Enosis'ci faâliyetlerinden, haklı olarak, büyük endîşe duydular. İş işten geçmeden, hem bütün Kıbrıs Türklerini yekpâre bir kuvvet hâline getirmek, hem de Anadolu'daki kardeşlerinin dikkatini çekerek onların müzâheretini têmîn etmek mecbûriyetindeydiler…

1948 Kasım'ına gelindiğinde, artık teşkîlâtlı mücâdelenin ehemmiyetini anlamış ve Kıbrıs Türk Azınlığı Kurumu ve Kıbrıs Millî Türk Halk Partisi gibi siyâsî fırkalardan mâadâ birçok ictimâî ve meslekî teşekküle vücûd vermişlerdi. Bu meyânda, birkaç gazete ve mecmûa da neşretmekte idiler…

Bu gibi teşekküllerin idârecileri ve halkın münevver kesimi, aralarında istişâre ederek, 28 Kasım 1948'de, Lefkoşe, Ayasofya (1954'ten îtibâren Selîmiye) Meydanı'nda, Kıbrıs Türklerinin mümkün olan en geniş kesiminin iştirâkiyle bir nümâyiş tertîb edip seslerini duyurmıya, bütün dünyâya, Enosis'e (Ada'nın bir bütün hâlinde Yunanistan'a ilhâkına) râzı olmadıklarını ve Ada üzerindeki târihî haklarına sâhib çıktıklarını bildirmiye karâr verdiler… Bu, Kıbrıslı Türklerin, bütün dünyâya haklarını haykırdıkları ilk büyük çığlıkları oldu!

Halkla yüz yüze temâslara ve gazetelerde neşredilen makālelere ilâveten, gazetelere dercedilen îlânlarla da Nümâyişin gāyesini tasrîh etmiş ve bütün Kıbrıslı Türkleri ona iştirâke dâvet etmişlerdi:

“MİTİNG… 28 Kasım 1948 Pazar günü Lefkoşada Ayasofya Meydanında yapılacak büyük mitinge iştirak etmek her Kıbrıs Türkünün vazifesidir. Bu büyük mitinge iştirak nisbeti ne kadar fazla olursa, İlhak ve Muhtariyete karşı açtığımız savaş o kadar kuvvetli olacaktır. Bu toplantıda bulunmakla kuvvetli varlığımızı ve sesimizi bütün yabancı aleme gösterecek ve duyuracağız. Türk Kardeş 28 Kasım Pazar gününü UNUTMA!”             (Hür Söz, 21.11.1948, s. 1) 

“Bugün 28 Kasım MİTİNG GÜNÜDÜR… Kıbrısı seviyor ve burasını bir vatan parçası olarak tanıyorsan, iki menhus düşünceyi (İLHAK VE MUHTARİYETİ) reddetmek için, BUGÜN saat 11 de Lefkoşada Ayasofya Meydanında yapılacak mitingde sen de bulun… BU GÜN, bütün bir cihana Kıbrıstaki Türk varlığının canlılığı gösterilecektir. Bizi ölü bilenler, varlık ve canlılığımız karşısında o gün hayrete düşeceklerdir. Lefkoşa Ayasofya meydanına sabah saat 11 de sen de koş ve müşterek millî davamıza karşı olan bağlılığını isbat et…” (Hür Söz, 28.11.1948, s. 4)  

Bu nümâyişte Türkler, sâdece Enosis ve (dolaylı Enosis mânâsına gelen) “Muhtâriyet”i kat'î bir dille reddetmekle iktifâ ettiler; lâkin Kıbrıs'ın siyâsî statüsü hakkındaki alternatif müddeâlarının ne olduğunu açıkça beyân etmediler. Onlar için ilk büyük mes'ele, Enosis'e mânî olunması, İngiliz Mahâllî Hükûmeti'nin gasbetmiş olduğu bütün haklarının iâdesi, Ada üzerinde en az Rumlar kadar söz sâhibi olmalarıydı. Kısa bir müddet sonra, Ada'nın İngilizler tarafından (en azından kısmen) terkedilmesi ihtimâli kuvvetlenip statüsü hakkındaki tartışmalar harâretlenince, Kıbrıslı Türklerin de müddeâsı sarâhat kazanacaktır: Âzamî taleb, Ada'nın kendisinden emânet alınan asıl sâhibine iâdesi, asgarî taleb ise, onun, iki cemâat arasında taksîm edilmesidir… Öyleyse hangi nisbette bir taksîm? Elbette, Türklerin Ada üzerindeki târihî haklarını nazar-ı dikkate alan ve onlara kendi kendilerine yetmelerine imkân verecek büyüklükte arâzî sağlıyan bir taksîm… Dîğer tâbirle, taksîmde, Ada'nın kendine mahsûs şartları sebebiyle, nüfûs oranına, ancak tâlî bir kıstas olarak îtibâr edilecektir…

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  883565

-