01 Nisan 2021

DÜNDEN AZ YARINDAN ÇOK MUTLUYUZ

 

Tüm canlılar için ortak bir çaba “mutluluk” arayışı. Kuşlar bu yüzden bir kıtadan diğerine uçuyor, insanlar daha mutlu olmak için bir ülkeden bir başka bir ülkeye göç ediyor. Anne babalar daha mutlu çocuklar yetiştirdiklerini, okullar ise öğrencilerinin daha mutlu olduklarını iddia ediyor. Üniversiteler en nitelikli ve mutlu mezunları topluma kazandırdıklarını savunuyorlar. Gerçekten de insanlar geçmişe göre bugün daha mı mutlu?

Araştırmalar insanın geçmişe göre daha mutlu ama geleceğe göre daha mutsuz olduğunu gösteriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından her yıl tekrarlanan “Yaşam Memnuniyeti Araştırması” çok ilginç sonuçlar içeriyor. Araştırmanın 2020 yılı sonuçlarına göre, mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı, 2019 yılında %52,4 iken 2020 yılında %48,2 (2011 yılında %62,1) oldu. Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise 2019 yılında %13,1 iken 2020 yılında %14,5 (2011 yılında %9,9) oldu. Araştırmaya göre mutlu veya mutsuz kategorisinde yer almayanların oranı %37,3. Son on yılda mutlu olduğunu belirtenlerin oranında ciddi bir düşüş yaşanırken mutsuz olduğunu belirtenlerin oranı ise yükselmiş (TÜİK, 2020).

Araştırma bulguları cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde, kadınların erkeklerden daha mutlu olduğu görülüyor. Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı, 2019 yılında %47,6 iken 2020 yılında %43,2 oldu. Kadınlarda ise bu oran, 2019 yılında %57,0 iken 2020 yılında %53,1 oldu.

Araştırma bulguları medeni durum değişkenine göre incelendiğinde, evli bireylerin, evli olmayan bireylere göre daha mutlu olduğu görülüyor. Mutlu olduğunu belirten evli bireylerin oranı, 2020 yılında %51,7 iken evli olmayanlarda bu oran, %41,3. Bu sonuç bize evli olmanın insanın yaşam doyumunu artırdığını gösteriyor.

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri yaş gruplarına göre mutluluk düzeyi. Araştırma sonuçlarına göre; 65 ve üzeri yaş grubu, 2019 yılında %58,5, 2020 yılında ise %57,7 ile en yüksek mutluluk oranının görüldüğü yaş grubu oldu. En düşük mutluluk oranı ise 2019 yılında %48,7 ile 55-64 yaş grubunda görülürken 2020 yılında %45,4 ile 35-44 yaş grubunda gözlenmiş (https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Yasam-Memnuniyeti-Arastirmasi-2020-37209).

İnsanın giderek mutsuzlaşması sadece bizim için değil tüm dünya için önemli bir sorun. Zira bugün Avrupa ülkeleri, Amerika ve Japonya gibi diğer gelişmiş ülkeler insanların giderek artan mutsuzluğuna çözüm bulmaya çalışıyorlar. Avrupa birliği ülkelerinin mutluluk düzeyi ortalaması %62. En mutsuz ülke %31 ile Litvanya, en mutlu ülkeler ise %76 ile Belçika, Hollanda ve Avusturya (https://ec.europa.eu/eurostat/web/products-eurostat-news/-/DDN-20191107-1). Amerika’da mutlu olmadığını belirtenlerin oranı 1990 yılında %8 iken 2018 yılında %13’e yükselmiş (https://www.washingtonpost.com/business/2019/03/22/americans-are-getting-more-miserable-theres-data-prove-it/).   

Eğitimin, zenginliğin, konforun ve refahın giderek yükseldiği dünyada, mutluluğun küresel boyutta azalması oldukça manidar. Belki de mutlu olmak için başvurduğumuz yollar veya araçlar yanlış. Aristoteles, mutluluğun erdemli bir yaşam sürmekle mümkün olduğunu belirtirken, Eric Fromm ise hırslardan arınmış bir kişiliğe sahip olmakla mutlu olunabileceğini belirtmektedir. Victor Frankl, modern insanın mutsuzluğunu yaşamındaki anlamsızlık ile açıklamaktadır. Farabi, dünya ve ahiret saadetinin sırrını erdemler ve güzel ahlakla açıklamıştır. İmam Gazali, “Kimya-ı Saadet” (mutluluğun kimyası) isimli eserinde mutluluğun insanın Allah’ı bilmesi (marifetullah) ile mümkün olacağını belirtmiştir.

Araştırma sonuçları, kuramlar, yaşama dair gözlemlerimiz ve deneyimlerimiz insanın mutluluk arayışını yanlış bir zeminde sürdürdüğünü göstermekte. Madde ve haz üzerine kurulu yaşam döngüsünde ebedi saadete ulaşılması mümkün değildir. Öyleyse mutluluk arayışını daha baki ve manevi bir zeminde sürdürmek gerekir. Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor; “Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur” (Ra’d / 28).

Vesselam…