11 Ağustos 2021

​Bitkilerin Şahsiyetimize Fısıldayışı

Yaratılmış olan bütün varlıkların (canlı-cansız) kendi fıtratlarına kodlanmış ve Allah'ın istediği bir şekilde görevlerini yerine getirmelerine "tesbih" denir.

Bütün varlıklar Allah'ı tesbih eder:

"Yedi gök, arz ve bunların içinde bulunanlar, O'nu tesbih ederler. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız..." (İsrâ /44)

Yaratılmışlar kendi fıtrat kodlarını mukannen bir şekilde işler hâlde tutarak Allah'ı tesbihlerini fısıldarlar. Güneşin yörüngesinden ayrılmadan ısı ve ışık saçmaya devam etmesi; rüzgarın, yağmur yüklü bulutları çorak topraklara götürmesi; arıların çeşit çeşit polenleri toplayıp bal yapması; toprağın, bağrına ekilenleri besleyip büyütmesi gibi daha birçok varlık Allah'ı tesbih eder. Her şey kendi fıtratına uygun bir güzergâh belirler.  Bir tek emaneti, o ağır sorumluluğu (irade, bilinç, vahiy) yüklenen insan, fıtratındaki kodlara yabancı düşmeye hazır ve nazırdır. Bir tek insan, aslından uzak, zikirsizdir. (Zikr: hatırlamak)

İnsan bir durup düşünmeli. Fıtrat kodlarını hatırlatan kâinat kitabına, insan kitabına ve Kur'an'a bakmalı. Kâinat kitabının güzide ayetlerinden olan bitkilere bakıp ders çıkarmalı. Çünkü insan da bitki gibi bir süreçle yaratıldı. ("...onu (Meryem'i) güzel bir bitki olarak yetiştirdi..." Ali İmran/37)

Toprak bitkiye de insana da can verdi. İnsan da kâinat kitabındaki bitki ayetine bakıp kendi şahsiyetini şekillendirebilir. Çünkü bir çiçek insanı çok yönlü eğitebilir. İnsan, bitki yetiştirirken dikkat ederse aynı zamanda kendisini de yetiştirebilir.

Bitkiler insana sabrı öğretir. Sabırla evrendeki düzenin, kanunların işleyişini gözlemler.

 Bir limon tohumu der ki: "Kök salıp filizlenmem için yasalardaki nemli ve havasız ortamı sağlarsan ve gerekli sabrı gösterirsen sonuç mukannen bir filizlenme olur."

Her çiçek, bitki, ağaç özgündür ve kendi yapısına kodlanmış şartları vardır. Kiminin toprağı, kiminin suyu, kiminin de güneş ışığından nasibi farklıdır. Meselâ bir kaktüsü her gün sularsanız onu öldürürsünüz. Çünkü onun diğer bitkiler gibi çok suya ihtiyacı yoktur.

 Ve kaktüs son nefesini verirken bize şunu fısıldar:

  "İnsanlar da böyledir, yeryüzündeki her bir insan biricik ve özgündür. Her insanı aynı kalıba koyamazsın.  Herkesin farklı toprakları, farklı iklimleri ve düşünce dünyası vardır.

 Sen suyu veya bol güneş ışığını sevebilirsin ve bu sana iyi de gelebilir. Ama sana iyi gelen şey bir başkasını öldürebilir."

 Hâsılı sayın okur, tıpkı bitkilere olduğu gibi insanlara da sabırla ve özgün olduklarını zihnimizde çakılı tutarak yaklaşmalıyız. Bitkilerin fısıltısına kulak verip bitki gibi özenle yetiştirdiğimiz bir şahsiyetimizin olması temennisiyle...

(Not: Güzel ülkemizin yanan ormanları içimize de bir ateş düşürdü.

İnsanımızı, hayvanımızı ve ağaçlarımızı kaybettik. Ateş sadece düştüğü yeri yakmadı. Fakat biz biliyoruz ki tekrar yeşereceğiz ve çiçek açacağız.

 Kâinat ayetlerini, insan ayetini koruyup kollamamızı, onlardan ders çıkarmamızı isteyen "Kur'an" ile biz tekrar yeşereceğiz.)