12 May 2022

Dijital Aile

Aile, bilinen en eski toplumsal kurum. Tüm medeniyetlerde bireyi yaşama hazırlama rolünü üstlenmiş, insanın ve toplumun hayata tutunma sürecindeki en büyük destekçisi. Ve tüm toplumlar için gelenek ile gelecek arasındaki bağı kuran bir köprü. İnanç, kültür ve değerlerin ilk öğreticisi, kuşaktan kuşağa aktarıcısı.

 

Aile, birey, toplum ve zaman arasında çift yönlü bir etkileşim söz konusudur. Yani aile, bir taraftan bireyi, toplumu ve zamanı değiştirirken diğer yandan da kendisi birey, toplum ve zaman tarafından değiştirilmektedir. Aile kurumunun zamana bağlı olarak değişimi her çağ ve kültürde önemli bir tartışma konusu olmuştur. Bu değişiminin iki boyutta gerçekleştiği söylenebilir. Bunlar aile kurumunun yapısal değişimi ve aile içerisindeki ilişkilerin değişimi şeklindedir. Bugün geldiğimiz noktada ailenin yapısal değişimini ve yeni aile formunu “dijital aile” olarak tanımlıyorum.

 

İsterseniz “dijital ailemizin” sıradan bir akşamına birlikte bakalım!

 

Anne her hafta büyük bir özenle takip ettiği ve 150. Bölümünü izlediği dizisini yine pür dikkat izliyordu. Baba izlediği maç sırasında hop oturup hop kalkıyor, adeta yerinde duramıyordu. Evin büyük çocuğu olan abla yeni TikTok videosunu çekiyor, evin küçük çocuğu ise tabletiyle oynadığı oyunda üst seviyeye çıkmak için daha fazla insan öldürmek için çabalıyordu…Bu tablo günümüzde dünyanın pek çok ülkesinde yaşanan sıradan bir akşamın özetiydi aslında. Belki içerikler ve karakterle farklı olabilir ama döngü pek çok aile için ne yazık ki ortak.

 

Araştırma sonuçlarına bakıldığında dijitalleşen aile belirgin biçimde görülebilir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan “Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması” sonuçlarına göre 2021 yılında hanelerin %92,0'ının evden internete erişim imkanına sahip olduğu aynı oranın 2020 yılında %90,7 olduğu görülmüştür. İnternet kullanım oranı 2021 yılında 16-74 yaş grubundaki bireylerde %82,6 olmuştur. Bu oran, bir önceki yıl %79,0'dı. İnternet kullanım oranı cinsiyete göre incelendiğinde; internet kullanımı erkeklerde %87,7 ve kadınlarda %77,5 olarak gerçekleşmiştir. 16-74 yaş grubundaki tüm bireylerin %80,5'inin, 2021 yılı ilk üç ayını kapsayan dönemde interneti düzenli olarak (hemen her gün veya haftada en az bir defa) kullandığı görülmüştür (TÜİK, 2021).

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan bir diğer araştırma olan “İstatistiklerle Aile” araştırması, ailenin yapısal değişimine dair çok önemli bilgiler vermektedir. İlgili araştırmaya göre; Türkiye'de 2008 yılında 4 kişi olan hane halkı ortalaması 2020 yılında 3,30 kişiye düştü. 2014 yılında %13,9 olan tek kişilik hane halklarının oranı 2020 yılında %17,9'a yükseldi. En çarpıcı sonuçlardan biri ise tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan ailelerin oranındaki artış. Zira sadece baba ve çocuklardan oluşan ailelerin oranı 2014 yılında %1,5 iken 2020 yılında %2,2’ ye ulaştı. Sadece anne ve çocuklardan oluşan ailelerin oranı ise 2014 yılında %6,1 iken 2020 yılında %7,5’e oldu (TÜİK, 2021).

 

Çocukların hayatı anlama ve öğrenme süreçlerinde aile kurumu, ilk çocukluk yılları ve ebeveynlerle olan etkileşimler çok önemlidir. Ebeveynler ve yetişkinler açısından ise aile, şehrin karmaşasından ve yorgunluğundan kaçıp sığınılan bir liman gibidir. İnsanın giderek yalnızlaştığı bu çağda aile, en güçlü sosyalleşme ortamıdır. Mutlu bir aile ortamı tüm aile bireylerinin psikososyal açıdan iyi oluşunu desteklemektedir.

 

Aile içerisindeki her bireyin farklı bir ekranla meşgul olduğu, aile bireylerinin birbiriyle olan iletişim ve etkileşimlerinin giderek azaldığı, ortak anıların ve birlikte geçirilen zamanların yitirildiği bir aile yaşamı birey ve toplum için ciddi riskler ve olumsuzluklar içermektedir. Böyle bir aile yaşamı hem sağlıklı değil hem de sürdürülebilir değil. Ailenin ve birlikte geçirilen zamanların gücüne inanalım ve ailemizi korumaya, onu yaşatmaya özen gösterelim…

 

Vesselam…