8 TEMMUZ 2020 ÇARŞAMBA

Hüseyin Adalan

NEDEN ABDULLAH GÜL VE AHMET DAVUTOĞLU YOKTUR

Hüseyin Adalan

Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olacağı seçimlerde, Cumhurbaşkanı Erdoğan il il, ilçe ilçe düzenlenen mitinglerde bizzat büyük bir gayret gösterip Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesi için saha çalışmasının başından hiç ayrılmadan yoğun olarak ter dökmüştü.

Yine Ahmet Davutoğlu'nun Başbakan olacağı seçimlerde, Cumhurbaşkanı Erdoğan özellikle bazı basın ve medyanın sürekli-bilinçli baskılarına rağmen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün seçilmesinde çalıştığı kadar bıkmadan usanmadan yeniden saha çalışmasının başına geçerek ter dökmüştü.

Şimdi soruyorum: Cumhurbaşkanı Erdoğan kendi iktidarı döneminde ilk Başbakanlığı da ilk Cumhurbaşkanlığını da önce Abdullah Gül'e yaptırmıştı.

Hele Ahmet Davutoğlu'na seçim olmadan Başbakanlığı da adeta altın tepside sunmuştu.

Nedense Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu görev yaptıkları sürelerde çalışırken, bunlarla birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan da çalışıyordu. Nedense referandum öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendileri için yaptığı iyilikleri unutmak amiyane tabiriyle vurdumduymazlıktan başka bir şey değildir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan o dönem Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu için iyiydi de şimdi mi acaba bunlar için iyi değil. Yoksa daha önce bulundukları makamın, yaptıkları görevin önemini anladı veya unuttular mı?

En azından, hiç değilse, böyle zorlu bir dönemde biraz olsun BBP Genel Başkanı Mustafa Destici kadar sorumluluk alabilirlerdi. “Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu'nun bu kadar arka planda kalmasına neden olan başka bir hesapları mı var” diye insan soramadan edemiyor işte.

Devletin bekası gibi çok önemli bir konuda hiç değilse aynı resimde yer almalarını, “gün birlik olma günü” deyip bütün kırgınlıkları bir kenara bırakıp hep birlikte milletin yanında durduklarını belli etmelerini beklerdik.

Maalesef, milleti yanılttılar. Fakat kimse şaşırmadı.

Devlet, millet, vatan ve Bayrak hatta âlemi İslam için çalışmak bir onlar ve millet içinde çok önemliydi. Ama gün olur devran döner bu sessizliğin de millet onlara hesabını sorar.

Türkiye'ye karşı tüm dünya birleşmişken biz daha içimizde çok basit bahanelerle birleşemiyorsak bu işin içinde kesinlikle bir iş var.

Abdüllatif Şener ve Türkiye Barolar birliği başkanı Metin Feyzioğlu “hayır” için hiç olmazsa küçük çaplı mitingler düzenlerken, ne oldu da Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu'nu “EVET” için miting meydanlarında göremez olduk?

Yoksa kişisel menfaatleri mi öne geçiyor? Bu tarafsız anlamsız bekleyişleri, içtimai ve sosyal hayatın temel prensiplerini de bozuyor.

Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu biran evvel vefalarını göstererek aynı parti ve davadan uzun süredir beraber çalıştıkları Başbakan Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hiç değilse yükünü hafifleten en zorlu dönemlerden geçtiğimiz şu günlerde yanında durmaları ve en önemlisi de vefalı dostlar olmalarını bekliyorduk.

Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu'nun fazla değil en azından birkaç il veya ilçelere yapacakları ziyaretleri mutlaka “EVET'e” vurgu yapmalar aslında böyle dönemlerde çok faydalı olacaktır.

Çünkü Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu ikisi de aynı davanın ve partinin değerleridir. Bu davaya gönül vermiş en çok milletimiz onlar için dönemlerinde ki miting çalışmalarında aralıksız hiç durmadan gece gündüz çalıştılar.

Şimdi kendileri için çalışanlarla beraber çalışıp üzerimizde ki oyunları bozma vaktidir.

Ak parti siyaseti sayesinde bir yerlere gelen herkes şunu çok iyi bilmelidirler ki:

Geldikleri makam ve mevkilere bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tensipleriyle ulaşmışlardır. Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasa en fazla olacakları muhtarlıktan fazla öteye geçemezler.

Yani kendilerinin zannettiği gibi değildir. Kendilerinin bu milletin gözünde hiçbir harbi kıymeti olmadığı gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gölgesinde günü kurtarma siyasetinden başka hiçbir şey yapmadıkları aşikârdır. Sözden ziyade Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasa bunların zerre esâmeleri bile okunmaz.

Bu millet birçok seçimlerde adaylara veya adayların ne olduklarına bakmamış aksine sevdalandıkları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bizzat kendisine oy verdiğini artık herkesin bildiği bir gerçektir.

Referandum seçimlerinde destek vermeseler de inşallah “EVET” çıkacaktır.

Fakat millet istiyor ki bu çorbada az da olsa tuzunuz bulunsun. Bu asil millet tüm dünyaya karşı tek başına diklenmeden, dik duran, Müslümanları ve âlemi İslam'ı izzet şerefi hakkıyla temsil etmeye özen gösteren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı her zaman olduğu gibi asla yalnız bırakmayacaktır.

Sakın unutmayın ümmetin başına bütün musibetler hep münafıklar yüzünden geldi.

Ümmetin cefası çoktur. Bir vurdu mu dermanı yoktur.

Kim ki bu millete hain hesaplar düşünüyorsa bilsin ki bedeli başta bu dünya da çok zor ve çetin bir hesap sorulur. Bundan sonra artık Türkiye o eski millette o eskisi gibi değil.

Devlet fil gibi yavaş yürür zamanı geldiğinde kalan hesapları da görür.

 

HÜSEYİN ADALAN - TERCÜMEİHÂL

HÜSEYİN ADALAN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  476611

-