VF kat sağ

10 Temmuz 2024

​Dünyanın bizim kültürümüze ihtiyacı var

Pozitif bakmasını ve hissetmesini bilen insan için, olumlu ya da olumsuz görülen her şeyde mutlaka iyi bir taraf vardır. Pozitif bakışlı insan hemen bu iyiyi bulur çıkarır. Hatta çıkarmasına da gerek yoktur onun için, bakar bakmaz zaten hemen olumlu şeyi görür o.

Bunu başaramıyoruz her zaman. Dünya yaşamımızda elbette olumsuzluklarla da karşılaşıyoruz, karşılaşacağız. Bize düşen olumsuzluklar içine gizlenmiş olumlu tarafı görebilmek. Günümüzde, bu modern çağda bunu yapamayan insanlarla dolu psikiyatri klinikleri, danışmanlık merkezleri. Eğer olumlu bakmayı bilebilsek, bunalımlara girmeyeceğiz, ümitsizlik bataklığına saplanıp kalmayacağız.

Kendimizde var olan pozitif davranış becerisini mutlaka geliştirmeliyiz. Hayata ve ilk görüşte olumsuz görülen olaylara karşı olumlu bakma yeteneğimizi geliştirmek bizi hayatta her zaman ümit var ve daha mutlu yapacaktır. Bunu yapabilirsek çevremize hep olumlu enerji yayacağız. Ağzımızdan hep iyi sözcükler çıkacak. Bizimle iletişim kuranlarda bizdeki bu pozitif enerjiden yararlanacak. Çok önemli bir hatırlatma yapılmış bize, hem de ta 1400 sene önceden; bakın ne buyuruyor İslam Peygamberi (S.A.V.):

"Güzel söz sadakadır."

Ben bir zamanlar batılıların yazmış olduğu kişisel gelişim kitaplarıyla bir hayli haşir neşir oldum. Çok şey öğrendim evet ama bir zaman sonra gördüm ki, onların öğretilerinin tamamı bizim asli kültürümüzde fazlasıyla var. Şu üste alıntıladığım peygamber sözünü, bu gelişimciler kalın kalın kitaplarla anlatmışlar. Konuşmaların insan hayatını nasıl etkilediğini uzun uzadıya yazmışlar ve sürekli pozitif sözcükler kullanmamızı salık vermişler. Peki neden dışarıda arayalım ki bize lazım olan bilgileri? Neden böyle yapıyoruz?

Nedeni açık aslında; kendimize yabancıyız, binlerce yıllık kültürel birikimimize yabancıyız, bilmiyoruz, araştırmıyoruz, asli medeniyetimizi oluşturan kaynaklarımıza dönüp bakmıyoruz. İşte bu nedenle batılıların sunduklarını yeni bir şeymiş sanıyor ve hemen sahipleniveriyoruz. Oysa bizde bunların sunduklarından çok daha fazlası var.

Bizim fıkralarımızda bile çok şeyler anlatılır. Elindeki sopayla bulunduğu yeri gösterip: "İşte dünyanın merkezi tam burasıdır" diyen Nasrettin Hoca da bile o kadar hikmetli ve öğretici bilgiler vardır ki...

"Hocam biz insanlar çok nankörüz, kış soğuk yaz ise sıcak diye şikayetteyiz hep" deyince bir adam; Nasrettin Hoca'nın verdiği cevaptaki espri ve pozitif bakışa bakar mısınız: “Bahardan şikayet eden var mı be adam!"

Yine ben Hazreti Mevlânâ'nın öykülerindeki ince espri ve olumlu yaklaşımları hiç bir yerde göremiyorum mesela. Sayfalarca anlatılacak bilgileri kısacık hikayelerin içine sığdırmış. Bunu yaparken hem edebi bir dil kullanmış hem de halkın anlayacağı bir yalınlıkla bunları kaleme almış. Büyük şairimiz Yunus Emre de aynı şekilde hep iyi şeyleri dile getirmiş şiirlerinde. Hem de her okuyanın anlayabileceği sadelikte sunmuş güzellikleri.

Binlerce yılda oluşan kadim kültürümüzde her şey var. Yeter ki biz onları öğrenip hayatımıza uygulayalım. Eğer biz bu kültürümüzü tekrar diriltip ayağa kaldıramazsak dünyayı kasıp kavuran vahşilikler, savaşlar asla son bulmayacak. "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" diyen bir kültürden yoksun insanlıktan, sulh ve barış beklemek boşa çaba olur zaten.

Şimdi öze dönme zamanı. Kadim değerlerimize sahip çıkma ve bunları tüm dünya insanlığına sunma zamanı. Millet olarak şu ahir zamandaki en büyük görevimiz bu. Evet, şimdi insanlığa yeniden insan olduklarını hatırlatma zamanı.