28 Eylül 2021

​Çocuklarımızı İmam Hatip okullarına gönderelim mi?

Son günlerde İmam Hatip okulları ile Deist kavramı aynı cümle içinde ziyadesiyle zikredilmeye başlandı.

Bu durum kurnazca kurgulanan ve son derece sakıncalı olan bir söylemdir.

Bu iki kelime bir cümle içinde kullanıla kullanıla gençlerin beynine kodlanmakta ve düşüncede temel oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Bu okullarda Deist de yetişebilir Ateist de... Ama bunların sayısı ağızlarda dolaşan seviyelerde değildir. Neticede bu okulların öğretmenleri Peygamber, öğrencileri de sahabi değildir. Kaldı ki Peygamber rahlesinden geçen kişilerden de sapıtan nice insanlar vardır.

Birkaç fabrika hatası vardır diye İmam Hatip okullarının bu kavramlarla anılmasının sinsi bir plan çerçevesinde meydana geldiğini düşünüyorum. Dikkatli olmak ve oyuna gelmemek lazım…

Zikredilen okullardaki sorunların minimize edilmesi için eleştiri yapmak olumlu bir durumdur. Ancak bu okulları idam sehpasına koymak iyi niyet barındırmayan bir düşüncenin dışa yansımasıdır.

İmam Hatip okullarından mezun olup ülkemize katma değeri yüksek olan kişilerin varlığı göz ardı edilemez. Bu okullardan mezun olan değerleri gör(e)memek ya beyinsel körlükten ya da art niyetten kaynaklanmaktadır.

Nitekim İmam Hatip okullarına öğrenci gönderilmemesi gerektiğini dile getiren zatın, başını örttüğü kıyafetle evden çıkabilmesini sağlayan bir İmam Hatipli değil midir?

Diğer taraftan; her durumda yıkıcı eleştiriyi ağzına sakız yapanların amellerine bakmak gerekir. Pişen çorbada tuzu var mıdır diye...

Bu noktada bir hususu dile getirmek vacip oldu. Başarılı çocuklarından hiçbirini İmam Hatip okullarında okutmayan ama bu okullardan güzel şeyler bekleyen Müslümanların ruh halini irdelemek gerekir. Temelden İslâm ahlakıyla yetişmiş ve yetenekli öğrencilerin bu okullara olumlu manada katkı sağlayacağı muhakkaktır. Bu sebeple yerden yere vurmadan önce bu hususta sorumluluğun yerine getirilmesi şarttır.

Gözden kaçan ve dillendirilmeyen bir konuyu daha hatırlatmak isterim. Özellikle İmam Hatip okullarında öğretmenlik yapanların önemli bir kısmı 28 Şubat cenderesinden geçen kardeşlerimizdir. Bunlar gerek İmam Hatip liselerinde ve gerekse İlahiyatlarda 28 Şubat darbeci yönetiminin dayattığı öğreticilerden tahsil görmüşlerdir. 28 Şubat bin yıl sürecek diyen general ezbere konuşmamıştı. Post modern darbenin yıkımlarını tam da bugünlerde en derinden yaşıyoruz.

Evet! İmam Hatiplerde kısmi sorunlar bulunmaktadır. Bu sorunlar okulları kapatmakla çözülmeyeceği gibi sorunlar yok sayılarak da çözülmeyecektir.

Toplumumuzun tamamına yakını Kur'an ve Sünnet hususunda hassastır. Bu hassasiyetin gereği özellikle başarılı öğrenciler İmam Hatip okullarına yönlendirilmeli, okula gönderdikten sonra öğrencinin takibi yapılmalı, yıkıcı akım ve düşüncelerin enjekte edilmeye çalışıldığı okullarda veliler en sert bir şekilde tepki göstermelidir.

İmam Hatip okullarını zararlı akımların merkezi olarak lanse etmeye çalışanlar iyi niyetli olsalardı her bölgede yazlık ve kışlık villa satın alacakları yere her ilde birer okul inşa edip dava bilincine sahip öğrenciler yetiştirebilirlerdi. “Zaten yetiştiriyorlar” diye düşünenler dünyaya dar pencereden bakmayı adet haline getirmiş olan kimselerdir. Bu noktada Mardin’deki Kasimiye Medresesi’nin incelenmesi gerekir. Bu medresede hem İslami ilimler hem de fenni ilimler öğretilmekteydi. Nitekim Türkiye’de ilk Tıp Fakültesi bu medresenin çatısı altında kurulmuştur.

Değişen ve gelişen dünyada, biz eğitim sistemimizi güncelleme iradesine sahip olamazsak yirmi yıl boyunca okuttuğumuz öğrencileri tahsillerinin sonunda tekstil atölyelerinde veya asgari ücrete mahkûm eder, neticesinde de bugün yaptığımız gibi birbirimizle uğraşır, birbirimizin kuyusunu kazmanın hesaplarını yaparız.

Her işte bir hayr vardır düşüncesiyle bu tartışmadan hayırlı bir sonucun çıkmasını temenni ederim.