16 TEMMUZ 2020 PERŞEMBE

Süleyman Tüccar

ŞEHİTLERİN SON GÖREVİ MÜNAFIKLARI İFŞÂ

Süleyman Tüccar

"İki ordunun çarpıştığı gün başınıza gelenler, ancak müminleri belirlemek ve münafıklık edenleri açığa çıkarmak için başınıza gelmişti”  (Âli imran Sûresi)

 Regâib kandili olan 27 Şubat 2020'de, güvenli bölge olarak ilân edilmiş İdlip'te ilerleyen Türk konvoyuna, Nusayri rejiminin uçaklarınca hava saldırısı düzenlendi; 33 asker şehit oldu!

  Allah'ın kitabı Kur'an'dan ve o kitabın referans olduğu sünnetten hayat fışkırıyor! Evet, hiç kimse değil; yalnızca Allah ve Rasûlü biliyor! Ayetler ve o ayetlerin fiil hâli olan sünnet, kâinatın ve hayatın içinde değil, bilâkis kâinat ve hayat ancak o âyetlerin içinde ve üzerine oturtuldukları yörüngede seyir ediyor. Dön bak kitabına ve eşsiz peygamberine, ne dediyse, neyi haber verdiyse sâdece onlar oluyor ve illâ dedikleri şekilde oluyor. Münafıkların binlerce yıldır değişmemiş, kıyamete kadar da değişmeyecek karakterini, mimiklerini, edâlarını, seslerini, niyetlerini, vıcık vıcık iki yüzlülüklerini, bunları yaparken içlerinden neleri geçirdiklerini bize Kur'an ve sünnet haber veriyor!

"İki ordunun çarpıştığı gün başınıza gelen, ancak Allah'ın izni ile Müminleri belirlemek ve münafıklık edenleri de ortaya çıkarmak için olmuştu. O münafıklara: 'Gelin, Allah yolunda savaşın veya (taraf olarak) müdafaada bulunun!' denilmiş, onlar da: Bunu kendimizin savaşı bilseydik elbette yanınızda dururduk demişlerdi. Onlar imandan çok küfre yakındılar. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Allah onların gizlediğini çok iyi bilmektedir." (3/Âl-i İmran, 166-167)

 …”Bu işten bize ne” diyorlardı. De ki: Bütün iş Allah'ındır. O münafıklar içlerinde sizlere açmadıkları bir şeyler gizliyorlar. (Bu bize ait olmayan davaya karışmasaydık veya) yönetimde biz söz sahibi olsak ardımızda bu kadar ölü bırakmazdık derler. De ki: Evlerinizde olsaydınız üzerlerine ölüm yazılmış olanlar yine mutlaka devrilecekleri yerlere çıkıp gideceklerdi. Bu; göğüslerinizin içindekini yoklamak, kalplerinizdekini açığa vurmak içindir. Allah, göğüslerdekini bilendir." (3/Âl-i İmran, 154)

Uhud Savaşından sonra verilen şehitleri bahane ederek münafıkların Müslümanlara karşı yaptıkları kara propaganda ve manipülasyonları haber veren bu ayetlerin içinden, “ne işimiz var Ortadoğu bataklığında, Suriye'den bize ne ” diyenlerin, “bizim iktidarımızda şehitler tepesi boş kalacak” diye höykürenlerin o çok tanıdık sesleri geliyor âdeta değil mi?

Üstelik Kur'an bizlere bu çirkef tavrın tam aksi istikamette tutum almayı emrederken! “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve 'Rabbimiz, bizi ehli ve idarecileri zalim olan bu ülkeden çıkar, katından bize sahip çıkacak, koruyucu ve yardımcı bir güç yolla' diyen, çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar adına savaşmıyorsunuz?” (Nisa Sûresi 75)

Uhud Savaşı'ndan hemen sonra verilen şehitleri istismar eden münafıklar, Medine'nin her yerinde lobi faaliyetlerine girişmişler, hem şehit olmuş sahabelerin yakın akrabalarına hem de diğer Müslümanlara karşı, gerçekten çok üzgünmüşçesine edâlar takınarak, ağlak yüz ifadeleri ve titreyen seslerle  “Hakikatte en büyük acı sizin! Ama bizim yanımızda dursalardı onlar da öldürülmezlerdi” demeye başlamıştı.  Münafıkların lideri Ubey bin Selûl ve onun taraftarları, şehirdeki Yahudilerle birlikte yürüttükleri bir organizasyonla arsız iftiraları sanki aslı astarı olan haberlermiş gibi Medine genelinde yayıyorlardı. Peki, bu iftira ve ithamların en meşhuru hangisiydi biliyor musunuz? “Muhammed'in asıl derdi kral olmak istemesidir. Yoksa hiçbir peygamber kendine inanan ve peşinden gelen insanlarının böyle pisipisine ölümüne seyirci kalamaz.” Bu da çok tanıdık geldi mi? Yani çocuklarınız ve siz mukaddes bir dava uğruna, İslam, adalet ve vatan için mücadele verildiğini, bunun için şehit olduğunuzu filan sanıyorsunuz ama esas mesele liderinizin kendisiyle ilgili ikbal hesapları ve hırsı! Siz ve çocuklarınız aslında onun krallık/diktatörlük ve kudret ihtiraslarına kurban ediliyor ama şehitlikle kandırılıyorsunuz(!)

 Müslümanlar çağlar boyunca istikamet sahibi liderlerinin arkasında durmaktan bu şablon propaganda ile vazgeçirilmeye çalışıldı. Peygamber için yapılan bu itham, Hz. Osman'a ve Hz. Ali'ye de yapıldı, Cennet Gençlerinin Efendisi Hüseyin'e de…

Peki, Müslümanların şehitlere gıpta etmesini ve imrenmesini sağlayan şehadet bilincine karşı başlatılmış hâl-i hazırdaki sefil propagandanın münafık karakterine kök salmış tarihsel bir devamlılığı var mı diye merak ediyor musunuz? Hemen söyleyeyim evet var!

 (Düşmanlarla ve şeytani merkezlerle irtibat kurup imkân ve iktidara kavuşan) Münafıklar ve kalbinde maraz olanlar (Hak davada ve hayır yolunda sabit ve sağlam kalan mü'minlere) :  “Bunları dinleri (Allah'ın yardımına ve şehit olmaya imanları) aldatıp cüretkârlaştırmış ve şımartmıştır (ve bu yüzden çok büyük güçlere ve amansız yönetimlere kafa tutmaya başlamışlardır)” diyorlardı. Oysa kim Allah'a tevekkül ve teslimiyet gösterirse, şüphesiz (onu zafere ulaştıracaktır, çünkü) Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibi (hükümrandır). (Enfâl Sûresi 49)

Bu yazı onlardan olup da okuyanlara kendilerini çok kötü hissettirecek. Çünkü;

“Hak ve hakikati ortaya koyan ayetlerimiz onlara açık ve net olarak okunduğu zaman, yüreklerini kaplayan kin ve nefreti o kâfirlerin yüzlerinde görebilirsin; öyle ki, ayetlerimizi okuyanlara saldırmamak için kendilerini zor tutarlar.  De ki onlara: “Peki, sizi daha da kudurtacak bir şeyi size bildireyim mi: Allah'ın ayetlerine karşı kinle dolu inkârcıları cehennemde bekleyen ateş! Allah onu sizin gibi kâfirlere vaadetmiştir; ne korkunç bir sonunuz var!” (Hac Suresi 72)

Başka bir âyette ise; “Sizler, imanınızdan kaynaklanan derin bir merhamet ve tahammül ile onları seversiniz ama onlar, inkârcılıklarının gereği olan çıkarcılık, haset ve bağnazlık yüzünden sizi sevmezler. Onlar sizin kitabınızı inkâr ederken siz kitapların hepsine iman edersinizSizinle karşılaştıkları zaman: “Biz de sizin iman ettiğinize inanıyoruz!” derler. Kendi başlarına kaldıklarında ise, size karşı duydukları kin ve öfkeden parmaklarını ısırırlar. Onlara de ki:
Kininizle geberin! Allah sonunda nurunu tamamlayacak, hak dini üstün kılacaktır. Hiç şüphe yok ki Allah, kalplerinizdeki tüm gizli niyet ve amaçları bilmektedir.” (Âl-i İmran 119)

 

Son olarak¸ “Allah münâfıkların geceleri kurdukları komplolardan (elbette haberdardır) ve hepsi yazılmaktadır”  (Nîsâ 81. Âyet)

SÜLEYMAN TÜCCAR - TERCÜMEİHÂL

SÜLEYMAN TÜCCAR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  927752

-