6 AĞUSTOS 2020 PERŞEMBE

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 646

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Koca bir topluluğun kendisini bu derece terkedilmiş hissetmesi, ne tahammül edilmez bir hâl, ne büyük bir acıdır!

Nitekim, Lefkoşe'de münteşir Hür Söz gazetesi Sâhib ve Başyazarı Fevzi Ali Rıza da, bahis mevzûu Mitingden bir hafta evvel kaleme aldığı “Büyük Miting” başlıklı makālesinde, Kıbrıslı Türklerin, o günlere kadar ihmâl edildikleri, üç buçuk asırdır kendilerine vatan yaptıkları, kan ve terleriyle yoğurdukları, her köşesini bin bir eserle donattıkları bu topraklarda yok farzedildikleri gibi tesbîtlerde bulunuyor, 28 Kasım 1948 Pazar günü yapılacak nümâyişle, şimdiye kadar mârûz kaldıkları bu utanç verici, bu kahredici hâle, bu (bizim tâbirimizle) “zımnî jenosid” muâmelesine artık son verileceğini, mevcûdiyetlerinden ve haklarından bütün dünyânın haberdâr edileceğini, bu meyânda Ada'nın Enosis yoluyle doğrudan veyâ “Muhtâriyet” yoluyle dolaylı olarak Yunan veyâ Rum hâkimiyetine geçmesine aslâ râzı olmıyacaklarının îlân edileceğini kuvvetle, inançla ifâde ediyordu:

“İngiltere ve Amerikada çıkan ve bütün dünya efkârı umumiyesine hitap eden gazeteler, gün geçmez ki Kıbrıs hakkında bir kaç satırlık bir şey yazmasınlar. Bu yazıların [metinde “yazarların”] ekserisinde –yapılan yanlış ve kötü bir propagandanın tesiriyle- bu güzel adada başlı başına bir varlık olan Kıbrıs Türklerinden maalesef hiç bahsedilmemektedir.

“Bizim ‘muhtariyet' ve ‘Yunanistana ilhak' a neden itiraz ettiğimiz hakkında bu yazılanların içerisinde hiç bir haber yoktur. Esasen onlar Kıbrısta yalnız ve tek bir Yunanlı varlığı olduğunu sanmakta ve bu varlığın Yunanistan'a ilhak istemesini de pek tabiî görmektedirler!..

“Ada'nın her karış toprağını kanıyle sulamış ve alın teri ile yoğurmuş olan Kıbrıs Türkü”

“Camiler, mektepler ve geçmiş yıllarda ecdadımızın inşa ettiği su bentleri, sebilleri ve diğer hayır işleri ile asırlarca bu topraklarda yaşamış, bu topraklar için şimdiki nüfusu kadar can feda etmiş; her karış toprağını kanıyle sulamış ve alın teri ile yoğurmuş olan Kıbrıs Türkü'nün varlığından Amerika, İngiltere ve Fransa halkını haberdar etmek bu gün münevverlerimize, eli kalem tutan ve lisan bilen gençlerimize düşen başlıca vazifedir.

“Kıbrısta Rumlar arasında mevcut olan ve yanlış olarak Kıbrıs halkının fikirleri diye Royter [Reuter haber ajansı] vasıtasiyle deniz aşırı memleketlere ulaşan kaynaşmaları esaslı olarak gözden geçirecek olursak, bunun iki vecheye ayrılmış olduğunu görürüz. Bunlardan birinci zümre ve bu zümrenin etrafında toplanan ekseriyet bir Rum unsuru, İlhak ve yalnız İlhak estemektedir; ikinci kısım ve nisbeten azlık olan solcular ise, yine ilhaka -ve fakat kazanacağına sandıkları Markos Yunanistan'ına ulaşmak üzere- adaya siyasî ve idarî bakımdan tam bir muhtariyet verilmesi fikrini terviç ediyorlar. [O esnâda Yunanistan'da Komünistler ile Hükûmet Kuvvetleri arasındaki dâhilî harb devâm etmekteydi…]

“Adada Rum siyasî liderleri için bir nevi demagoji vasıtası olarak kullanılan bu iki hedef, zamanla Rum halkını coşturmakta, bu coşkunluğun temayül ve tesirine kapılan ve esasen Rum muhitlerinde oturarak oralarda vakit geçiren bazı yabancı muhbirleri [muhâbirleri] de teshir etmektedir. Bunun neticesi olarak, yapılanlar ve istenenler hep tek taraflı olarak görülüyor. Irkımızın başlıca hasleti olan ağırbaşlılığımız bir nevi meskenet telâkki edilmektedir. Bu yüzden İlhak ve İlhaka giden dolambaçlı yol ‘Muhtariyet' arzuları, hariç [hâricî] memleketlere aksederken; Kıbrısta başlı başına köyler ve hatta kasabalar kurmuş, Adanın ziraat, bağcılık ve diğer bir çok hususlarında kıymetli ve esaslı rolü olan varlığımız hep hiçe sayılıyor…

“Bütün bunları düşünürken ve yılların bu memleketi geri bırakan, bu cennet diyarları ekonomik ve sosyal bakımdan felce uğratan başlıca amillerini tetkik ederken her aklı başında insanın üzülmemesi mümkün değildir.

“Varlığımızı ve bu topraklarda yaşamak hakkımızı dünyaya tanıtmak için”

“70 senedir sürüp giden İlhak ve Muhtariyet yaygaralarının Kıbrısa ne kadar pahalıya mal olduğunu düşününce bir vatandaş olarak kaybolan fırsatlara acıyor ve heba olan zaman karşısında büyük bir teessür duyuyoruz.

“Kahrolsun İlhak ve Muhtariyet diye haykırmak, Kıbrıs halkını ilerlemekten alıkoyan bu iki kötü düşünceyi büyük bir lânetle reddetmek istiyoruz.

“İşte bu maksatla, önümüzdeki 28 Kasım Pazar günü yapılacak mitinge Kıbrıs'ın dört bir bucağından Türk halkının iştiraki başlıca millî vazifemiz olmalıdır.

“O gün Kıbrıs Türk halkının sesi, Ayasofya Meydanından dünyaya yayılacak, dost ve düşman memleketler halkı kadar Kıbrıstaki ecnebi muhbirler de Adadaki Türk varlığının kıymet ve ehemmiyetini ölçebileceklerdir.

“Varlığımızı ve bu topraklarda yaşamak hakkımızı dünyaya tanıtmak için, önümüzdeki Pazar günü yapılacak toplantıya koşmalı; çift ve çubuğumuzu bırakarak bu millî birliğe biz de katılmalıyız.

“Yaşasın birlik ve beraberlik!

“Kahrolsun İlhak ve Muhtariyet düşünceleri!” (Hür Söz, 21.11.1948, s. 1. Fevzi Ali Rıza'nın, gazetesinin 25.11.1948 târihli nüshasındaki başmakālesi de, yine “İlhâk ve Muhtâriyeti Protesto Mitingi”ne hasredilmiştir…)

 

 uLZu3x

(Hür Söz, 30.11.1948, s. 1)

Kıbrıs Türklerinin, mevcûdiyetlerini isbât ettikleri ve Ada üzerindeki haklarına sâhib çıktıkları “İlhâk ve Muhtâriyeti Protesto Mitingi”nden iki intibâ… Hakîkaten, yaptığı têsîrle, doğurduğu netîcelerle “pek muvaffakıyetli bir millî miting”… Târihlerinde bir dönüm noktası… Kıbrıs'ı, kaybedilmiş bir vatan parçası olmaktan çıkaran onların bu şuûrlu, azimli, fedâkârâne mücâdeleleridir… Şâyed bir gün Kıbrıs'ta geri adım atılır ve Türkler, “zoraki” de değil, düpedüz “sapık” bir nikâhla Rumlarla bir arada yaşamıya icbâr veyâ (daha beteri) iknâ edilirlerse, terleri, kanları, naaşları bütün Kıbrıs topraklarına karışmış çilekeş Kıbrıslı ve Anadolulu ecdâdlarına, onlar için canını vermiş, kanını dökmüş bütün şehîd ve gāzîlere, yine onlar için duâ etmiş, göz yaşı dökmüş, (Emperyalistlerin askerî ve iktisâdî ambargoları gibi) nice çetin sıkıntılara katlanmış, onlarla ekmeğini bölüşmüş bütün Anadolu Milletine ve bizzât kendilerine ihânet etmiş olurlar!

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  295277

-