06 May 2022

EĞİTİM SİSTEMİMİZ 5

Öğretmen yetiştirilmesi ve ihtiyacının karşılanması uzun orta ve kısa vadeli planlarla düzenlenip gerçekleştirilmelidir. Plansız yapılan hiçbir iş başarılı bir sonuç getirmez. Planlamanın MEB tarafından yapılması gerektiğini vurgulamaya çalışıyorum. Bununla ilgili iş ve işlemler Öğretmeni Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğuna verilirse öğretmen yetiştirilmesi ve istihdamı sorunu da ortadan kalkar. Geçmişte plansızlık ve siyasi endişelerle öyle uygulamalar yapıldı ki 50 yıldır bu hasarı bertaraf edemiyoruz. İşte eski dönemlerde yapılan yanlış uygulamalardan bazıları:

a. Öğretmenlik mesleğinin dışında ne kadar lisans mezunu varsa öğretmen olarak atandı. Siz hiç öğretmenin, avukat, inşaat mühendisi, mimar, ziraat mühendisi ve veteriner olarak atandığını gördünüz mü?

b. Bir dönem ortaya çıkan sınıf öğretmeni sayısındaki fazlalığı gidermek için sınıf öğretmeni olarak mezun olmuş; ama diplomasında yan branş diye bir ibare olanlar "yan branşı"na atandı. Bildiğim bir sınıf öğretmeni yan branşı olan müzik branşına atandı; ancak müziğin "M" sinden anlamıyordu. Yani yan branş, o zamanki mevzuata göre mezunları diplomasına yazılmak zorunluluğu olan ve formaliteden öteye geçmeyen bir uygulamaydı.

MEB’in mesleki eğitime önem vermesi gerekir. Bilindiği üzere 1739 sayılı kanunda yöneltme ile ilgili madde şöyledir: Madde 6 – Fertler, eğitimleri süresince, ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda çeşitli programlara veya okullara yöneltilerek yetiştirilirler.” (Değişik: 16/8/1997 - 4306/3 md.) Milli eğitim sistemi, her bakımdan, bu yöneltmeyi gerçekleştirecek biçimde düzenlenir. Bu amaçla, ortaöğretim kurumlarına, eğitim programlarının hedeflerine uygun düşecek şekilde hazırlık sınıfları konulabilir. Yöneltmede ve başarının ölçülmesinde rehberlik hizmetlerinden ve objektif ölçme ve değerlendirme metotlarından yararlanılır.” Bu hükümden açıkça anlaşıldığı üzere liselerimizin ilk sınıfında yani hazırlık sınıfında çocuğun mutlaka; ”…ilgi, istidat ve kabiliyetleri ölçüsünde ve doğrultusunda çeşitli programlara veya okullara yöneltilerek yetiştirilirler.” işlemi gerçekleştirilmeli ve bunun alt yapısı ciddi bir şekilde hazırlanmalıdır.

Yöneltme öneri kurulu tarafından ortaokulda da buna katkıda bulunacak şekilde çalışmaların yapılması için imkan tanınmalıdır. Bugünkü durumuyla işin sadece ortaokula bırakılması halinde yönlendirme mümkün olamamaktadır. Çünkü ortaokulda bu iş için uzman ve zaman yetersizdir. Söz gelişi, ortaokulda dersten zaman çalmanız gerekir ki bu yönlendirmeyi yapabilesiniz. Ayrıca, çoğunlukla yeterli sayıda da rehber öğretmen de bulunmamaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 11. maddesinin 1.fıkrasında: "Yönlendirme ve yerleştirme hizmetleri; bireyin gelişimsel özellikleri ve ihtiyaçları doğrultusunda bireyi derse, bölüme, dala, alana, okula, üst öğrenim kurumlarına, mesleğe ve katılacağı etkinliklerin seçimine yönlendirmeyi kapsamaktadır. Bu süreçte; eğitsel, mesleki ve kişisel/sosyal rehberlik uygulamaları sonuçlarının bütünleştirilmesi esastır. 2. fıkrasında ise: "Yönlendirmede bireye sunulan seçenekler öneri niteliğindedir." denilmektedir. Oysa kanunda: "Milli eğitim sistemi, her bakımdan, bu yöneltmeyi gerçekleştirecek biçimde düzenlenir." denilmektedir. Buna göre yönetmelikle kanun çelişmektedir.

Yönlendirmede başarılı olamazsak yüksek öğretimde de başarılı olamayız ve böylece yüksek okul diplomasına sahip işsiz ordusuyla karşı karşıya kalmaya devam ederiz. Hatta, yönlendirme sağlıklı olmadığı için liseyi bitiren işsiz orduyla yaşamaya devam etmek zorunda kalırız.

Temel eğitimin ortaokul kademesinde rehberlik hizmetleri bugünkü sistemde yapılamamaktadır. Çünkü ders programından dolayı zaman kalmamaktadır.

Bütün okuyucularımın ramazan bayramını kutlar, sağlık, mutluluk ve esenlik dolu nice bayramlar geçirmelerini dilerim.