8 AĞUSTOS 2020 CUMARTESİ

Altan Çetin

NURETTİN TOPÇU, MİLLİYETÇİLİK VE AYASOFYA

Altan Çetin

Nurettin Topçu'nun 10 Temmuz 1975'te cemale vuslatının sene-i devriyesi günlerindeyiz. Nurettin Topçu çok yönlü bir düşünce şahsiyetidir. Onun, bu çok yönlülüğü yakın zamanda Otorite yayınlarından neşredilen, Galip Çağ tarafından kaleme alınan Nurettin Topçu'yu Anlamak-Izdırabın Dili adlı eserde ele alındı. Onu en iyi şekilde hatırlamanın, Topçu'yu övmekten, ruhunu muazzep edecek parıltılı sözler sarf etmekten ziyade düşüncelerini, hayata değer kattığı fikirlerini ele almak olduğunda şüphe yoktur. Zira o bu fikirler için yaşadı. Bu cümleden vefat günlerinde onun milliyetçilik, Fatih, fetih ve güncele yeniden oturan Ayasofya'ya dair bazı fikirlerini hatırlamanın/değerlendirmenin meseleye katkı olacağını düşünüyoruz.

Nurettin Topçu meselelere esastan bakıyordu. Milliyetçilik onun düşünce örgüsünün ana kavramlarından olarak görülür. Ona göre, Milliyetçilik davası, sadece milletini sevmek gibi bir histen ibaret değildir; milletini sevmesini bilmektir. Bunun manası, ailede ve okulda, ilimde ve ahlakta, devlette ve sanatta ulu ecdadın yaşattıklarını, asrın zorunlu şekilleri altında ve zamanımızın kıyafeti içinde yüceltmek, devrin şekilleri içinde ecdadın ruhunu daima yükselterek yaşatmak ve yabancıdan korumaktır.  (Büyük Fetih, İstanbul, 2012, s. 91. Topçu Fatih Sultan Mehmet'i bu davanın içinde yerine koyarken, Fatih'in milliyetçiliği üç cepheli bir büyük abidedir; onun dahi şahsiyetinin üç yönde hareketinin eseridir: Devlet adamı olarak, ilim adamı olarak, kalp adamı olarak. (Büyük Fetih, s. 92), şeklinde tespit eder. Milletini sevmesini bilmek yaklaşımı dikkat çekicidir. Bir yaşatmak ve korumak çabası…

Nurettin Topçu bu meyanda Fatih'i koyduğu milliyetçilik çerçevesi içerisinden fetih konusuna gelir ve bu cümleden Ayasofya mevzu bahis olur. Milliyetçiliğimizin bayrağı Fatih tarafından Ayasofya'ya çekildi. Yavuz aynı mâbette hilafeti teslim alırken Büyük Muhammed'in davasının hizmetkârı olacağını haykırarak bu davanın ruhuna İslam'ın mukaddes kanını karıştırdı. Toprağıyla, havasına İslam'ın ruhu sinen Anadolu'da Osmanoğullarını'nın kurduğu ve altı yüz sene onların eliyle gelişen büyük devletimizin yaşattığı ideal işte böyle bir milliyetçilikti. (Büyük Fetih, s. 14) Peki bu fetih ne sayesinde müyesser oldu? Bunun esas saiki nedir? Nurettin Topçu bu suallere II. Murad'ın oğlunun kalbinden taşarak siyasi dehasıyla birleşen aff u rahmet, fethin en emin bekçisi oldu. Bu şehir Hatemü'l-Enbiya'nın ruhundan kopup gelen aff u rahmetle dolup taşmadan tam manasile Türk'ün olamazdı. Ayasofya'nın kubbesinin üstüne konulan Bizans kızıl elması rahmet nurile aydınlanmadan edebî kalamazdı (Büyük Fetih, s. 50). Bu fetih sonrası bize kalan miras nedir? Biz bu fetihle geleceğimize ne katabiliriz? Topçu bu Fatih soyunda ne bekler? Gelecek nesillere düşen nedir? Biz bu topraklarda ezan seslerinden idrak ve duygu toplamış aşk ve irade ateşi almış Fatih'in çocuklarını arıyoruz. O Fatihler ki Bizans halkını büyüleyen imanıyla Galya topraklarında hazırlanan Haçlı ordularını yerlerinde durdurur. Çöle inen nur ile doldurduğu Ayasofya'nın kubbesi altında Harem-i Şerif'in hizmetkârı olmak ihtirasıyla yanar, dünya saltanatını bırakıp gariplerin dergâhına sığınır, Allah kitabı huzurunda el bağlayıp sabahlar, insan kiniyle değil, Allah aşkıyla gaza yapmaktan usanmazlar… (Büyük Fetih, s.20). Ezan seslerinden idrak ve duygu toplamış, aşk ve irade ateşi almış, büyüleyen imanlarıyla dünya saltanatını bırakıp gariplerin dergâhına sığınan o çocukların “hayat” olduğu her yerde fetih müyesserdir inşallah… Ayasofya meselesi siyasi ideolojik bir saplantı, hesaplaşma olmanın ötesinde bir varoluşun, mefkûrenin, şahsiyetin, üslubun, tarzın mekanlaşmış tezahürü olarak bir maddeden çok manaya bakan bir mesele olarak milliyetçilik davamızdan görünmez mi?

Nihayet Nurettin Topçu, Fatih Sultan Mehmet'in ağzından serzenişle hicranını söyler: Fatih şöyle seslenir Onun kaleminden: Heyhat bana, heyhat asil evladıma! Bu şehri görmek istemem artık. Ufuklara çevriliyorum. Bakışlarım daha uzaklara dalarak, düşman emelleriyle minarelerinde ezan sesleri susturulan Ayasofya'nın kubbesinden Irak ve Acem'in hudutlarına kadar bütün Anadolu'yu kucakladı. Nice yüz bin şehit kaniyle üzerinde birlik kurduğumuz bu vatan ne kadar perişan olmuş! (Büyük Fetih, s. 82). Mermerlerin nabzında hala çarpar mı tekbir?

Nurettin Topçu'yu rahmet ve Fatihalarla andığımız bu günlerde fikirlerinin ülkemizde daha çok düşünülerek anlaşılmasını dileriz. Ruhun şad olsun!

Vesselam

ALTAN ÇETİN - TERCÜMEİHÂL

ALTAN ÇETİN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  933668

-