30 KASIM 2020 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

ŞEYH EFENDİNİN POLİTİK SIRRI (14)

Hüseyin Yağmur

GAİPTEN GELEN SESLER (5)

 

(…..)

 

Üsküdar kadısı, Çamlıca'daki evinden Üsküdar'a varınca, her zamanki itiyadınca önce Hüdayi Hazretleri'nin türbesini ziyaret etti. Daha sonra kadılık binasına gidip makamına geçti. Masasına daha yeni oturmuş dosyalarına bakacaktı ki mahkeme görevlisi telaş içinde odasına girdi. Nefesini  tutup bir çırpıda meramını anlattı. “Efendim Tekirdağ eski kadısını getirdiler. Hakkında sürgün talebi varmış. Karar için sizin görmeniz gerekiyormuş” dedi.

Üsküdar kadısı hızlıca masasından kalktı ve yan odaya geçti. Yan odada bir subay ve  iki  askerle bekleyen Dağıstanlı Ömer Ziyaeddin Efendi'nin keskin bakışları ile karşılaştı. İlk şaşkınlığı üzerinden attıktan sonra  subaya “Siz beni kadı efendi ile yalnız bırakın. Ben onunla görüşeyim size haber vereyim” dedi.

Üsküdar kadısı, Dağıstanlı Ömer Ziyaeddin Efendi'yi odasına aldı ve oturması için makamını teklif etti

Ziyaeddin Efendi, “Ben kimsenin makamına oturmam” deyip odadaki ziyaretçi koltuğuna oturdu.

Üsküdar kadı'sı, biraz da mahçup bir tavırla makamına ilişerek Ziyaeddin Efendi hakkında gelen evrakı eline aldı. Ziyaeddin Efendi'nin  Sadrazam tarafından Medine'ye sürgün edilmesinin lüzumuna dair evrakı baştan sona düşünceli ve şaşkın bir şekilde okudu. Evrakı okurken “Ben şimdi ne yapacağım?” şeklinde ağır hafakanlar içerisinde terlemeye başlamıştı.

Üsküdar kadı'sı okumasını bitirince Ziyaeddin Efendi sessizliği bozdu. Sanki gaipten gelen bir sesle  “Dün gece bizim halimize radyodan vakıf oldun ya….” dedi.

Üsküdar kadı'sının sırtından büyük bir ter boşandı. Aklına dün gece radyoda bu olayı dinlemesi geldi. Şaşkın ve çaresiz bir yüz  ifadesiyle Ziyaeddin Efendi'ye baktığında o tekrar konuşmaya başladı. 

-Siz genç ve ‘istidatlı'  bir kadısınız. Ümmeti Muhammed'e lazımsınız. Sadrazam tarafından bizim Medine'ye sürgün edilmemiz bizim için bir zorluk değil bir şereftir. Vardır bunda da bir hayır. Dolayısıyla siz gelen talebi aynen onaylayın ve bizi de Medine'ye gönderin” dedi

Üsküdar kadı'sı, bu söz karşısında bir hayli rahatlamıştı. Kısa bir düşünme anından sonra “Madem siz böyle uygun gördünüz. O zaman ben bu şekilde kararı imzalıyorum” dedi.

Ziyaeddin Efendi, görüşmenin ardından ayağa kalktı. Kendisini uğurlamak üzere hazırlanan genç kadı'nın önünü  kesti. “Buna hacet yok” dedi.

Tam odadan çıkacakken birden  sağ omuzunun üzerinden dönerek keskin bakışlarını Üsküdar kadı'sının gözlerinde topladı. Genç kadı'nın ellerini  avucunun içine alarak  “Uzunca dervişten aldığınız radyo  var ya! Dedi.

Üsküdar kadı'sı heyecan ve şaşkınlık içinde “Evet efendim” diyebildi.

Ziyaeddin Efendi, sanki bir sır veriyormuş gibi Üsküdar kadı'sının kulağına doğru eğilip fısıldadı: “Radyo size emanettir! Aman hem radyoya, hem de radyodan gelen seslere dikkat edin” dedi.

Sonra  ani bir hareketle odadan çıkıp  binanın koridorunda kendisini  bekleyen subay ve iki askerine doğru ruhani bir yürüyüşle yürüdü.

 

* * * * *

*Ömer Ziyaeddin Dağıstani: İttihatçılar tarafından 1909 yılında zoraki ikamet kararıyla Medine'ye sürgün edilen Gümüşhanevi meşayıhından Ömer Ziyaeddin Dağıstani, burada ilmi hayatına bir süre devam etmiştir. Aynı günlerde Mısır Hidivi bulunan Abbas Hilmi Paşa, aldığı bir manevi işaret üzerine Dağıstâni Hazretlerini Mısır'a davet etmiştir. Mısır'da yaklaşık 10 yıl ikamet eden Dâğıstâni Hazretleri,1. Dünya Harbinin devam ettiği günlerden sonra 1919 yılında Mısır'dan İstanbul'a dönmüş ve Darûl Hilafe Medresetül Mütehassisin de Hadis dersleri okutmaya başlamıştır. İsmail Necati Efendi'nin vefatı üzerine Gümüşhanevi'nin 3. Halifesi olarak irşad makamına geçmiştir.

* Mahmut Şevket Paşa: 1856 yılında Bağdat'ta doğan Mahmud Şevket Paşa, II. Meşrutiyet'in ilanından sonra Selanik'te bulunan 3. Ordu komutanlığına atandı. Bu görevdeyken 31 Mart Olayı'nın çıkması üzerine, daha sonra Hareket Ordusu olarak anılacak olan birlikleri İstanbul'a gönderdi. Kendisi de 22 Nisan 1909'da İstanbul'a giderek darbeyle yönetime el koydu. Padişahı devirerek sıkıyönetim ilan etti. 23 Ocak 1913 Darbesi'nden sonra  bu kez sadrazamlığa getirildi ve müşir rütbesine terfi ettirildi. Darbeyle sadrazam olmasından yaklaşık 4 ay  sonra 11 Haziran 1913 günü Beyazıt Meydanı'nda makam otomobilinin içindeyken uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  831995

-