4 TEMMUZ 2020 CUMARTESİ

Hüseyin Yağmur

YAKIN TARİHİMİZİN BİR  AKTÖRÜ OLARAK MASONLAR (2)

Hüseyin Yağmur

Geçen yazımızda kaldığımız yerden devam edelim…

27 Mayıs 1960 Darbesi'nin aktörlerinden biri olan Org. Muhsin Batur da hatıralarında orduda Mason subayların bulunduğunu açıklar. Org. Eşref Manas'ın girişimiyle de buna dair belgeler yayınlanır. Mesela I. Ordu Komutanları'ndan Milli Birlik Kurulu başkanlığına gelen Fahri Özdilek, İstanbul Valiliği'ne getirilen Refik Tulga, Emniyet Müdürlüğü'ne getirilen Şefik Erensü mason locası üyesi olan darbeci generallerdi.

27 Mayıs Darbecileri tarafından idam edilen Dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'nun idam edilmeden önce sarf ettiği bir söz, Darbecilerin aslında kimlere hizmet etiğinin bir vesikasıdır:“Zorlu idam edilmeden önce son söz olarak ‘Ben Mason değilim' diyecektir... Bir idam mahkûmunun son sözleri olarak bu cümle son derece önemli bir uyarı mesajı anlamı taşımaktadır” (Dilipak,1990:253).

Masonlar, 27 Mayıs 1960 Darbesi'nden sonra da siyasi  hayata aktif bir şekilde tesir etmeye devam ederler.Sonraki dönemlerin Başbakanı ve dönemin genç masonu Süleyman Demirel'in 1964 Kongresi'nde masonluk engelini nasıl aştığını Ferruh Bozbeyli şöyle anlatır:Kongre öncesi Sadettin Bilgiç'in taraftarları Süleyman Demirel'in mason olduğu iddiasını ortaya attılar. O zaman Adalet Partisi çevrelerinde masonlukla suçlanmak hakikaten aleyhte bir durumdu. Fakat Süleyman Demirel burada bir iş yaptı. Yaptığı iş şu: Kendisinin kayıtlı olduğu mason locasının başkanına değil de, kayıtlı olmadığı bir mason locasının başkanına dilekçe verip, “Üyeleriniz arasında ismime rastlanıp rastlanmadığı hususunun dilekçeme ek olarak yazılmasını rica ederim” diyor. İsmi şu locada, fakat öteki locaya dilekçe vermiş. Oradan da “Üyeler incelendi, liste içinde Süleyman Demirel'in ismine rastlanmadı” diye bir yazı almış. İşte bunu gösterdi kongrede  (Bozbeyli,2009:199).

Kongre delegelerine aynı zamanda önemli bir mason olan Celal Bayar'dan selam getiren etkili şahıslar da Demirel'in önünü açmışlardı.Demirel'in kongredeki rakibi Saadettin Bilgiç'e göre “Demirel'in Genel Başkan yapılmasının gerisinde onu barajlar kralı olarak lanse eden harekete geçirilmiş basının ve masonik güçlerin önemli tesiri vardı” (Bilgiç,1998:136).

Mehmet Kırkıncı, Demirel'in genel başkan seçilmesini  şöyle anlatıyor:“Saadettin Bilgiç'in seçileceğine kesin gözüyle bakıyorduk. Sonra radyodan, parti başkanlığına Süleyman Demirel isminde birisinin seçildiğini duyduk. Çok şaşırdık. Nasıl olduğuna bir mânâ veremedik! İlk defa ismini duyduğumuz bir kimse nasıl olmuş da başkanlığa seçilmişti? Hem de büyük farkla “ (Kırkıncı,2004:266).

Dönemin gazetecilerinden Cihat Baban,eski gazetecilik merakıyla Cumhurbaşkanı Darbeci General Cemal Gürsel'in, Demirel'i nasıl bu kadar yakından tanıdığını araştırır ve çok geçmeden bunun cevabını bulur.“Devlet Başkanı Cemal Gürsel'in genel sekreteri Nasır Zeytinoğlu önemli bir masondur ve mason arkadaşı Süleyman Demirel lehinde Çankaya'da sürekli lobi yapmaktadır” (Baban,1970:266).

Demirel'in mason olmadığına dair belge dağıtan Necdet Egeran ise yıllar sonra bir lokantada rastladığı bir grup AP'li yöneticiye ‘Hepinizin affına sığınıyorum' şeklinde özür talep eder. Egeran, Adalet Partisi Kongresinde “Süleyman Demirel'in üyelik kaydına rastlanmamıştır” (Turgut,1993:278). anlamında belge dağıtan şahıstır.

1961 seçimlerinin ardından askerlerin siyaset kurumuna zorla dayattıkları İnönü yönetimine ülke ancak 4 yıl sabredebilmiş, 1965 yılında bu yapay hükümet sona ermişti.1961 seçimlerinde daha çok oy aldığı halde kendisine hükümet kurma hakkı verilmeyen Adalet Partisi, 4 yıl sonra bu hakkına kavuşmuş, adalet geç de olsa yerini bulmuştu.Başbakan yardımcısının Süleyman Demirel olduğu bu Hükümet, Suat Hayri Ürgüplü tarfından kurdurulmuştu.

Suat Hayri Ürgüplü bilinen bir masondu ve birçok bakımdan hayata ve olaylara bakışında İnönü'den farkı yoktu. Hükümet programına ‘Arap ülkeleriyle dostluk geliştirilecektir' ifadesinin konulacağını görünce ‘yanındakileri partiden çekip gitmekle' tehdit etmiş biriydi.

Darbeci general Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, hastalıktan ölünce siyasi arenada yeni bir Cımhurbaşkanı arayışı başlar.Milli Savunma Bakanı Saadettin Bilgiç, Genel Kurmay Başkanı Cevdet Sunay'ın AP'nin cumhurbaşkanı adayı olduğunu kamuoyuna açıklar. Karar gereği Genelkurmay Başkanı Sunay önce istifa eder. Daha sonra kontenjan senatörü yapılır (Dursun,2000:102).

Ancak Genel Kurmay Başkanı Cevdet Sunay'ın tek bir eksiği(!) vardır. Mason değildir. İşte bu eksikliğin giderilmesi için bir ‘NATO toplantısı münasebetiyle Paris'e giden Genelkurmay Başkanı Sunay'a Suat Hayri Ürgüplü tarafından masonluk teklif edilir. Kıdemli bir mason olan Ürgüplü, dönüşte Roma'ya uğratılarak Genelkurmay Başkanı'na masonluk yemini ettirir (Yalçın,Yurdakul,2000:129).

Generallerin 12 Mart  1971 darbesiyle hükümeti  devirmesinin ardından da darbe dönemlerinin gizli  aktörleri olan masonlar devreye girerler.

Darbeciler tarafından hükümeti kurdurulan Nihat Erim'in yanında Demirel'in ısrarıyla Başbakan Yardımcısı yapılan Mesut Erez de Başbakan Demirel gibi önemli bir masondu. Erez, 1965 yılında da ilk Demirel kabinesinde Tarım Bakanı olarak yer almıştı.

Erim'in ikinci kabinesi de böylece dikiş tutmamış, Cumhurbaşkanı Sunay bu kez kendisini mason yapan Suat Hayri Ürgüplü'ye kabineyi kurma görevi vermişti.

Başbakan Demirel gibi o dönemin diğer önemli politik aktörü Bülent Ecevit de  nakledildğine göre masondu.Hüsamettin Bey;“Ecevit, İskenderiye'de Mason Locası'na kayıtlı?” diye bana karşılık verdi (Kırkıncı,2004:225).

Masonlar 12 Eylül Darbecisi Cumhurbaşkanı Kenan Evren nezdinde de itibarı olan insanlardı.Nitekim Evren, Başbakan Özal'a Cumhurbaşkanı adayı olmamasını önermiş, onun yerine partisindeki masonların adını vemişti.Kenan Evren Günlüğüne şu notları düşmüştü: Özal bana, “Fikirlerinize değer veririm” dedi. Ona, “Son anda vazgeçtiğinizi ilan ederseniz, puan toplarsınız. ‘Boşu boşuna yüklendik üstüne' derler. ANAP grubunda cumhurbaşkanı olacak yok mu,var.Mesela Necmettin Karaduman, Ali Bozer, Kaya Erdem. Baktım böyle söyleyince yüzü kızardı” (Arcayürek,1990:29).

Bu satırlardan anlaşıldığı üzere; Atatürkçü darbeci Kenan Evren, Özal'a masonik kişilerin cumhurbaşkanı yapılmasını teklif ediyordu.

Seçim sürecinde Özal'a bir çelme de partisinden gelir. 77 yaşındaki ANAP milletvekili Fethi Çelikbaş, cumhurbaşkanlığına aday olur. Çelikbaş, daha önce de Menderes'e karşı bayrak açmış bir siyasetçidir.

Daha önce CHP'de ve Güven Partisi'nde dolaşan Çelikbaş, ‘Encümeni Daniş' isimli derin kuruluş müdavimi mutemet bir elemandır aslında

Masonlar, 28 Şubat 1997 Darbesinde de bu kez yurt dışından hükümeti devirmek için müdahale ederler. “Türkiye'deki Refah-Yol iktidarını devirmek için harekete geçen odaklardan biri de Fransa'daki Mason Büyük Locası'ydı. Fransız Yüce Konseyi'nden Türkiye'deki mason locasına ‘hükümetin yıkılması için' 5 Şubat tarihinde açık bir talimat gelmişti” (Balcı,2000:123).

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  881595

-