23 EYLÜL 2020 ÇARŞAMBA

NOVARTİS’İN VERDİĞİ 85 MİLYON DOLARLIK RÜŞVETİ KİMLER YEDİ?

İlaç ve tarım kimyasalları üreticileri Ciba-Geigy ve Sandoz’un 1996’daki birleşimi ile ortaya çıkan Siyonist baronlara ait ve ilaç sektörünün devi Novartis, Amerika ve Çin’den sonra Türkiye’de özel sektör ve kamuya 85 milyon dolar rüşvet vermekle suçlanıyor. Skandala FETÖ’cülerin de adının karıştığı iddia ediliyor.


NOVARTİS’İN VERDİĞİ 85 MİLYON DOLARLIK RÜŞVETİ KİMLER YEDİ?

Yeni Söz- HAber Merkezi

 

GİZLİ TANIKTAN İHBAR MEKTUBU

Bir Novartis çalışanı olduğu sanılan kişinin savcılık, Novartis CEO'su ve denetim kurulu başkanı ile haber merkezlerine gönderdiği ihbar mektubunda, İsviçre/Basel merkezli ilaç şirketi Novartis'in, bir danışmanlık şirketi üzerinden Türkiye'de 85 milyon dolar değerinde rüşvet verdiği iddia edildi. 2013'de Hindistan ile girdiği patent savaşını kaybeden Novartis'in ABD ve Çin'de de rüşvet verdiği ortaya çıkmıştı. Şirket Çin'de verdiği rüşvet nedeniyle davanın neticelenmesini beklemeden 25 milyon dolar ceza ödeyerek davayı kapatmıştı.

İLAÇLARININ ADINI BİLE DEĞİŞTİRMİŞLER

İhbar mektubuna göre Novartis, Alp Aydın müşavirlik şirketine 290 bin dolar artı 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin masrafları içeren bir ödeme bir yaptı. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) başlattığı soruşturmanın ardından Novartis ile müşavirlik şirketi arasındaki ilişki son buldu. Alp Aydın müşavirlik firması ile ilişkisi olduğunu doğrulayan Novartis Türkiye, şirketin ürettiği ilaçların kamu hastaneleri satın alma listelerine eklenmesi, doktorların firmanın ilaçlarını yazması ve iki ilacın Türkiye'deki isimlerinin özel izinle değiştirilmesi için rüşvet vermekle suçlanıyor.

İLAÇ VE TIBBÎ CİHAZ SEKTÖRÜ DEVLETLERİ SOYUYOR

Yazdıkları reçetelerde şirketin ilaçlarına tercih eden doktorların yakınlarına iş sağlamakla da suçlanan Novartis, yaptığı açıklamada “yüksek iş ahlâkı”ndan söz etti. Sağlık sektörü çalışanları 2005'de Roche firmasının rüşvet iddiaları ile çalkalanan sektörün iş yapma biçiminin açık bir göstergesi olduğunu dile getiriyor. Sektörün iş yapış biçimlerini herkesin bildiğini belirten ve isminin açıklanmasını istemeyen bir doçent, dünyada en çok rüşvet hâdisesinin yaşandığı alanlardan birinin ilaç ve tıbbî cihaz sektörü olduğunu ve bu sayede kamu kaynaklarının çalındığını kaydetti.

DÜNYA VE TÜRKİYE İLACA NE KADAR HARCIYOR

Kişi başına 26 kutu ilacın tüketildiği Türkiye'de ilaç harcamaları 20 milyar doları bulurken, kamunun yıllık sağlık harcamaları ise 100 milyar liraya ulaştı.  Sağlık Sektörü Analisti Hilal Cura ise Türkiye'nin sağlık için toplam 63 milyar dolar harcadığını kaydediyor. Amerikan Sağlık Enstitüsü (IMS) ile Economist Intelligence Unit (EIU)'in verilerine göre İlaç için yıllık 397 milyar dolar harcayan ABD'nin sağlık için toplam harcaması ise 750 milyar doları aşıyor.  Amerikalı uzmanlara göre, 750 milyar dolarlık sağlık harcaması hem korkunç bir israf, hem de net bir dolandırıcılık. Dünyanın toplam ilaç harcaması ise 1 trilyon doları aşmış durumda.

BÜROKRASİ DE, DOKTORLAR DA İŞİN İÇİNDE

Suçlamalarla ilgili açıklama yapan Novartis, soruşturma başlattığını duyurdu. Şirket sözcüsü Eric Althoff, “Uygunsuz davranış iddiasını son derece ciddi ele alıyor ve etraflıca araştırıyoruz” derken, sağlık sektörü yorumcuları 85 milyon dolarlık bir rüşveti genel merkezin bilgisi dışında verilmesinin imkânsız olduğunun altını çizerek, Novartis'in neyi soruşturduğunu merak ediyoruz. Çin'deki rüşveti de soruşturuyoruz demişlerdi ama mahkeme neticelenmeden ABD'deki uzlaşmada 25 milyon doları ödemeyi kabul ettiklerini hatırlattı. SGK'nin, İlaç Ecza Genel Müdürlüğü'nün, Kamu hastanelerinin ve tüm doktorların zanlı olduğu gelişmenin nasıl bir seyir alacağı merak konusu.

ÇİN'DE VE GÜNEY KORE'DE DE RÜŞVET VERMİŞLERDİ

Novartis ilk kez rüşvet suçlamasıyla karşı karşıya kalmıyor. Novartis ilaç geçen hafta Çin'de rüşvet verdiği iddialarıyla ilgili uzlaşma için ABD sermaye piyasası düzenleme kurumuna 25 milyon doların üzerinde ödeme yapmayı kabul etmişti. Batılı ilaç şirketleri özellikle Çin piyasasında zorluklar yaşıyorlar. İlaç şirketi GlaxoSmithKline 2014'te gündeme oturan Çin'deki bir davada mahkeme tarafından 3 milyar yuan (460 milyon dolar) cezaya çarptırılmıştı.

Geçen ay şirketin Güney Kore'deki merkez ofisinin yerel yetkililer tarafından kirli bir pazarlık için ziyaret edildiği ortaya çıkmıştı. ABD hükümeti bunun üzerine Novartis hakkında rüşveti de içeren 79 bin 236 ayrı yasa dışı eyleme karışmaktan dava açmıştı.

ABD YİNE YUTKUNDU

İhbarcı Novartis'in Türkiye'deki bu faaliyetleriyle, ABD'nin FCPA adlı yasasını ihlal ettiğini belirtti. Söz konusu yasa, ABD'li firmaların ve hisseleri ABD borsalarında işlem gören şirketlerin diğer ülkelerde devlet görevlilerine rüşvet vermesini yasaklıyor.

İhbarcının gönderdiği e-postada, "Novartis, devlet ilişkileri danışmanı kullanarak ve diğer belirtilen faaliyetlerle... FCPA'da yer alan iç kontrol, kayıtlar ve rüşvet karşıtı maddeleri ihlal etti" denildi. ABD Adalet Bakanlığı sözcüsü söz konusu faaliyetlerin yasalara uygun olup olmadığı hakkında değerlendirme yapmaktan çekindi.

İKİ İLACIN İSMİNİ DEĞİŞTİRDİLER

İhbar maktubunda “Alp Aydın'ın kronik akciğer hastalıkları, multiple skleroz (merkezi sinir sistemi hastalığı) ve artrit (eklem iltihabı) vak'alarında kullanılan ilaçların hastanelerin satın alma listelerine ekletmesiyle Novartis 20 milyon dolar kazanç elde etti. Rüşvetle, fiyatlandırmalarda avantaj elde edildi,  üretim sertifikasının tarihi geçmiş ilaç ithalatı sağlandı” deniliyor.

“En büyük kazanç ise Türk yetkililerin Ilaris ve Gilenya isimli iki ilacın adının Ibecta ve Fingya olarak değiştirilmesine izin vermesiyle elde edildi” denilen mektupta: “İsim değişiminin, ilaç fiyatlarında uluslararası kesintilerden muaf tutulmayı sağladığı için 50 milyon dolar ek gelir elde edildiği belirtiliyor. Yine iddiaya göre SGK'nın Alp Aydın'ın da hedef alındığı bir soruşturma başlatması üzerine Novartis, danışmanlık şirketiyle ilişkisini kesti.

HİNDİSTAN'DAKİ PATENT MÜCADELESİNİ KAYBETMİŞTİ

2013 yılında ilaç devi Novartis'in var olan bir ilaca paten almak isteyerek Hind makamlarını yanılmaya çalıştığı ortaya çıkmıştı. Bu gelişme üzerine de Hindistan Temyiz Mahkemesi, firmanın kanser ilacıyla ilgili patent talebini geri çevirmişti. Mahkeme ret gerekçesinde, patentin ancak yeni bir ilaca verilebileceğini belirterek İsviçreli Novartis'in hâlihazırda var olan kanser ilacı Gleevec'in bir başka türevi için patent başvurusu yaparak kamu makamlarını yanıltmaya çalıştığını açıklamıştı. Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü gibi yardım kuruluşları da Novartis'e patent verilmesine karşı çıkıyordu.

FAKİRLERİ SOYUYOR

Gelişmekte olan ülkelerin ilaç üretmesini engellemeye çalışan Novartis, Gelişmekte olan ülkelere ucuz ilaç sağlayan Hint ilaç endüstrisi ise Novartis'i yoksullara pahalı ilaç satmaya çalışmakla suçluyordu. Kronik lösemi tedavisinde kullanılan Gleevec, 2 bin 600 dolara, Hindistan'da üretilen muadili ise 175 dolara mal oluyor.

ROCHE DE RÜŞVETLE ÇALKALANMIŞTI

Yine bir başka İsviçre kökenli ilaç firması Roche de 2004 yılında rüşvet vermekle suçlanmıştı. Firma yetkilileri ile bazı bürokratların, devlete yüksek fiyatla ilaç satarak, yaklaşık 8 milyon TL zarara uğrattığı iddia edilmiş, İstanbul Başsavcılığı, aralarında Roche yöneticileri ve üst düzey bürokratların da bulunduğu 18 kişi hakkında dava açmıştı. Roche yöneticileri ile SSK bürokratlarının bulunduğu 18 kişinin devlete yüksek fiyatla ilaç satmakla suçlandığı davada 7 sanık beraat, 11 sanık ise zaman aşımıyla kurtulmuştu. Mahkeme, ‘ihaleye fesat karıştırmak ve görevi kötüye kullanmak' suçlarına ilişkin ise görevsizlik kararı vererek, dosyayı Asliye Ceza Mahkemesi'ne göndermişti. Beraat kararı Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından, deliller eksik incelendiği gerekçesiyle bozulmuştu. Mahkemenin Yargıtay Ceza Genel Kurulu, ilaçta yolsuzluk davasında zaman aşımı kararına uyması üzerine 2015'de  Roche yöneticileri ve SSK bürokratları yeniden Ağır Ceza'da yargılanmaya başlandı ve dava devam ediyor.

Vatan gazetesinin ortaya çıkardığı Roche skandalında sanıklar arasında bulunan Roche Türkiye Genel Müdürü Faruk Yöneyman emekli edildi, yerine Rusya'dan bir genel müdür atandı. Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun hazırladığı raporda, sadece Roche değil, 29 ilaç firmasının daha devlete pahalı ilaç sattığını belirledi. Bu 29 şirket hakkında ayrı bir dava daha açılmıştı. Davalar devam ederken Roche firması, devletten haksız yere fazladan aldığı 5.2 milyon TL (eski parayla trilyon) geri ödemişti. 5.2 milyon TL'nin makbuzları dava dosyasına girermiş, buna rağmen sanıklar ceza almadan dava zaman aşımına uğratılmıştı. Süreçte FETÖ'nün etkili olduğu iddia edilmişti.

Novartis'i kim kurdu, şimdi kimin?

Novartis, merkezi İsviçre'nin Basel kentinde bulunan çok uluslu bir ilaç şirketidir. Dünya çapında 150 bin civarında çalışanı olan Novartis'in yıllık cirosu 60 milyar doları aşmış bulunuyor. Şirket 2013 yılı verilerine göre 57,9 milyar dolarlık satışla ilaç sektöründe birinci sıraya oturmuştu.

Novartis'in kuruluşu 1996 yılında Ciba-Geigy ve Sandoz Laboratories isimli iki İsviçreli şirketin birleşmesine dayanıyor. Ebeveyn şirketlerden Ciba-Geigy ise 1758 yılında Basel'de kurulan J.R.Geigy ve yine aynı kentte 1859 yılında kurulan CIBA şirketinin 1971'de birleşiminden doğmuştur.

1939 yılında şirketin bir kimyageri olarak çalışan Paul Hermann Müller insanlığın baş belası olacak olan DDT'yi üretir. Tabiat dengelerini bozan, bek çok kişi kısır ve kanser yapan DDT nedeniyle Müller'e 1948 yılında Nobel ödülü verilir.

Chemiefirma Kern und Sandoz firması 1886 yılında Alfred Kern ve Edouard Sandoz tarafından Basel kentinde kurulur. İkili üretim tesislerinde kumaş boyaları üretir. Ortaklardan Kern'in 1893 yılında ölümden iki yıl sonra firmanın adı Chemische Fabrik vormals Sandoz olarak değiştirilir. Firma aynı yıl antipirin olarak bilinen ateş düşürücü ilaç üretimine başlar. 1899 yılında ise Sandoz Laboratuvarları yapay tatlandırıcı olan sakarini üretmeyi başarır. Firmanın ilaç sektöründe ilerlemesinin başlangıcı 1917 yılında Arthur Stoll'un ekibe katılarak ilaç departmanını kurmasıyla başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı'na kadar şirket tekstil kimyasalları, kâğıt ve deri üretimine devam etmiştir. 1939 yılında ise tarım kimyasalları üretimine de başlanmıştır. 1929 yılında bugün hala kullanılan Calcium-Sandoz isimli sentetik vitamini piyasaya sürer. 1936-1943 yılında Albert Hoffman‘ın çalışmalarıyla sentezlenen lizerjik asit dietilamidi veya bilinen kısa adıyla bir uyuşturucu türü olan LSD‘nin halüsinojen etkileri ilk defa 1943 yılında Hoffman ve Stoll tarafından Sandoz laboratuvarlarında keşfedilir. Daha sonra yarı sentetik bu maddeyi psikiyatrik tedavilerde kullanmak amacıyla birçok araştırma başlansa da bu madde pek çok kişinin ölümüne ve delirmesine yol açar.

1996 yılında Ciba-Geigy ve Sandoz şirketlerinin ilaç ve tarım kimyasalları departmanları birleşerek Novartis'i oluştururlar. Geriye kalan departmanlar farklı şirketlere satılmış veya bağımsız birer şirket olarak ortaya çıkmıştır. Şirketin günümüzde yönetim kurulu başkanlığını Joerg Reinhardt yapmakta olup, CEO koltuğunda ise 2010 yılında göreve gelen Joseph (Joe) Jimenez oturmaktadır.

 

 31-YS-SYF01-r

Yorum Yaz

  936748

-