08 Aralık 2021

​Gurbetçi yahut gurbetzede olmak

Halk arasında maişet için yurdundan yuvasından ayrı kalanlara yaygın mânasıyla gurbetçi denir ki, bu tür gurbetçilik meslek hâline gelmiştir. Halkımız böyle insanlara acıyarak “gurbet kuşu” ve “gurbetçilik yapıyor” der. Gurbetçi ikiye ayrılır: Mânevî gurbetçi, maddî gurbetçi... Gurbete iş ve maişet derdiyle gidene maddî gurbetçi denir. Ulvî çileler çekmek için yâd ellerde dergâh dergâh dolaşanlar tasavvuf edebiyatımıza göre mânevî gurbetçidir. 

Gurbetçiye “Gurbetzede” de denir. Gurbetzede ifadesi bir âfetzede, bir felâketzede gibi maddî bir mâna taşımaz. Gurbet bahsinde “zede” mânevî olarak “tutulmuş”,  “düşmüş”, “ muhatap olmuş” mânasındadır. Uhrevî ve ulvî âleme gurbetçi olan var. İlim ve irfana, sevgiye ve merhamete ve de bir mübarek insana gurbetçi olan var. Veysel Karânî Hazretlerinin Peygamber Efendimiz’e olan gurbetçiliğini kim yaşamak istemez?

Her gurbetçinin hâlleri farklıdır. İki cihetten gurbeti yaşayan, sıla ve “asıl sevgili” hasretiyle yanıp tutuşan mübarek gurbetçiler var. Mutasavvıflar ulvî gurbetçilerdir. İnsanların birbirine yalnızlığı ve Hakk’a kurbiyet, yâni yakınlık duyması, ulvî gurbetçiliğin hasıdır. Nebiler, evliyalar, dervişler ulvî gurbetçiliği her daim yaşayanlardır.

 

AĞIR GURBETÇİLİKLE İMTİHAN OLANLAR

Gurbetin türüne göre gurbetçi tipleri vardır. Vatanından ayrı kalma hâline göre insan kâh maddî gurbetçi, kâh mânevî gurbetçidir. İlk ulvî gurbetçi Âdem Âleyhisselâmdır. Çünkü ilk gurbetçilik yaratılışla başlamış. Bütün peygamberler dünya gurbetçiliğini aşk ve risalet adına yaşayıp Hakk’a döneceğini bilenlerdir. Hz. Yusuf’un ve babası Hz. Yakub’un çileleri onları en çetin gurbetçi yapmış ve ecrini görmüşlerdir. İnsan-ı kâmiller gurbetçilikten endişe etmezler.

Yûnus Emre ve Hallac-ı Mansur gibi mutasavvıflar derin mânevî gurbetçilerdir. Hz. Mevlâna, Şems’in ölümünden sonra iki kez gurbetçi olmuş bir velidir. Şeyh Gâlib “Hüsn ü Aşk” ında “Aşk” kimliğiyle bin bir zorluklar ve engellere sabır gösteren mânevî gurbetçiliğe çıkmış ve sonra gurbetçilikten kurtulup asıl vatan’a geldiğini fark eden bir ehl-i irfandır. Feridüddin Attar gurbetçiliğini Kuş diliyle anlatarak Simurg’a, yâni Hak katına varmaya çalışan mücadeleci bir gurbetçidir. Bülbül, Gül’e olan hasretinden dolayı feryat eden iflah olmaz bir gurbetçidir.

‘ESÎR-İ GURBETİZ’ DİYEN FUZÛLÎ

Esîr-i gurbetiz biz senden özge âşinâmız yok / Ayağın kesme başınçün, bizim mihnet-serâlardan” diyen şairlerin büyük atası Fuzûlî ağır gurbetzedelerdendir. Niyazî-i Mısrî “Gurbetliğe düşmeden / Mihnete sataşmadan / Kebap olup pişmeden / Bir yanı arzularsın” mısraında hangi gurbetzedelerin hâlini anlatıyor dersiniz? Kendi iç evimize bakıp anlamaya çalışmak daha yakıcı… 

 

GURBETÇİLİK YÜREK İSTEYEN BİR İŞ

Gurbetçilik yürek isteyen bir iş. Önce “yola” çıkmak gerek. Garipliğin bütün hâllerine hazırlıklı olmayı göze almak demektir. Gurbetçiliğine isyan eden olduğu gibi, gurbetçiliğine râzı olanlar var. Yâni mecazen gurbetçiliği yaşayıp hakikati bulamayanların yanında maddî gurbette pişerek manevî vuslatı yakalayanlar var. 16. Asır Dîvan şairlerinden Bâki de gurbetten şikâyetçidir: “İhsan verilen sıhhate şükranlar mar’uf / Gurbetlerde Bâki’ye ikab eyleme.” Allah’a yalvaran şair diyor ki: Verdiğin cana, sıhhate şükrediyorum, fakat beni gurbetlerde cezalandırma, eziyet etme.
Dîvan şairi Necatî de “Dimez nice sürinürsin kapumda sen de garîb / Kimesne bencileyin olmasun vatanda garîb” mısraında manevî gurbetzedeliği dile getiriyor. Gurbetler ellerde ayrı kalışlar, ruhî uzaklıklar vardır, kimse benim gibi bir gurbetzede olmasın diyor. İmam Gazâlî ilim ve felsefe deryası içinde yaşadığı gurbetzedelikten kurtuluşunu “İhyâu Ulûmi’d-dîn” de şu hikmetli sözlerinden anlatıyor: “Mutlak Sevgiliye giden yolun sonunda kurb makamı vardır. Tasavvuf Allah’a giden yoldur. Bu yolda mârifet esastır. Mârifet de muhabbete götürür.”

BİR GURBETZEDENİN ‘GURBETÜZ’ REDİFLİ ŞİİRİ 

Şimdi de 17. Asrın dertli bir gurbetçisiyle mülâki olalım. Asıl adı Mustafa, mahlası Fehîm-i Kadîmi olan (milâdî:1627-1647) Dîvan şairinin “gurbetüz” redifli şiirinde anlatılan gariplik ve gurbetçilik yüreğimi yaktı geçti. Dergipark.org.tr. sitesinde Mehmet Ünal ve Mehmet Pektaş’ın “Fahîm-i Kadîm’in şiirlerinde gurbet” başlıklı ortak makâlesine göre, şair “Gurbeti, bir okyanus, kendisini de bu okyanusun içerisinde bir dalga olarak görür. Bazen de gurbet uçsuz bucaksız bir çöl; şair, bu çölde savrulan kasırgadır. ‘Ummân’ ve ‘bâdiye’ benzetmeleriyle sonsuzluk hissi uyandırılmakta. Şair âdeta gurbetin kendisi için içinden çıkılmaz bir yer olduğunu hissettirmekte, tutunacak hiçbir yerinin olmadığını, çâresiz ve bezgin bir ruh hâli içerisinde bulunduğunu düşündürmektedir.”

“Geh mevc-veş müsâfir-i ‘ummân-ı gurbetüz / Geh gird-bâd-ı bâdiye-gerdân-ı gurbetüz  / Mahv eyledi vücûdumuzı tâb-ı âfitâb  / Hâlâ serâb-ı deşt ü beyâbân-ı gurbetüz” mısralarının günümüz Türkçesiyle şerh edilen kısmından anladığımıza göre, şair “Kabarcıklarla dolu bir sel gibi yola düşüp gurbetin vadilerinde dolaşır. Vücudu gurbet çölünde güneşin hararetiyle mahvolmuştur. Buna rağmen hâlâ bir serap gibi gurbet çölündedir.” 

Bu diyarda benim gibi bir gurbetzede yok, diye yakınıyor ve kendini ağır bir hasretzede, yâni hasrete düşmüş olarak görüyor. Gurbet bir zindandır ona. Evinden ve yurdundan ayrı düştüğünü, kıyamet günü elinin gurbetin eteğinde olacağını söylüyor.

Gurbetçilik ve gariplik, ıstırap ve çileden meydana gelir. Abdülbâki Gölpınarlı “Garib” redifli şiiriyle melâmet içinde bir gurbetçiliği tercih edenlerden: “Gurbet ender, gurbet içre olmuşum cânâ gârib / Şimdi âlemde benim ben, bî-emel yekta garib.” Diyor ki şair: Gurbetin en derinlerine gark oldum, cânâ, yâni rûhuma gurbetlik çekerim, âlemde tek başıma kalmış, dilimden anlayan bir kimsem yok.

 

ÖZ VATANINDA GURBETZEDE OLANLAR

Kendi vatanında iki türlü gurbetçiliği yaşayan Bediüzzaman Hazretlerinin hayatı bir baştan bir başa şânlı bir gurbetzedelik değil midir? Üstad Necip Fâzıl, “Öz vatanında parya, öz vatanında garip” derken kendi vatanında gurbetzede oluşunu ifade ediyordu. Tevfik Fikret inanç krizleri içinde kendince bir gurbetzedelik duygusuna bigâne kalamadığını itiraf ediyor: “Bu yalnızlık, bu bir gurbet ki benzer gurbet-i kabre / İnanmak… işte bir aguş-ı ruhanî o gurbette.”
Malta sürgünündeyken maddî gurbet sancılarını iliklerine kadar yaşayan Süleyman Nazif “Sıkıldım artık vatancüdalıktan / Sabahı çok uzak leyle-i firâkımızın” mısralarıyla gurbetzedeliğini sürgün dostlarıyla paylaşıyordu. Malta onu vatandan ayıran bir “gurbetgâh”dı. Osmanoğulları’nın siyaseten vatanlarından sürgünü bir gurbetzedelik değil midir? Vatandan sürülen ve gurbet diyarına hicret etmek zorunda kalan birçok İslâm âliminin ve siyaset ehlinin gurbet sancılarını şu mısralarda hissedebiliriz: “Dumanlı dağların, ağlar gözüm tüttükçe / Olur mehasin-i gurbet de başka işkence.”

Bir gurbetzedenin mısralara döktüğü şu feryadına yürek dayanır mı?: “Anaya babayı toprağa gömdük / Bacıya gardaşa hasret kaldık / Ne çileler çektik ne günler gördük / Üçüncü gurbette perişan olduk / Şu gurbet ellerde malamat olduk.”

 

BENİ GURBET TUTMUŞ DİYENLERİN YÜREĞİNE BAKTINIZ MI?

Köklerimiz gurbetçilikten ve gurbetzedelikten gelmedir. Gurbet benim diyen insanın kalbini sızlatmaz mı? Anaların, babaların kalbi kimler için gurbet ateşleriyle yanıp kavrulur? Gureba’da, yâni Garipler Hastanesi’nde yatanların hâli nicedir? Garipler hastanesinde yatmak nasıl bir hâldir? Gurbetzede olup da hasta düşenlerin derdini dinlemek bir ibadettir. Beni gurbet tutmuş diyenlerin yüreğine baktık mı hiç? Gurbete çıkanın arkasından su dökerlermiş ki, kazaya, belâya uğramadan sılaya dönsün. Gurbet derdine uğrayanlar ayrı bir bahis. Maazallah, gurbet derdine uğramak kötüdür. Anasına sitem ederek maddî gurbetlerde kıvranan bir gencin duygusunu yine türkülerden öğreniriz:” Gurbetteyiz şimdi hep ayrı ayrı / Ne sana ne bana dokunmaz hayrı / Çok arama beni bulaman gayrı / Çıkıp yollarıma bakanım benim.”

Allah kimseyi gurbet derdine uğratmasın; kimseyi gurbet derdine uğramak bedduasına muhatap kılmasın, demeliyiz dualarımızda. Yolunu şaşırmış bedbaht evlâdın “Gurbet derdine uğrayasın” bedduasına uğrayıp da gurbet ellerde sürünmeleri ne menem bir kaderdir? Selâm olsun gurbette yitenlerin âh’ına ve yüreğine! Selâm olsun ağır gurbetzedelikten kurtulup sılasına kavuşanlara!

 

GURBETÇİLİKTEN MÂNEVÎ HAZ DUYMAK

Sözün hatmi; mânevî gurbetçiliği ân be an yaşayan fakîr gurbet duygusundan vehbî bir haz duyar? Mecruh yüreğim iki türlü gurbet duygusunu kelimelere döküp teselli bulmakta. Şairlerin pîri Fuzûlî’nin mısralarından ilham alıp “Gurbet derdinden memnunum el çek gurbetimden tabib / Gerek yok dermana, dermânım gurbet yarasındadır” diyerek cezbe hâlinde yazdığım nâçiz gurbet yazılarım gönlünüze bir katre gurbet sızısı düşürebiliyorsa bahtiyarım.

 

* * * * *

 

AHLÂK VE İSTİKAMET DERGİSİ

Yazar Haki Demir’in idaresinde çıkan Ahlâk ve İstikamet / Aylık Fikir ve Siyaset dergisi” (www.ahlakveistikamet.com) Aralık 2021/ 7. sayısı Türkiye’nin meseleleri üzerine can alıcı mevzuları ele alıyor. Bu sayıdaki ikaz eden yazılar hepimizin fikirlerine tercüman olacak muhtevada yazılardır. Bu sayının kapak konusu “KAHRAMANLIK YAŞI.” Bu önemli sayının mündericatı şöyle:

Ali Ergen / Takdim

1.KISIM-İSLÂMî MÜCADELE

Müslümanlara put imal etmeyi öğrettiler / Hamza Kahraman

Kahramanlık yaşı (Kapak konusu)/ İbrahim Sancak

Sezai Karakoç vesilesiyle / Nurettin Saraylı

2. KISIM-SİYASİ MÜCADELE

Siyasi mücadelede İslâmî meşruiyet / Abdullah Tatlı

Meşruiyet-3-Meşruiyetin kıymeti / Haki Demir

Cephe siyaseti fikriyatı oluşturulmalıdır / Faruk Adil

3. KISIM-SİYASÎ REJİMİN KİMLİĞİ

Anayasada “değiştirilebilir” maddeler / Alihan Haydar

Masonlar ve Kemalizm / Ahmet Selçuki

Korsan devlet-2-Hayalet devlet / Mustafa Karaşahin

4. KISIM-YENİ TÜRKİYE

İdeolojik ittifak-(ideolojisizlik) / Selahattin Adanalı

Siyasi ittifak-(sahtekârlık) / Ramazan Kartal

5. KISIM-AK PARTİ İKTİDARI

Siyasi putçuluğun neticeleri / Ebubekir Sıddık Karataş 

Siyasi patlama dinamiği-3-Siyasî patlama süreci / Haki Demir

Hassasiyet patlaması-2-Hassasiyet nedir? / Haki Demir

6. KISIM-MEDYA

İslami Neşriyat Dosyası-2-Neşriyatın muhtevası / Haki Demir

Mefkûre yok edildi / Ahmet Kamil Tuncer

“Akılsız” bir ülke kuruluyor Osman Gazneli 

Yeni Şafak Gazetesi, “Kemalist Şafak” oldu / Halit Bursalı 

7. KISIM-TEKLİFLER

Münevver hareketi-2-Maksat / Haki Demir

8. KISIM-FİKRİYAT

Lider ve kadro bütünlüğü / Celalettin Türkistan

Lider ve kadro ayrışmasının tehlikeleri / Halit Bursalı 

Anadolu, Ümmetin karargâhı / Haki Demir

Karargâhın medeniyet hamlesi / İbrahim Sancak 

Kitap ve Dergi Listesi

 

(ilbeyali@hotmail.com)