19 EYLÜL 2020 CUMARTESİ

Hüseyin Yağmur

SULTAN VAHDETTİN’İN ÜÇ BÜYÜK  TARİHİ  HATASI (2)

Hüseyin Yağmur

Geçen yazımızdan kaldığımız yerden devam edelim:

 

2) DAMAT FERİT PAŞA'YI ISRARLA SADRAZAM YAPMASI

Bu muhataralı dönemin sadrazamı olan Damat Ferit Paşa (1853 İstanbul - 1923 Nice/Fransa) tarihi kayıtlarda çokça tartışılan bir şahıs olarak yer almıştır.

Şûrâ-yı Devlet üyelerinden "Gülistan" mütercimi Hasan İzzet Efendi'nin oğlu olan Ferit Paşa İstanbul'da 1853 yılında doğdu. Tahsilini tamamladıktan sonra Hariciye teşkilatında görev aldı. Paris, Berlin, Petersburg ve Londra elçilikleri kâtipliklerinde bulundu. 1885'te Sultan Abdülmecid'in kızı Mediha Sultan'la evlendirildi. Üç yıl sonra vezir rütbesine yükseltilerek "paşa" unvanını aldı. Londra Büyükelçiliği'ne atanma isteği II. Abdülhamid tarafından reddedilince kamu görevlerinden uzaklaşıp eşinin Baltalimanı'ndaki konağında özel yaşamına çekildi.

Meşrutiyet'in ilanından sonra Ayan Meclisi'ne atanan Ferit Paşa İttihat ve Terakkî Cemiyeti'ne karşı muhalefetin yükseldiği 1911-12 döneminde içte liberalizm fikrini ve Osmanlı toplumunu oluşturan unsurlar arasında uyum ve beraberliği, dışta ise İngiltere yanlısı bir politikayı savunan Hürriyet ve İtilâf Fırkası'nın kurucuları arasında bulundu. 11 Kasım 1911 günü kurulan fırkanın ilk başkanlık görevini 25 Kasım 1911'den Haziran 1912'ye kadar Ferit Paşa üstlendi.

Damad Mehmed Ferid Paşa, Sultan Vahdettin'in saltanatında 4 Mart 1919 - 30 Eylül 1919 ve 5 Nisan 1920 - 17 Ekim 1920 tarihleri arasında toplam bir yıl, bir ay, on beş gün sadrazamlık yapmıştır. Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki ulusal kurtuluş hareketine muhalefetinden ötürü vatan hainliği ile suçlanmış ve yurt dışına kaçmıştır.

11 Nisan 1920'de Mustafa Kemal ve arkadaşları aleyhine çıkarılan idam fetvası ve 10 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması'nın imzalanması, Damad Ferid Paşa'nın altı buçuk ay süren son sadrazamlık döneminin belli başlı olaylarıdır. Milli Mücadelenin zafere ulaşması üzerine, 21 Eylül 1922'de Avrupa'ya kaçtı. 6 Ekim 1923'te Fransa'nın Nice şehrinde öldü.

  1. Mehmet Doğan, Damat Ferit'ten şöyle bahseder: Hariciyede çalışan Ferid Bey, Sultan Abdülmecid'in dul kızı Mediha Sultanla evlenerek saraya damat olur. Böylece görevi ve rütbesi yükselir. Paşa aşırı batıcı denilebilecek bir yapıdadır. Latin harfleri taraftarıdır. Tırnaklarını uzatır ve manikür yaptırır. Kendisi smokin giyer, eşine dekolte kıyafetler giydirir. Köşkünün bahçıvanları bu yüzden ona "Gâvur Paşa” derler. Karısı, Abdülhamid'den, kocasının Londra'ya büyükelçi yapılmasını ister. Abdülhamid, Londra elçiliğinin ciddi bir iş olduğunu söyleyerek reddeder. Meşrutiyet'in ilânından sonra İttihatçı olan Ferit Paşa, onlardan yüz bulamayınca Hürriyet ve İtilaf Partisi'ne yönelir (Doğan M,2019:43).

Onunla birlikte çalışan bir çok devlet adamı sonraki yıllarda Damat Ferit Paşa ile ilgili gözlem ve kanaatlerini kaleme almışlardır.

Bunlardan biri olan Dahiliye Eski Nazırlarından Ahmet Reşit Rey, Ferit Paşa'yı şöyle anlatmaktadırSadrazam Ferid'de bütün sözleri ve işleri birer birer incelense cahilliğe varan “beyin sulanması” olduğuna hükmetmek gerekirdi (Rey,2007:328).

Bir Osmanlı Nazırının ‘beyni sulanmış' dediği bir şahıs bu zor günlerde devleti yönetiyor gözüküyordu.Bir başka Osmanlı Nazırı Tevfik Biren, Damat Ferit Paşa'dan şöyle bahsetmektedir:Kendini malumatlı bir insan gibi göstermeye gayret ediyorsa da, esaslı bir tahsili olmadığı anlaşılıyor. Yalnız maatteessüf bazı mühim kusurları bulunduğu anlaşılıyor ki, bunlar kendi muvaffakiyetini olduğu gibi, arkadaşlarınınkini de tahdid edecek boyutta idi. Nitekim A'yân Meclisinde evvelce vaki olan bazı beyanatında vukufsuzluk, tecrübesizlik ve bilhassa ıttıratsızlık alâmetleri vardı. (Biren,2006:147:157).         

Vahdeddin'in kızı Seniha Sultan'ın anılarında Onu şöyle anlatıyor: "Çok azametli ve haris bir kişi olan Ferid Paşa Balta Limanı'ndaki yalıyı bir saray teşrifatına sokmuş, suareler, yemekler, sefirli toplantılar tertiplemiş ve yemeklere bile kendisi smokin, halam Mediha Sultan açık dekolte tuvaletle inmeye başlamışlardır. Hiç unutmam, bir gün halamı ziyarete gittiğimde salona aldıkları zaman halam bir koltukta oturuyor ve Ferid Paşa da ona org-piyanoda Haydn çalıyordu.

Son Sadrazam Tevfik Paşa'ya göre Ferid Paşa, "Alafrangalıkta Frenkleri bile geçmiş idi. “Vefatında Tevhid-i Efkâr gazetesinde çıkan bir yazıya göre: "Londra'dan avdetinde alafrangalaşmış ve nihayet adeta Müslümanlığa düşman kesilmişti. Evindeki erkek ve kadın hizmetçileri kâmilen Rum idi. Sözlerinde, nutuklarında, yazılarında hep Yunan ve Latin atasözlerinden ve mitolojisinden bahis ederdi. (...) Hulasa tamamen Batılılaşmış, milliyet hislerinden tamamen mahrum, karmaşık ruhlu bir adam idi" (Öndeş,2012: 409).

Bu adamın ikna gücü akıllara hayret verir. Hünkâr zeki ve ihtiyatlı, Ferid Paşa ise o oranda ahmak, deli ve atak! Ahmak zekiyi nasıl aldatır, anlaşılamaz! Bu adamın ayrıcalıklı özelliği, iğfal gücüdür. Bu adam hayallerine kendisi de inanır ve yalanlarını, doğru olduğuna inanarak söylerdi. Ferid Paşa ve çevresi el altından bütün Anadolu'yu Müdafa-yı Milliye aleyhinde kışkırtarak, yani istilacı düşmana teslim olmaya teşvik ederek ve casuslar göndererek, paralar saçarak müdafaa cephesinin arkasında ve yanlarında Konya, Zile, Bolu, Adapazarı yörelerinde ayaklanmalar, karışıklıklar çıkarmıştır (Öndeş,2012: 411).

Balıkesir eski Mebusu Hasan Basri Çantay o günlerde bir gazeteci olarak  milli çalışmalar yaptığı için Damat Ferit Paşa Hükümeti tarafından takip edilmektedirler.Çantay,bu olayı şöyle anlatmaktadır:Beni Türk bir mutasarrıf, Türk bir me'mur ne diye taharrî ve takib ediyordu? Balıkesir'de beni yakalamak için gece gündüz uğraşan  me'murlar vardı. Ben onlara ne yapmışdım? Benim hangi hıyânet ve cinâyetimi ta'kib ediyorlardı? Va'd edilen (600) lira mükâfat mı onları böyle koşduruyordu? (Çantay,1964:23).

Hasbelkader bendeniz de okuduğum hiçbir tarih kitabında Damat Ferit Paşa lehinde yazılmış bir tek satıra rastlamadım. Osmanlı Devleti için adeta bir ‘kara delik' olan bu adamı Sultan Vahdettin ısrarla sadrazam yapmış onun eliyle Osmanlı Saltanatının bu kara delikte yutulmasına vesile olmuştur.

Halbuki şahitlerin ifadesine göre Padişahın bizzat kendisi de Damat Ferit Paşa ile ilgili müsbet kanaatler taşımıyordu.

Avni Paşa bu  anlamda şu olayı anlatıyor: Bunun üzerine Ferid Paşa'nın yanından ayrılarak Saray'a döndüm. Padişah hazretlerine görüşmelerimi arz eylediğim zaman: "Öyle ise hâsılı tahsil etmeye hacet kalmamış! Ah o Ferid Paşa, dünyayı ve Türkiye'yi Avrupa gözlüğüyle gören Ferid Paşa! Hele gelsin de bakalım daha neler söyleyecek?” diye söylendi ve beddua eyledi (Öndeş,2012: 236).

Sultan Vahdeddin'in, kız kardeşi ile evli olan Ferid Paşa hakkında "Dünyada üç mel'un vardır; bunlar bir sacayağıdır. Biri bizim hemşire, biri eşi olan Ferid, biri de oğlu Sami" dediğini, saray başkâtibi olan Ali Fuat Bey anlatır.

Kaldığımız yerden konuyu incelemeye devam edeceğiz inşallah...

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  013010

-