2 ARALIK 2020 ÇARŞAMBA

SOMALİ'NİN MÜLKİYE MEZUNU BAKANI İLK RÖPORTAJINI AA'YA VERDİ

Somali'nin yeni kabinesinde Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan ve Türkiye mezunu olan Abdulkadir Muhammed Nur, 'Ülkelerimiz arasındaki ilişkinin ahlaki bir temeli bulunuyor. Türkiye’nin Somali’deki yeri asla siyasi bir yer değil.' dedi.


SOMALİ'NİN MÜLKİYE MEZUNU BAKANI İLK RÖPORTAJINI AA'YA VERDİ

Türkiye'de Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) bursuyla Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun olan Somali Adalet Bakanı Abdulkadir Muhammed Nur, göreve geldikten sonra ilk röportajını Mogadişu'daki Anadolu Ajansı (AA) muhabirine verdi. 

Türkiye-Somali ilişkilerinde kırılma noktasının, o dönemde Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'ın Somali'ye 2011'de yaptığı ziyaret olduğunu belirten Nur, Türkiye'nin izlediği politikalarla Batılı ülkelerin Afrika ülkeleriyle kurduğu ilişki biçimini tamamen değiştirdiğini söyledi.

 

Nur, birçok Somalili öğrencinin kendisi gibi Türkiye'de eğitim aldığını ifade ederek "Türkçe, Somali'nin ikinci dili oldu' desek yalan olmaz. Ben bile artık Türkçe rüyalar görüyorum." dedi.

AA muhabirinin, Somali Adalet Bakanı Nur'a yönelttiği sorular ve onun verdiği cevaplar şöyle:

"Birçok önemli isim, Mülkiye mezunuydu"

Türkiye ile ilk tanışmanız nasıl oldu?

Aslında Türkiye'ye ilk olarak diplomatik görevim nedeniyle geldim. 2011'den 2018'e kadar Somali'nin Ankara Büyükelçiliğinde en son maslahatgüzar olmak üzere farklı pozisyonlarda görevler aldım. Türkiye'deki görevim sırasında iyi bir üniversitede, kendi alanımda yeniden eğitim almak istedim. Türkiye tarafından verilen Türkiye Bursları, birçok yabancı öğrenci gibi benim de Türkiye'de eğitim almamın önünü açtı. Bu yüzden her zaman YTB'nin vesilesiyle Türk halkına teşekkür etmeyi borç bilirim.

1 yıllık dil eğitimi aldıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden kabul aldım. Mülkiye'nin tarihi geçmişi, benim için oldukça önemliydi. Bu konuda hem Türkiye'deki yakın çevremden hem de kişisel araştırmalarımla detaylı bilgiler edindim. Bir kere Osmanlı'dan günümüze kadar Türkiye'nin siyasal ve diplomatik geçmişinde iz bırakan birçok önemli isim, Mülkiye mezunuydu. Hatta şunu diyebilirim ki; diplomat olmam nedeniyle doğal olarak Türk Dışişleri Bakanlığında çalışan birçok diplomatla muhatap oluyordum ve onların da birçoğu Mülkiye mezunuydu. Bu yüzden çok yerinde bir tercihti.

Mülkiye tecrübenizle ilgili ne söylersiniz?

Her ne kadar Türkçe dil eğitimi almış olsam da Mülkiye'de Türkçe eğitim almak benim için hiç kolay olmadı. Hatta ilk yıllarımda ayrılıp, İngilizce eğitim veren bir üniversitede eğitimime devam etmeyi bile düşündüm ve bunun üzerine birkaç girişimde bulundum. YTB'de bu konuyla ilgilenen görevli arkadaşımla konuştuğumda bana verdiği cevap, Mülkiye'de kalmamı sağladı. Kendisi de Mülkiye mezunu olan görevli, “Eğer büyük bir devlet adamı olmak istiyorsan, bizim gibi sen de Mülkiye mezunu olmalısın." demişti.

Mülkiye, Türkiye'yi yakından tanıma serüvenimde kilit bir konumda. Bu asla değişmeyecek. Çünkü okulda, bir yandan dünya siyaseti ve tarihi üzerine okumalar yapıyorduk. Diğer yandan da buradaki eğitimim sayesinde Türk siyasal hayatını yakından tanıyordum. Bir öğrenci olarak sabah derste öğrendiklerimi, bir diplomat olarak öğleden sonra iş hayatımda uygulama fırsatı buluyordum.

Hem siyasetçi hem de uzun süre Türkiye'de yaşayan bir Somalili olarak Türkiye-Somali ilişkilerinin pozitif yönde gelişmesini sağlayan kırılma neydi?

Coğrafi olarak iki uzak bölgede bulunuyormuş gibi görünse de tarihi sürece baktığımızda sanılanın aksine Türk-Somali ilişkileri, çok eskiye dayanıyor. Türkiye-Somali ilişkilerinde kırılma günü hangisiydi diye soracak olursak, bu kesinlikle 19 Ağustos 2011'dir.

Uzun, yorucu ve kanlı bir iç savaş yaşayan ülkemizin yıkılmış havaalanına inen ay yıldızlı bir uçakta, uzun süre sonra ilk defa Somali insanı umudu gördü. O gün, o kırmızı beyaza boyanmış uçakta başka bir millete umut olmak için kendi canını tehlikeye atan bir Başbakan, ailesi, bakanlar ve beraberindeki heyet vardı. Ben bunların hepsine kendi gözleriyle tanık olmuş, bu sürece katkı sunmuş birisi olarak bu günleri hala gururla hatırlıyorum. Bu ziyaretle Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsında, Türkiye Cumhuriyeti'nin gücünü ve Türk halkının dostluk, muhabbet ve yardımseverliğini gördük.

İki ülke arasındaki ilişkilerde kırılma noktasının 2011 olduğuna dikkat çekiyorsunuz. Geride kalan 10 yıla yakın dinamik sürecin temel prensibi size göre ne oldu?

Bu anlamda şunu belirtmeliyim ki; ülkelerimiz arasındaki ilişkinin ahlaki bir temeli bulunuyor. Türkiye'nin Somali'deki yeri, asla siyasi bir yer değil. İki ülke ilişkisi, hiçbir zaman menfaat veya mükafat temelli bir ilişki olmadı. Aksine Türkiye'nin Somali'deki yeri, Somali halkının gönlünde. Türkiye, Somali halkının derdiyle hemhal olmuş, tüm politikasını insani temeller üzerine inşa etti. Bu sürecin en temel mayası, bu anlamda iki ülkenin geliştirmiş olduğu "insan insanın yurdudur" anlayışı.

Biliyorsunuz, bir Afrikalı ülke ve Batılı ülkenin adı yan yana ifade edilince bunların yanına gelecek üçüncü kelime "sömürgeciliktir". Bunları sadece bir Afrikalı olarak değil, bu alanda akademik okumalar yapmış birisi olarak da söylüyorum. Fakat Türkiye'nin izlediği politikalar, bu algıyı tamamen yıktı. Türkiye ve Somali isimleri yan yana geldiğinde bunlardan sonra gelen her kelime dostluk, kardeşlik, ortaklık, muhabbet gibi kelimeler oluyor. Bir halk düşünün ki; çocuklarına Erdoğan, Recep, Tayyip, Emine, İstanbul gibi isimler veriyor.

Türk tipi kalkınma modeli çerçevesinde izlenen yardım politikaları oldukça önemliydi. Türkiye, bu süreçte Somali'nin kalkınmasına önemli bir destek verdi.

Türkiye'de yaşadığınız sürede hiç unutamadığınız bir anınız var mı?

Türkiye'de yaşadığım her günüm güzel ve değerliydi ancak size 3 önemli günden bahsetmek isterim. Birincisi, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 2011'de Somali'ye ziyaret gerçekleştiği gündür. Ülkemin tarihine altın harflerle geçen bir güne, genç bir diplomat olarak şahit olmak benim için çok önemliydi.

Hiç unutmayacağım bir diğer gün ise 15 Temmuz 2016'da Türk demokrasisine karşı gerçekleşen darbe günüydü. Başta darbe söylentilerini duyduğumda, açıkçası bana çok inandırıcı gelmedi. Fakat bir diplomat olarak bu söylentileri duyunca hemen ülkemi bilgilendirmek için ne olduğunu anlamaya çalıştım ve birkaç arkadaşımı aradım. Onlar da açıkçası ne olduğunu tam anlayamamıştı. Durum böyle olunca ben dayanamayıp diplomatik aracımla neler olduğunu anlamak için biraz gezintiye çıktım ve o sırada üzücü gerçeği görüp, hemen bu konu hakkında Cumhurbaşkanımızı bilgilendirdim. Somali'nin, cesur ve onurlu Türk halkının darbe karşısındaki haklı direnişini acilen desteklemesi gerektiği hakkındaki düşüncelerimizi Cumhurbaşkanımıza ilettim. Zor zamanımızda gecikmeden yanımızda olmuş bir milletin bu zor gününde Türk halkına ilk destek olan biz olmalıydık. Bu benim için diplomatik olmanın yanında ahlaki bir sorumluluktu.

Diğer önemli gün de Mülkiye'den mezun olduğum gündü. Diploma için yılların emeğini harcamıştım. Heyetlerle birlikteyken, uçaktayken ya da arabada bir toplantıdan diğer toplantıya giderken ders çalıştığım çok olmuştur. Bazen öyle günler oluyordu ki, uçaktan inip direkt sınava yetişiyordum. Bunca işin arasında Mülkiye gibi zor bir okulda okumak benim için kolay olmadı.

Yorum Yaz

  207112

-