6 AĞUSTOS 2020 PERŞEMBE

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 648

Yesevîzâde Alparslan Yasa

18 Kasım 1948 Nümâyişinde Hoca Sâlih Efendi'nin nutku

Hür Söz Sâhibi Fevzi Ali Rıza, tam metin hâlinde iktibâs ettiğimiz başmakālesinde, bir dîn adamı” olan Sâlih Efendi'nin konuşmasına husûsî bir ehemmiyet atfediyor… Bunun sebebi, Müslümanların dînî teşkîlâtının İngiliz Mahâllî Hükûmeti'nin baskısına mârûz bulunması ve çok kerre onların têsîri altında hareket etmesi olsa gerektir…

Sâlih Efendi'nin “İlhâk ve Muhtâriyeti Protesto Mitingi”ndeki nutkunu gāyet şâyân-ı takdîr bulan Hür Söz, 1 Aralık 1948 târihli nüshasında, onun tamâmını neşrediyor. O, “Rum rûhânîleri” Enosis'in tahakkuku için seferber olmuşken, Müslüman “dîn adamları”nın Türklerin hakları için mücâdele etmemesini zül addeden bir insanın şuûruyle konuşuyor:

“Aziz Türk Kardeşlerim! Atalarımızın yadigârı olan bu adadaki varlığımızın devamı ve bekası emeliyle işinizi, gücünüzü terkederek bu kutsal gösteriye katılışınızdan dolayı en büyük takdir ve tebriklere lâyıksınız; var olunuz!

“Sizin bu hareketiniz, Türkün, hak ve adalet dairesinde kendi varlığını, kendi hakkını korumak için nasıl hareket etmek lâzım geldiğinin pek canlı bir misal ve ifadesidir.

“Bu millî ve kutsal gösterinin lüzum ve ehemmiyetini benden evvel sayın hatiplerimiz pek güzel açıkladıklarından artık bu uğurda söz söylemiye lüzum kalmamış ise de, Rum vatandaşlarımızın ruhanileri de millî emellerinin tahakkuku için faaliyete geçtiklerinden, meslek icabı onlara bir misilleme, bir karşılık vermeği ve kıymet vermek istemedikleri Türklerin de kendilerinden daha uyanık ve milliyetperver ruhanileri bulunduğunu söylemeği kendimize vazife bildik.

“Azîz Türk Kardeşlerim! Bastığınız bu yerden bir avuç toprak alıp da koklıyacak olsanız, şehîd dedelerimizin mübârek kanının kokusunu duyacaksınız!”

“Sayın Kardeşler! Rumların her sınıf halkı, en ufak bir vesile ile, biz Türklerin diyanet ve milliyetimizi tahkir etmeyi kendilerine bir şiar, bir meslek edinmişlerdir. Bir millet için bu, ne kadar küçüklük ve ne kadar düşkünlüktür! Eğer biz de tenezzül etsek, onların diyanet ve milliyetini tahkir ve tezyif için çok söz bulup söyliyebiliriz. Fakat bizim dinî ve millî terbiyemiz buna manidir. Biz asil ve necip Türk kavmi, herkesin diyanet ve milliyetine hürmet etmekle mükellefiz. Lâkin bu, bizim zaafımızı, küçüklüğümüzü değil, bilakis büyüklük ve asaletimizi gösterir. Biz bu terbiyemizi muhafaza ederken, Rum vatandaşlarımız eğer bunu korkaklığımıza hamlederlerse, aldanırlar! Çünkü Türk, anasından cesur ve kahraman olarak doğar, cesur ve kahraman olarak ölür. Türkün lugatinde korku mefhumunu ifade eden bir kelime yoktur. Türk korkmaz ve yılmaz.

“Aziz Türk Kardeşlerim! Bastığınız bu yerden bir avuç toprak alıp ta koklıyacak olsanız, şehit dedelerimizin mübarek kanının kokusunu duyacaksınız! İşte bu toprakların altında yatan o şehit ecdadımızla bu şehrin fethi esnasında ilk şehit düşen ve kal'anın Bayraktar burcundaki kutsal türbesi Türklüğün kahramanlık ve fedakârlığını arzeden (Bayraktar Hz.) ve yine Mağusa kal'asının bir burcunda Türke has bir azamet ve ihtişamla yatan muhterem şehit (Canbulat Hz.) bize karşı ruhanî haykırıyorlar ve diyorlar ki: ‘- Ey şanlı Türk kavminin asîl ve necîp ahfadı! Biz, canımızı feda ederek bu ada üzerinde bir Türk varlığı meydana getirdik. Siz de buradaki Türklüğün varlığını ne pahasına olursa olsun korumalısınız! Eğer bu millî ve dinî vazifenizi yapmıyacak olursanız, size Türklük, Türk tarihi lânet edecektir!' İlh…” (“Genç Ruhanilerimizden Salih Ef. Hocanın Hitabesi”, Hür Söz, 1.12.1948, s. 1)

Kıbrıs Rum matbûâtının, 28 Kasım 1948 Nümâyişine aksülameli

Kıbrıs Türk Cemâatinin tamâmına yakın bir kesiminin iştirâki, desteği ve dayanışma rûhuyle yapılan bu nümâyiş, Kıbrıslı Türklerin mâneviyâtını çok yükseltti; teşkîlatlı mücâdele şuûrlarını kuvvetlendirdi; onları, hakları için daha bir azim ve ümîdle çalışmıya, mücâdele etmiye sevketti…

Rumlar ise, tabîatiyle, Nümâyişi küçümsediler, alaya aldılar, Türkleri âsâyişi ihlâl etmekle ithâm ettiler, Türklerin de Enosis'e tarafdâr olmalarının kendi menfâatleri îcâb  olduğunu ileri sürecek kadar saçmaladılar…

Ahmakça iddiâlar ortaya atan gazetelerden biri, Neos Kibriakos Filaks idi. Bu varakpâreye göre, Kıbrıs, bütün Helenlere mâl olmuş bir dâvâymış… Enosis'e muhâlefet, bütün Helenlere cephe almak demekmiş… Bu vazıyette, Türk gazeteleri ve Türk Hükûmeti de Kıbrıs'ın Yunanistan'a verilmesini istemeliymişler... Sıkı Türk-Yunan dostluğu bunu îcâb ettirirmiş… Aksi hâl, dostluğu, binâenaleyh bütün Balkan muvâzenesini bozabilirmiş… İlh… (Hür Söz, 8.12.1948, s. 1'den naklen)

Rumların bu gibi yâvelerine, 28 Kasım 1948 Nümâyişine konuşmacı olarak iştirâk eden Baflı Müderris Mehmed Dânâ Efendi, esâslı bir makāleyle cevâb verecektir.

G4x0pE

(https://www.modamuzayede.com/urun/2277618/fotograf-kibris-in-ilk-muftusu-mehmet-dana-efendi-bir-mitingde-konusurken; 16.6.2020)

Kıbrıs'ın 30 Aralık 1953'te seçimle iş başına gelmiş ilk Müftüsü Mehmed Dânâ Efendi, bu kudsî vazîfeyi 1 Eylûl 1971'de emekli oluncaya kadar deruhde etti. Kıbrıs Türklerinin varlık ve Anavatanla bağları muhâfaza mücâdelesine şuûrla, heyecânla katıldı ve bu Dâvâda büyük hizmetler îfâ etti. Burada bir nümâyişte konuşurken görülüyor. Arkasındaki zât, Kıbrıs Türklüğünün merkezî teşkîlâtı, Dâvâyı Anadolu Milletine mâl eden, onu milletler arası sâhada da temsîl eden Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu'nun  (KTKF) -1949'da kuruluşundan îtibâren 1957'de vazîfesini Rauf Denktaş'a devredinceye kadar Reîsi- Faiz Kaymak'tır. Allâh cümlesine ganî ganî rahmet eylesin!

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  759033

-