10 Mart 2022

​Ekran: Elektronik narkoz

Arabada, restoranda, alışveriş merkezlerinde ve hatta oyun parklarında telefon, tablet veya ekranı olan başka bir aletle meşgul olan çocuklar. Yaşadıkları dünyanın, çevresindeki insanların, etraflarında olup bitenlerin hatta kendilerinin bile farkında değiller. Defalarca geçtikleri yerlerden ilk kez geçiyor, tanıdıkları insanları ilk kez görüyor gibiler. Daha az acıkıyor, daha az konuşuyor, daha az koşuyor, daha az yaşama katılıyorlar. Gerçek dünyada sonuncu, sanal dünyada birinci çocuklar.

Anneler ve babalar meşgul etme ve kendilerine alan/zaman açma aracı olarak ekranın gücünü keşfedeli hayli zaman oldu. Ekran, adeta elektronik bir narkoz aleti gibi kullanılıyor. Anında çocuklar üzerinde tesirini gösteriyor ve o hareketli, kıpır kıpır, yerinde duramayan çocuklar bir anda heykele dönüşüveriyorlar.

Tuhaf bir şekilde herkes halinde memnun görünüyor. Dünyanın en iyi ebeveyni olduğunda hemfikir anneler babalar halinden memnun. Çocuklar sanal dünyanın sınırsız eğlencesinin tadını çıkarıyor. Dijital oyun sektörü her yıl ciro katlıyor. Medya ve internet platformlarının keyfine diyecek yok. Bu mutluluk tablosu bir yanılsamadan ibaret olabilir mi? Mağdurlarının bugün çocuklar, yarın ebeveynler, toplum ve tüm dünya olduğu bir aldatmaca belki de.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), insan beyninin % 90’ının 0-6 yaş döneminde geliştiğini belirtmektedir. Nöro-Fizyolojik öğrenme kuramına göre insan beyni zengin uyaranlarla dolu bir çevrede gelişir ve çocukların yaşadıkları deneyimler onların beyinlerinde yeni sinapsların oluşmasını sağlar. Yani çocuklar duyularını ne kadar yoğun kullanır ve olumlu deneyimlere ne kadar fazla maruz kalırsalar beyin gelişimi ve öğrenmeleri o kadar olumlu etkilenir.

Bununla birlikte özellikle Koronavirüs sürecinde çocukların ekran kullanım süreleri oldukça arttı. Araştırma sonuçlarına göre hiç ekran kullanması gereken 24 aydan küçük bebekler bile ekran kullanıyorlar. Beş yaşından küçük çocuklar günlük ortalama üç saat ekran kullnıyorlar. Çocukların yaşları arttıkça ekran kullanım süreleri de artıyor. Ekran süresinin çocukların beyinleri üzerindeki etkileri ile ilgili literatürü inceleyen Dunckley (2014), elektronik aletlerin beyne baskı uyguladığını ve aşırı yüklendiği için beynin ön kısmının kapanmaya başladığını, bunun sonucunda çocukların sinirlilik, depresyon, öfke nöbetleri, zayıf göz teması, uykusuzluk, zayıf kısa süreli hafıza ve öğrenme güçlükleri gibi semptomlar gösterdiklerini belirtmektedir.

Fuchun vd., (2012) internet bağımlılığının ergenlerde duygusal işleme, yönetici dikkat, karar verme ve bilişsel kontrolü içeren beyin bölgelerinde yapısal ve işlevsel değişikliklere neden olduğunu tespit etmişlerdir. Kanada'da yapılan ve 500 bin çocuğun tarandığı bir araştırmaya göre, günde iki saatten fazla ekran kullanımı, okul öncesi dönem çocuklarında Dikkat Eksikliği ve Hipekaktivite Bozukluğu (DEHB) görülme olasılığını yaklaşık sekiz kat artırmaktadır (Tamana, vd., 2019). İnternet bağımlılığının ve aşırı düzeyde ekran kullanımının özellikle beyindeki beyaz ve gri maddenin azalmasına yol açtığını gösteren araştırmalar (Yuan vd, 2011) bulunmaktadır. Sinir ağlarından oluşan beyaz madde bilginin aktarımı, gri madde ise görme, işitme, hafıza ve karar verme gibi duyusal algılar üzerinde etkilidir.

Anne babalar basit bir gözlem yaparak, çocuklarının ekran karşısında ne kadar tepkisiz, dış dünyaya ve aile bireylerine karşı ilgisiz olduğunu görebilirler. Hatta çocuklar ekran kullanırken biyolojik ihtiyaçlarının (acıkma, susama, tuvalet ihtiyacı vb.) dahi farkında değiller. Ekran kullanımı sırasındaki sağlıksız beslenme, derslere karşı ilgisizlik, medya ortamlarında maruz kalınan zararlı içerikler, bozulan aile içi iletişim ve daha sayamadığımız onlarca olumsuzluk.

Sevgili anneler babalar, insan yavrusu bakımı en zor canlı yavrularından biridir ve anne baba olmak bu yüzden oldukça zor ve meşakkatlidir. Lütfen çocuklarımızı ekranların karşısında elektronik narkozla uyuşturmayalım. Çocuklar yürüyerek, koşarak, konuşarak, sorgulayarak, araştırarak, keşfederek ve yaşayarak öğrenirler. Lütfen onları saatlerce ekranlara maruz bırakmayalım. Ekran kullanmak her yaşta mümkün ve öğrenilebilir. Fakat sağlıklı ve mutlu geçirilmemiş bir çocukluğun telafisi mümkün değildir.

Vesselam…