18 Şubat 2022

​Dişe dokunan hatıralar

Doktorların meslekleri gereği insana ve topluma dair yazıp söylediklerini hayli kıymetli bulduğumdan, onların kaleme aldıkları eserleri dikkatle takip etmeye çalışırım.

Bu alanda kaleme alınmış hatıraların ise benim dünyamdaki yeri bambaşkadır.

Kendisini yayın  evinde ziyaret ettiğim İnkılap Yayınevi sahibi Hasan Güneş ağabey, Abdülkerim Karaağaç imzalı

“Dişim çok ağrıyor doktor bey! Bir diş hekimin not defterinden’’ isimli kitabı hediye edince çok heyecanlandım ve kitabı bir solukta okudum.

Akıcı bir üslupla kaleme alınan ve 216 sayfadan mürekkep olan  kitap, okuru 2021 yılı ile birlikte selamlıyor.

Kitabı okuduğunuzda yazarın şu 6 şeyi çok güzel bir şekilde resmettiğini sizlerde müşahede edeceksiniz.

1-Hekim ve hasta psikolojisi

2-İslam’a mesafeli çevrelerin kendi hayat tarzlarını Müslümanlara nasıl dayattıkları

3-Mütedeyyin bir hekimin böyle bir çevrede yaşadıkları zorluklar

4-İnsanların ancak dişi ağrıyınca tedavi oldukları gerçeği ve ihmal ettiğimiz işlerimiz, dişlerimiz

5-Öncesi ve sonrasıyla 12 Eylül Darbesinin o kaotik yılları

6-Tatlı dil, güler yüz ve hikmet merkezli bir davet üslubunun insanı nasıl değiştirdiği nerden nereye getirdiği.

Kitaptaki ilk hatıra Kerim kitabımızın Fussilet Suresi’nin 34.ayetinin canlı bir tefsiri mesabesinde.

 Dr. Abdülkerim Karaağaç, muayenehanesine gelen ve karşısında sakallı bir doktor  görünce adeta çılgına dönerek ağzına geleni söylemekle kalmayıp, sakalını çekip, asılıp inciten Hidayet hanımın bu hazımsızlığı ve hakaretlerine karşı öyle sabırlı ve olgun davranıyor ki onun bu davranışı Hidayet hanımın hidayetine vesile oluyor.

Bu hatırayı  okur okumaz şöyle demekten kendimi alamadım:

‘’İslam’ı bilen  ve yaşayan bir doktor, insanın  hem dişini hem de içini tedavi eder.’’

Kitapta yer alan ikinci hatıra “Dağ  dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur’’ tecrübesine ‘eyvallah’  dedirten cinsten…

Yazan ve yaşayanlarla birlikte okuyanlarında gözlerini yaşartan hatıra muhteşem bir kavuşmanın öyküsü.

45 yıl sonra tanımadığı bir hasta gibi muayene ettiği insanın ilk okul öğretmeni olduğunu öğrenmek belli ki yazarı hayli duygulandırmış.

45 yıl önce ayakkabı aldığı bir öğrencinin 45 yıl sonra bir diş hekimi olduğunu öğrenmek ne tarifsiz bir mutluluk.

Kitapta yer alan en etkili hatıralardan biri de temizlemek için içine girdiği fırının, bir işçi tarafından yanlışlıkla üzerine kapatılması sonucu  yanarak ölmeyi bekleyen belediye işçisi.

Hikmetin bir gecede  saçlarını ağartan o dehşetli saatlerin anlatıldığı Hikmet ağabeyin bir gecesi başlıklı hatıra .

Yazar bu hatırada birazdan yanarak ölmeyi bekleyen işçinin duygularına hakkıyla tercüman olmuş.

Kitapta bu kadarı da olmaz dedirten  diğer bir hatırada  da

Doktor Abdulkerim Karaağaç,bir hastasına protez yapmak için hastanın ağzından 14 diş çekmek zorunda kalıyor.

Protezi ana dişi gibi kullanacağını zanneden hasta, ertesi gün doktorun muayenehanesine  gelerek açıyor ağzını, yumuyor gözünü;

“Al protezini,ver paramı’’ diyerek doktora meydan okuyan  hasta, bir anda hızını alamayarak şöyle diyor: “Doktor bana  bak çektiğin dişleri çabuk geri tak!’’

Kitapta öyle bir hatıra yer alıyor ki üzerinde tefekkür edenler için  tam bir tevekkül aşısı.

Allah’a yazılan dilekçe nasıl olur? O dilekçeye cevap nasıl gelir? Bu hatıra  her iki soruya da hayatın  içinden esaslı cevaplar veriyor.

Benden hayırlısı gelsin inşallah! Başlıklı yazıda da  yazar, Hz. İsa ‘ya atfedilen mezkur duaya ‘amin’ diyerek şöyle diyor;

“Kalktığım koltuğa benden iyisi otursun. Sustuğum anda benden iyisi konuşmaya başlasın. Olmadığım yerleri benden iyiler doldursun. Yetişemediğim  yerlere benden iyiler yetişsin!..’’

Yazarın bir taksicinin dilinden aktardığı babamdan kalan miras başlıklı hatıra dürüstlük insana  ne kazandırır? sorusuna

Verilmiş muhteşem bir cevap niteliğinde.

Yazarın hayat hikayesini özetlediği 19 yaşında İstanbul yollarında başlıklı bölüm

Başarının ardındaki emeği 80’li yılların o sisli ve puslu  günlerini tıp öğrenciliği ve ilk hekimlik yıllarını  ibretamiz bir şekilde  resmetmesi bakımından hayli önemli.

Yazarın annesinin vefatının ardından kaleme aldığı “ÖLÜME SESLENİŞ’’ başlıklı yazı da defaatle okunmayı hak ediyor.

İşte bayram başlıklı  yazı cumasını bekleyen  hutbeler kıvamında kaleme alınmış. Abdülkerim  Karaağaç kitabında sadece hatıralarını okurla paylaşmakla kalmamış yer yer düşüncelerini de paylaşarak okuruyla dertleşmiş.Yazar bir diş hekimi olunca kitabın sağlıklı dişler için tavsiyeler bölümüyle nihayet bulması da hayli şık olmuş.