05 Ekim 2021

​Camiler ve Din Görevlileri Haftası

Farkındalık oluşturmak amacıyla önem verilen kişi veya kurumlar için günler belirlenir ve bugünlerde kişileri taltif etme veya kurumları daha etkin kılma adına faaliyetler düzenlenir, çalışmalar yapılır.

Bu faaliyetlerden biri de her yıl 1-7 Ekim tarihleri arasında kutlanan Camiler ve Din Görevlileri Haftasıdır.

Diyanet İşleri Başkanlığı her yıl bir tema belirler ve haftayı bu tema üzerinden değerlendirir.

Başkanlığımızın  bu yıl haftaya özel seçtiği tema, “Cami, Din Görevlileri ve Vefa”dır.

Anlamlı bir konu...

Camiler Mescid-i Haram’ı, Din Görevlileri Hz. Peygamber (s.a.v)’i temsil eder. Bu yönüyle her iki makam Müslümanların hayatında önem ifade ederken, “vefa” konusu da bu iki makama gösterilmesi gereken hassasiyeti ön plana çıkarmaktadır.

Ecdad, şehri cami merkezli inşa etmiştir. Ecdadımızın inşa ettiği şehirlerde her yol camiye çıkar. Her yolu camiye çıkan Müslüman dünyasını cami merkezli inşa eder, dünya ve ahiretini bu minvalde ikame ederdi.

Ecdadımızın bu şehir planı günümüzde unutulur olmuş, şehirleşmenin merkezinde caminin yeri rezidanslara  bırakılmıştır. Caminin merkez olduğu toplumda huzur, merhamet, ahlak, maneviyat ve vefa hakim olurken, rezidansların hakim olduğu toplumda dünya sevgisi, para savaşları, faiz ve vefasızlık kendini gösterir.

Camilerin canlı kalmasını ve topluma hayat verme merkezleri konumuna ulaşmasını sağlayan Din Görevlileri ise dünden bugüne milletimizin teveccühünü kazanmış, saygınlığını korumuştur.

Merhum Hacı Ferşat Efendi’nin oğlu, aynı zamanda dedem olan Yusuf Efendi uzun yıllar imamlık yapmış ve Rize Derepazarı ilçesi Maltepe köyünde görevdeyken vefat etmişti.

Maltepe köyünden bir talebesi Yusuf Efendi ile olan bir anısını birkaç yıl önce bana şöyle anlatmıştı:

“1980’li yıllardı. Köyümüze televizyon gelmiş ve akşam kahvede ilk kez kez izlenecekti. Yatsı namazı vakti olmuş, televizyon izlenmeye açıldığı için kahve tamamen dolmuştu. Ben de en arkada çay bardağı elimde açık olan yayını ayakta izliyordum.

Bir ara kahvenin ön tarafında bir hareketlenme olduğunu gördüm, ayağa kalkan dışarı fırlıyordu. Ne olduğunu anlamaya çalışırken Yusuf Efendi’nin kahveye girdiğini fark ettim. Sonrasında gayri ihtiyari kaçmaya başladım. Çay bardağının elimde bulunduğunu uzun bir yol yürüdükten sonra ancak fark edebildim.”

Meğer Yusuf Efendi yatsı namazını kılmak için mihraba geçtiğinde cemaatin eksik olduğunu görmüş, cemaate biraz beklemelerini söylemiş ve caminin yakınında bulunan kahveyi bir anlamda basmıştı.

Saygısından dolayı, hocayı gören köylüler kahveyi bir anda boşaltmıştı.

Örnek toplumumuzun Din Görevlisine olan saygı ve muhabbeti göstermektedir.

Geldiğimiz bugünde ne yazık ki olumsuz yönde bir ilerleme vardır.

Olumsuzluğun sebepleri irdelenmeli, sorunlar masaya yatırılıp çözüm yolları oluşturulmalıdır.

Din Görevlisinin saygınlığının zedelenmesi hususuna bir iki yönüyle değinelim.

Bu durum, Din Görevlilerinin zaman zaman yaptıkları hatalı davranışlar sebebiyle oluşmuş olabilir. Zira Din Görevlisi beyaz gömleğe benzer. Bundan dolayı küçük hatalar dahi göze çarpar. Bu da çevrenin Din Görevlisine olumsuz bakışına yol açabilir.

Ancak Din Görevlilerini itibarsızlaştırma hareketinin temelinde organize bir çalışmanın olduğunu gör(e)memek bu alana kör ve sağır kalmak demektir. Osmanlı’nın son döneminden itibaren Din Görevlileri aleyhine düzenli bir şekilde yapılan algı çalışmaları 1990’lı yıllarda zirveye ulaşmıştı. Öyle ki Yeşilçam’da çevrilen Türk filmlerinde imamlara sık sık yer verilmekte, imam rolünü oynayan sözde sanatçılar en paspal,  en berbat kisveyle, en cahil, en aptal duruşla izleyicinin karşısına çıkmaktaydı. Bu çalışma projeden başka bir şey değildi. Mevzubahis proje hafızalarda derin yaralar bırakarak bugün karşımıza böyle bir sonucun oluşmasına yol açmıştır.

İmamlara bu rolleri biçenler kimdi?

Amaçları neydi?

İmamların toplumun hafızasına olumsuzluklarla yerleşmesine büyük katkısı olan bu film, sinema, dizi veya tiyatroların hazırlanmasına finansal desteği kimler sağlıyor(du).

Unutulmamalıdır ki Din Görevlisi güçlü olursa cami güçlü olur, gençlik güçlü olur, nesil güçlü olur.

Toplumu din, ahlak, maneviyat, vatan sevgisi ve merhamet hususunda aydınlatan Din Görevlilerinin itibar ve saygınlığını korumak herbir Müslüman için vefa örneğidir. Bu duyarlılığa sahip ol(a)mazsak sahip olduğumuz değerlerin elimizden birer birer gitmesi işten bile değildir.

Bu vesileyle 1-7 Ekim Camiler ve Din Görevlileri Haftasını tebrik eder, Camileri inşa ve imar eden cami cemaatinin, camilere hayat veren Din Görevlilerimizin ahirete irtihal etmiş olan bilcümle geçmişlerini rahmet ve minnetle anıyorum.

Her bir Din Görevlilerimizi de gönülden kucaklar ve görevlerinde başarılar dilerim.