28 EYLÜL 2020 PAZARTESİ

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 660

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Denktaş'ın, 16 Ağustos 1960 günü, Kıbrıs Cumhûriyeti'nin istikbâli hakkındaki ümîdvâr nutku

Kıbrıslı Türkler, onlarca sene İngiliz zulmü altında ve Rumlar tarafından imhâ edilme korkusu içinde yaşadıktan sonra, Şubat 1959 Zürih ve Londra Muâhedelerini büyük bir ümîdle karşılamışlardı… Enosis ve o uğurda jenosid siyâsetinin artık geride kaldığına, Ada'da mevcûdiyetlerinin tanınması, Rumlarla müsâvat esâsının kabûl edilmesi, Kıbrıs Cumhûriyeti Esâsiye Kānûnu'nun bu esâsa tevfîkan hazırlanması ve Esâsiye Kānûnu'nun Têmînâtçı Devlet sıfatıyle Türkiye'nin de muhâfazası altında bulunması gibi âmillere istinâden, artık Rum Cemâatiyle dengi dengine münâsebetler têsîs edebileceklerine, hür ve korkusuz, müreffeh ve mes'ûd yaşıyabileceklerine inanıyorlardı… Nitekim, Türk Cemâatinin büyük lideri Rauf Denktaş, daha evvel tam metnini naklettiğimiz “Yeni Hamleler” başlıklı makālesinde (Nacak, 21.8.1959, s. 1; Yeni Söz, 28.6.2020, Tef. No 637'ye mürâcaat), onların bu düşünce ve hissiyâtına tercüman olmuştu. O makālesinden bir sene sonra, Kıbrıs Cumhûriyeti'nin îlân edildiği 16 Ağustos 1960 günü, KTKF Reîsi sıfatıyle îrâd ettiği nutka da, aynı nikbînlik ve istikbâl için ümîd hissi hâkimdi:

“Uzun bir mücadeleden, karşılıklı itimatsızlık, şüphe, kavga ve çekişmeden ve epiyi de gecikmeden sonra, nihayet Kıbrıs Cumhuriyeti doğmuş bulunuyor. Bu, bütün ada için ve Kıbrıs adasına komşu devlet ve milletler için hiç şüphesiz mutlu bir olaydır. 16 Ağustos, Kıbrıs tarihinin yeni bir başlangıcı, yeni bir açılış günüdür. […]

“Her iki Cemâatin Anayasa'da tesbît edilmiş haklarına riâyet edilirse, dostluk içinde yaşıyabiliriz; (yeni devre) bu ümîdle giriyoruz”

“Biz, bugünden sonraki Kıbrıs'a gönül rahatlığı içerisinde, kendi kendimizden emin olarak ve Kıbrıs Rumları ile dostluk içerisinde yaşamak istiyerek ve yaşamak hedefiyle girmekteyiz.

“Hepimizden büyük vazifeler beklenmektedir. Evvelâ dar bir ceket diye vasıflandırılan anayasada her iki taraf için tesbit edilmiş haklara riayet etmek, hürmet etmek ve bu dar ceketin belki de sıkan taraflarına uzun bir müddet aldırmamak, alışmak gerekmektedir. Birbirimizden şikâyet etmemeliyiz, birbirimize tanınmış haklar hakkında kötümser niyetlerle hareket etmemeli, bu haklara hürmet etmesini bilmeliyiz. Anayasa, uzun müzakerelerden, çekişmelerden sonra meydana gelmiştir. Anayasa içerisinde her iki cemaatin haklarını en açık bir şekilde tesbit eden maddeler vardır. Bunlara hürmet etmek, bu hakların elimizden alındığını zannettiğimiz zamanlarda [da] kanun yoluyle hakkımızı aramasını öğrenmemiz gerekmektedir. […]

“…Kötü niyet sahibi insanlar mevcut olsa bile, (Anayasamızda) ayakta durabilecek bir çatı kurulmuştur. Hürriyetimizi teminat altına alıyor, bize can ve mal emniyeti sağlıyar ve garanti olarak Türk ve Yunan askerleri Kıbrıs'ta Kıbrıs Cumhuriyetini garanti altına alıyor. Böyle olunca, kötü niyetli insanlar olsa bile, Kıbrıs Cumhuriyetini batırmak istiyen, bu çatıyı çökertmek istiyen insanlar bulunsa bile, bu garantiler altında bu kötü niyetli insanların muvaffak olamıyacağı kat'iyetle görülmektedir. […]

Esâsî Haklara istinâd ederek Kıbrıs Türklüğünü bâkî kılmak vazîfesi

“…Anayasada temin ettiğimiz haklar, anayasa altında elde ettiğimiz bütün menfaatler, ancak ve ancak Kıbrıs Türklüğü birlik ve beraberlik içerisinde yaşadığı takdirde bir fayda ve bir mana ifade edecektir. […]

“Senelerce Türk bayrağını görmemiş olan, senelerce anavatana hasret yaşamış bulunan bir cemaatin çocuklarıyız. Biz, Kıbrıs Türkleri için Kıbrıs bayrağının yanına Türk bayrağını, Kıbrıs ordusunun yanına Türk askerlerini getirebilmiş bir durumdayız; bununla öğünebiliriz. Bizden sonra gelecek olan nesiller, bunu bu şekilde yaşatmak, Kıbrıs'ta Türklüğü daha da kuvvetlendirmek, daha da var etmek vazifesiyle mükellef olacaktır. Onlar da bunu yaptıkları takdirde, bununla öğünecekler ve nesilden nesle bu durum bu şekilde gidebilecektir.

“Bizim için netice kutlu olmuştur. Bütün Kıbrıs için mutlu olmasını candan arzu ederiz. İyi niyetle, karşılıklı anlayışla, birbirimizi sevmekle ve Kıbrıs'ı bir vatan olarak görmekle eminim ki bütün netice umumiyetle kutlu ve mutlu olacaktır. Bu neticeyi elde etmek için çalışmış olanlara, bu neticeyi elde edebilmemiz için canını vermiş olanlara ne kadar teşekkür etsek azdır.” (Bozkurt, 18.8.1960, ss. 1 ve 2)

Makaryos'un daha ilk günden ahde vefâsızlığı

Bu mülâhazalar ve bu hissiyâtla, Türk Cemâatinin Reîsi ve yeni Kıbrıs Cumhûr Reîsi Muâvini Dr. Fâzıl Küçük ile Kıbrıs Müftüsü Müderris Mehmed Dânâ Efendi, 14 Aralık 1959'da Rum Cemâati Reîsi ve yeni Kıbrıs Cumhûr Reîsi seçilen Makaryos'u, hemen 15 Aralık 1959 günü, Kıbrıs Başpiskoposluğu'ndaki makāmında ziyâret ve tebrîk etmişlerdi… Hattâ Hâriciye Vekîli Fatîn Rüştü Zorlu da, ona, Kıbrıs Başkonsolusu Vecdi Türel vâsıtasıyle  bir tebrîk mesajı ileterek her iki Reîsin âhenk içinde çalışacaklarına dâir inanç ve temennîsini ifâde etmişti:

“Türk Başkan Yardımcısı Fâzıl Küçük ile birlikte, samimî bir işbirliği halinde, Kıbrıs'ı sulh, sükûn ve huzur içinde parlak bir istikbale eriştirmek için elinizden gelen her şeyi yapacağınıza inancımı bildirir, tebriklerimi ve muvaffakıyet temennilerimin kabulünü rica ederim.” (Milliyet, 16.12.1959, s. 5)

Hâlbuki Makaryos, daha ilk günden, Zürih ve Londra Muâhedelerinin rûhuna ihânet ederek, kendisinin seçilip başa geçmesiyle, artık Ada'da “Yunan idâresi”nin teessüs ettiğini îlân etmiştir… Bu madrabaz Papazın, seçilmesini müteâkıb neşrettiği bu ilk mesajı, tam ona yakışır bir mürâîlik nümûnesidir:

“Makarios'un seçilmiş olduğu kilise çanları ile duyurulmuş, Rum halkı sabaha kadar sokaklarda dans ederek şarkılar söylemiş ve ‘Zito' diye bağırmıştır.

 

1_17

 

 

(Nacak, 27.8.1960, s. 1)

Başında Rauf Denktaş'ın bulunduğu KTKF'nin nâşiriefkârı Nacak, Makaryos'un daha ilk günden ahde vefâsızlığını teessüf ve endîşeyle karşılamış, yine de istikbâle dâir nikbînliğini muhâfaza etmişti: “Makarios: Kıbrıs Gemisinin Dümeni Elimizdedir Dedi… […] ‘…Kıbrıs gemisinin dümeni elimizdedir. Azimle bunu ileriye götürmek ve ümitlerimizin uzak ufuklarına ve arzularımıza ulaştırmak bizim elimizdedir…' Yukarıdaki demeci müfrit Ethniki gazetesinden almadık. Kıbrıs Rumlarının Reisicumhuru Makarios cenapları, Faneromani kilisesinde Kıbrıs Cumhuriyetinin  doğuşu münasebetiyle yaptığı bir konuşmada söylemiş bunları… Soruyoruz: Kıbrıs Rumlarının uzak ümit ufukları nelerdir? Arzuları nedir? Ethniki, hâlâ daha anlaşmalara yüklenmekte, diğer Rum gazeteleri anlaşmaların muvakkat olduğundan bahsetmektedirler. Kıbrıs'ı acaba nereye sürüklemek istiyorlar? Yeni bir devre açıldı. Yeni bir iman ve ruh ile işe başlamak icap etmez mi? Sabır ve soğukkanlılıkla, Rumlarda bu yeni anlayışın doğmasını beklemekteyiz.” (Nacak, 27.8.1960, s. 1)

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  193918

-