19 EYLÜL 2020 CUMARTESİ

OKULLARDA İSLAM DÜŞMANLIĞI

İslamofobi, Hollanda okullarında da artmaya devam etmektedir. 2004 yılında İslamofobik sözlerle karşılaşan öğretmenlerin oranı %70’ken, bugün bu oran %74’e yükselmiştir. Yahudi düşmanlığının azaldığının belirlenmesi, hedef tahtasında artık Müslümanların olduğu iddiasını güçlendirmek-tedir.


OKULLARDA İSLAM DÜŞMANLIĞI

Panteia araştırma bürosunun Anne Frank Vakfı adına yaptığı bir araştırma, orta dereceli okullarda yaşanan ayrımcılık olayları ile ilgili endişe verici sonuçlar ortaya koymaktadır. Hollanda okullarında Yahudi düşmanlığının boyutunu incelemek isteyen araştırmacılar, birçok öğretmenle görüşerek bir “ayrımcılık haritası” çıkarmıştır. Raporun en dikkat çekici sonucu ise, İslamofobik olaylarda görülen artışın Yahudi düşmanlığının da önüne geçmiş bulunmasıdır.

Eğitim Bakanlığı 2004 yılında da benzer bir araştırma yaptırdığından, bugünkü verileri kıyaslama imkânı bulunmaktadır. Öğretmenlere, “Geçtiğimiz sene kaç defa Yahudiler hakkında ya da Holokost'u küçümseyen sözlerle karşılaştınız?” şeklinde sorular yöneltildiğinde, %35'i benzer bir durumla karşılaştığı cevabını vermiştir. İslam düşmanlığına geçtiğimiz sene şahit olan öğretmenlerin oranı ise %74'tür.

Eğitim Bakanlığının 2004 yılı verileriyle kıyaslandığında Yahudi düşmanlığının okullarda düşüş trendine girdiği, fakat İslamofobik davranışları sınıfında gören öğretmenlerin oranının 9 senede %70'den %74'e yükseldiği görülmüştür.

CAMİ SALDIRILARI

Ülkede İslamofobinin somut yansımalarından biri decamilere yapılan saldırılardır. Hollanda'da faaliyet gösteren Devlet ile Müslümanlar Arası İletişim Organı CMO'nun (Contactorgaan Moslims en Overheid) Müdürü Ebubekir Öztüre, 2013 yılı Temmuz ayında Anadolu Ajansı'na verdiği bir beyanatta 2008-2013 tarihleri arasında gerçekleştirilen cami saldırılarının sayısının 117'ye ulaştığını, bir o kadarının da kayıtlara geçmediğini ifade etmektedir. Bu durumun en önemli sebebi olarak, ülkede İslamofobinin yasal düzenlemelere girmemiş olması gösterilmektedir.

GENÇLİK DAİRESİ'NİN UYGULAMALARI

Hollanda'da yaşanan ihlal alanlarından biri de, ülkede faaliyet gösteren Gençlik Dairesi'nin uygulamalarıdır. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı tarafından, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde binlerce Türk kökenli çocuğun ailelerinin elinden haksız yere alındığı ve kendi kültüründen uzak ailelere verildiği iddiaları ve mağdur ailelerden gelen şikayetler üzerine bir rapor hazırlamıştır.

2013 yılında yayımlanan raporun Hollanda ile ilgili bölümünde verilen bilgilere göre, 19-22 Haziran 2013 tarihlerinde heyetin Hollanda'da konuya ilişkin inceleme ziyaretlerinde bulunduğu bildirilmiştir. Sözkonusu inceleme ziyareti kapsamında Hollanda krallığı Temsilciler Meclisi Güvenlik ve Adalet Komisyonu Başkanı Tanja Jadnansing, Sağlık Refah ve Spor Bakanlığı ile Güvenlik ve Adalet Bakanlığı'nın üst düzey yetkilileri, Rotterdam-Rijmond Bölgesi belediyelerine ait sağlık hizmetleri birimi yetkilileri, aile-çocuk eşleştirmeleri yapan yarı-özel Flexus kurumu yetkilileri, Deventer Belediye Başkanı, gençlik dairesi uygulamalarından mağdur olmuş Türkiye kökenli aileler, TC Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Hollanda Çalışma Grubu yetkilileri ve diğer Türkiye kökenli sivil toplum kuruluşları ile görüşülmüştür.

Raporda, çocukların velayetinin ailelerinden alınmasına kadar gidebilen süreç ile ilgili olarak şu ifadelere yer verilmektedir:
“Uzmanlar ve vatandaşlar bir çocuğun istismar veya ihmale uğradığından şüphelenmeleri halinde gençlik dairelerinin bir birimi olan Çocuk İstismarı Tavsiye ve Rapor Merkezi'ne başvurabilirler. Merkez, rapor edilen şüpheli vakaları tahkik etikten sonra bir olumsuzluğa rastlarsa, uygun çözüm yolu için aile ve çocukla işbirliğine girmektedir.

Gençlik daireleri, çok ciddi vakalar veya ailenin işbirliğine yanaşmadığı vakalar için Güvenlik ve Adalet Bakanlığı sorumluluğu altında bulunan Çocuk Bakımı ve Koruma Kurulu'na başvurur. Bu Kurulun temel görevi koruma sağlamak, çocuğun velayetine ilişkin konularda mahkemeye bilgi sunmak ve çocukların karıştığı adli vakalarda süreçleri izlemektir. Kurul kendisine gelen vakaları, çocukların gelişimine olumsuz etkileri olup olmadığına bakar ve olumsuz bir etki tespit ederse, olumsuz etkinin çocuğun hayatını hangi ölçüde etkilediğini inceler. Kurulun bildirdiği görüş doğrultusunda çocuk mahkemeleri, ebeveynler hakkında çocuk koruma emri veya gözetim emri (velayet hakkının kısıtlanması ve resmi vasi atanması) ya da velayetin kaldırılması kararı verebilmektedir.”

Devamı yarın...

Yorum Yaz

  057469

-