28 EYLÜL 2020 PAZARTESİ

Elif Sönmezışık

SADAKAT

Elif Sönmezışık

-Ruzname; Kelime Günlüğü'nden-

Sağlam bir yapı inşa etmek için, planlamaya, sağlam malzemelere, iyi bir yönetime ve tasavvur edilen biçim için belirlenen yönergeye bağlı kalmak şartı var. Bu yapı, kişi de olsa eser de olsa; yani canlı veya cansız da olsa durum üç aşağı beş yukarı değişmiyor.  Zira yapıdan kasıt, uzun zaman yalnız başına ayakta kalabilecek bir sağlamlığın tezahürü olması. Sıradışılıklar, doğal afetler, hastalıklar ve önlenemez dış etkenleri bir kenara koyduğunuzda uzun süre kendi başına ayakta durabilme donanımına sahip olması gereken bir sağlamlık bu…

İnşa esnasında önceden belirlenmiş yönergeye bağlı kalmaktan söz ettik. Maksadı hasıl eden kısım da bu zaten. Çünkü hiçbir inşa amaçsız değil. Basitten karmaşığa, az gerekliden çok gerekliye kadar, her inşanın bir amacı var.

Barınmak, bir araya gelmek, ibadet etmek, üretmek, donatmak, güzelleştirmek için küçükten büyüğe gerçekleşen inşanın somut varlığı şüphesiz insana da has bir durum. İnşa, insanın insan olma becerisini, yaradılışının cevheriyle buluşturup mecz eden bir tekâmül olabildiği gibi, insan fıtratına aykırı kirliliğe ve kötülüğe dair bir kullanışlılığa da hizmet edebilir. Elbette kişiyi biçimlendirmede olumsuza meyl ve teşvik, soyut manada oluş ve inşadan ziyade yıkıma ve bozuluşa işaret edecektir. Demek ki öncelikle belirlenen rotanın ve yönergenin yaradılışa sadık olması şartı vardır.

İnsanın fıtriliğine aykırılığına ve kötü olana meyline soyut bir mana yüklemekle esasen olumsuzlukların ve kötülüğün görünmeyen olduğunu söylemiş olmayız. Olumsuzlukla biçimlenen insanın günümüz dünyasında kendine pekâlâ hatırı sayılır bir yer bulabildiği gerçeği, olumsuzların olumsuzlanarak izah edilmesine gün geçtikçe daha fazla engeldir. Dolayısıyla gerçeklikten ve somut olmaktan uzaklaştığı için görmezden gelinen ve dahası yargılanmadan onaylanan bir biçime dönüşmüştür. Yani olumsuzluk ve kötülük, olumsuz ve kötü sıfatlarla muhatap edilmeyen, tenkit etmekten kaçınılan, yargısı netleşmeyen bir görünmezliğe bürünmüştür. Böylece sadık kalınacak düstur ve bu düsturdan açığa çıkabilecek yordam ve yönergelerin de sınırları belirsizleşmiştir.

Yaradılış, doğrudan doğruya ilahî kaidelere bağlanır ve insanın açıklamakta yetersiz kaldığı her belirsizlik ve boşluk bu şekilde dolar. Her türlü, yorumlamanın, tenkidin, yargının, inşanın veya yıkımın yaradılışla ilişkilenmesi ve fıtriliğe hizmet etmesi, Yaradan'ın hükümleriyle bozgunlara ve bozuluşlara direnmeyi sağlar. Böylece Yaradan'a sadakat, yeryüzündeki saadeti ve selameti temin eder.

Kelime günlüğü yazılarında sık sık geçen mihenk kelimesi işte bu sadakate işaret ediyor. Mihenk bir mecaz. Kişinin kendinden yola çıkarak dünyayı nitelemesini kolaylaştıran ölçü. Ona nispet eden her varlık ve unsuru, hayatında nasıl konumlayacağını anlamasına yarayacağı umulan bir -yerinde bir tabir ise- standart.

İlahî ahkâma sadakatten vazgeçmekten doğan manzaralar, bugüne kadar kaybedilmiş saadetleri anlatır bize. Mihengini kaybetmektir bu, merkezi yitirmektir. Hangi yöne gideceğinin şaşkınlığından doğan bir kargaşa veya kendine yenilme yahut Şeytan'ın kıyımına teslim olmaktır. Erken-küçük sapmaların sonraya tesiri geç-büyük sapmalardır. Erkenin sadakatli inşası mümkün olduğunda geç yıkımdan azadedir veya yıkım geciktirilmiştir.

Bugünü geleceğe anlatmaya kalksak; sadakatini Yaradan'ın hükümleri karşısına adayanların akıbetindeki sapmalar kargaşası diyebiliriz. Fakat şunu da deriz:

Bugünkü olan biten kargaşadan ibaret değil. Dünyanın bütün sapmalarına, zulmün toplu yok ediciliğine ve kötülüğe teslimiyete rağmen, asıl olana sadakatten bir gün caymayan ferdî direnişle inşa edilmiş, yıkıcıları bezdiren görünmeyen kirişler var… O kirişler görünmese de soyut demeye dilimiz varmaz.  Ve ayan beyan görünen kötülüğün izafiliği, soyutluğu, biçimsizliği karşısında bütün görkemiyle durmaktadır.

***

Künye: Sadakat, Arapça kökenli bir kelime olup içten bağlılık; sağlam, güçlü dostluk anlamlarına gelmektedir. (TDK Türkçe Sözlük)

 

 

 

 

 

Yaşadığımız zamanda birikir hayati anlar… Yaşanan her ne ise kıymeti zamanında biçilir. Ve ne kıymet biçildi ise geleceğe o devrolur. Nasıl kaydedilmişse toplumsal ve millî hafızaya, olaylar ve başkişileri öyle aktarılır günden güne, nesilden nesle.

Ülke kaderine kilitlenmiş insanlar vardır. Cümleleri ses olur yayılır. İnsanlar varlıklarından güç alırlar. İnancı ve bakışı ortak olanlar, aynı meclislerde buluşur onlar sayesinde. Onlar yaşadıkları zamanın tanıklığını somutlaştıran, hem kaydeden hem de yorumlayan, millet danışmanlığına yükselmiş dimağlardır.

 

ELİF SÖNMEZIŞIK - TERCÜMEİHÂL

Yazar Elif Sönmez Işık, Türkiye Yazarlar Birliği 2017 yılı 'basın fıkrada' ödülü sahibi

ELİF SÖNMEZIŞIK DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  568800

-