14 Haziran 2018

Bayram ve çocuk

Sayılı gün tez geçer derler, öyle oldu ve işte sonuna geldik yine Ramazan ayının. Hem hüzne hem de sevince mazhar bir güzel ay. Hüznümüz bu güzel ayı geride bırakmamız, sevincimiz ise bu güzel ayın ardındaki bayram sebebiyledir.

Sabırla, sükutla ve oruçla geçirilen bir ayın dünyadaki mükafatı, Ramazan Bayramı. Her zorluğun ardında bir kolaylık, her çilenin ardında bir rahmet ve her Ramazan ayının ardında bir bayram bulmak ne büyük şükür vesilesi.

Bayramlar herkes içindir ama bayramlar en çok çocuklara yakışır ve en çok çocuklar sabırsızlanır bayrama erişmek için. Şimdiki çocuklar yaşar mı aynı heyecanı bilmem ama, bizim çocukluğumuzda başka olurdu Ramazan Bayramlarının heyecanı.

Günler öncesinden alınan kıyafetlerimiz ve ayakkabılarımız yastıklarımızın yanında dururdu, geceleri biz uyurken. Bayram çocuklar için aynı zamanda yeni kıyafet demekti, çünkü çocukların kıyafetleri şimdiki kadar bol değildi. Belki de bu yüzden daha kıymetliydi, az olan şeyler.

Bayram demek kapı kapı dolaşmaktı, evlerin küçük ama insanlığın büyük olduğu köylerde. Her evden bir şeker bir de dua alınırdı. Şekeri güzel olan evlerin ziyaretçisi de bol ve bereketli olurdu.

Bayram demek anayı, atayı bilmek, önünde saygı ve hürmetle eğilmekti. Akrabalar, hasta olanlar ve yas tutanlar ziyaret edilir, acılar ve sevinçler pay edilirdi.

En çok çocuklar sevinir en çok onlar mutlu olurdu bayramlarda. Çünkü henüz büyüklerinki kadar kalabalık değildi çocukların zihinleri ve büyüklerinki kadar kararmamıştı henüz çocukların kalpleri. Harçlıklar toplanmadan evvel hayaller toplanır ve harçlıklar hiçbir zaman yetmezdi hayalleri satın almaya. Neyse ki hayal kurmak bedavaydı.

Tüm bunlar köyde yaşamış bir çocuğun heybesindeki güzel hatıralar ve emsalsiz deneyimlerdi. Şehirde büyüyen çocukların belki çok azını yaşayabileceği bayram sevinçleriydi.

Oysa modern çağın bayramları bu anlattıklarımıza pek uymuyor. Şimdilerde bayramlar artık tatil mekanlarında, eğlence ve alışveriş merkezlerinde geçiyor çoğunlukla. Ama buna direnenlerde var mutlaka. Direnmeliyiz hep birlikte bayramların sıradanlaşmasına, değersizleşmesine.

Bu Ramazan bayramında da Nerede o eski bayramlar! sözünü çok sık duyacağız. Büyükler özlemle, kendi gençlik ve çocukluk yıllarını anlatacak yine. Gözler, geçmişe duyulan özlemle dalıp gidecek çok uzaklara.

Değişen bayramlar mı yoksa insanlar mı? Ben bayramlardan ziyade insanların değiştiğini düşünüyorum. Zira zamana ve mekâna anlam katan insanın kendisidir. Değişimi bayramlara yormak en kolay çıkış yolu. Biz modern çağ insanları aynıyız lakin bayramlar çok değişti düşüncesi gerçekçi bir bakış açısı değil.

Eleştirdiğimiz, yadırgadığımız ve çaresini başkalarını değiştirmekte aradığımız pek çok toplumsal sorunun kaynağı da şifası da bizdedir. Yani başkalarını değiştirmeden önce kendimizi değiştireceğiz. Unutmamak gerekir ki bozulma da düzelme de bireyden başlar ve topluma yansır.

Önce biz bayramları hakkını vererek idrak edeceğiz. Önce biz çocuklarımıza bayram sevgisi ve heyecanı aşılayacağız. Çağın konforuna teslim olmadan geleneklerimizi yaşatalım ki, çocuklarımızda öğrendikleri ve yaşadıkları bayramları gelecek nesillere taşısınlar.

Çocukların öğrenmediği, sevmediği, benimsemediği bir inanç, bir kültür, bir yaşam ne yazık ki gelecekte yok olmaya mahkumdur. Çocuk bir tohumdur. Çağlar boyu yaşayacak, boy verecek, ağaç olacak, meyve verecek bir tohum.

Çocuklar bayramlarla büyüsün ki bayramlar unutulmasın. Çocuklarımızla birlikte kutlayacağımız nice bayramlarımız olsun. Bu vesileyle bende Ramazan Bayramınızı en kalbi hislerimle kutlar, sağlık ve huzur dilerim.

Vesselam…