24 May 2018

Her günümüz aynı bugünün dünden yok farkı

Her gün aynı saatte kalkan, aynı yolu kullanarak işine giden, aynı marketten alışveriş yapan, aynı yerde yemek yiyen, aynı televizyon programını izleyen ve aynı saatte uyuyan modern çağ insanı.

 

Birbirinden farkı olmayan, birbirinin tekrarı olan günler. Dün, bugün ve yarın arasındaki tek fark değişen tarihler. Kısır bir döngü misali devam eden yaşam sarmalı ve yaşanmışlıklar.

 

Adeta dini bir ritüel gibi bağlıyız günlük alışkanlıklarımıza. Raylar üzerinde hareket eden oyuncak tren misali, dışına çıkmıyoruz kendimiz için belirlediğimiz rotanın ve yaşamın. Modern çağın insana verdiği konfor ve hazzın bedeli sanki, bu sıradanlık.

 

Maddenin kutsanması üzerine kurulu düzenin sürekliliği için, daha çok çalışmalı, daha fazla kazanmalı insan. Çalışmak ve kazanmak arasındaki bu ilişki insanı diğer yaşamsal aktivitelerden uzaklaştırmakta. Yaşamak için çalışmak gerekir elbette ama yaşamı da ihmal etmemek lazım.

 

Herkesin rızkını temin ettiği bir işi yani mesleği olurdu eskiden. İşten artan zamanlarda ailesine, sevdiklerine, eşe dosta ve kendisine zaman ayırırdı insanlar. Oysa şimdi çoğu insanın birkaç farklı işi ve meşguliyeti var. Yaşam adeta çalışmak ve uyumak arasında sıkışmış durumda. Bu sıkışmışlık içinde olağan dışılıklara yer yok. Çünkü bozulmaması gereken bir kurgu var.

 

Tekdüzelik ve çalışma üzerine kurulu bu yaşam döngüsü, modern çağ insanını önce ailesinden, sonra sevdiklerinden, manevi yükümlülüklerinden, doğadan kısacası gerçek yaşamdan uzaklaştırdı.

 

Bu soyutlanmışlık hali yine sanal bir dünya eliyle yani sosyal medya ile desteklenince günümüz insanı giderek yalnızlaştı. Tüm bunların sonucunda ruh sağlığı bozulan, yaşamdan keyif almayan ve bu yüzden psikolojik desteğe ve antidepresan ilaçlara başvuran insanların oranı her geçen gün artmakta. Sağlık Bakanlığı ve Tüik tarafından yapılan çeşitli araştırmaların sonucu da bu yönde.

 

İnsanla ilişkinin ve iletişimin giderek azaldığı, günümüz yaşamında, alışveriş sanal, sohbet sanal, oyun sanal, ilişkiler sanal kısacası yaşama dair çoğu şey artık sanal. Birbiriyle konuşmayan, iletişim kurmayan, paylaşımda bulunmayan yalnız insanlar topluluğu.

 

Oysa Allah, hiçbir şeyi tek ve tek düze halk etmemiştir. Tekdüzeliğin insanın mutsuzluğuna yol açmasının sırrı belki de burada gizlidir. İnsan kendisine geçici bir barınma ve rızıklanma yurdu olarak verilmiş dünyayı kendi eliyle sıradanlaştırmakta ve kendi korkuları yüzünde yalnızlaşmakta.

 

Çok zor değil aslında bu rutinin dışına çıkmak. Yeni yerler görmek isteyen birisinin yapması gereken şey her gün kullandığı yolu değiştirmektir. Yeni güzellikler görmek isteyen birisinin yapması gereken ise başka bir nazar ile kâinatı temaşa etmektir.

 

Kâinatta her gün yenilenen bir yaşam var. Her gün yeniden açan çiçekler, yeniden doğan güneş, yeniden esen rüzgarlar, gökyüzünde uçan kuşlar. Tüm bu yeniden yaratılışta dahi sayısız farklılıklar ve sıra dışılıklar mevcut.

 

Örneğin rüzgâr her gün aynı hızda esmez, güneş her gün aynı sıcaklıkta ısıtmaz, kuşlar hep aynı yerde uçmaz. Kâinatı bu denli zengin, kusursuz ve sıra dışı yaratan Allah, bu sayede hem insanın dünya mutluluğunu artırmakta hem de kendi gücünü bizlere göstermekte.

 

İnsana yaşamını dizayn etme hakkı verilmiştir. Bunu nasıl kullanacağı ise insanın imtihanıdır aslında. Modern çağın tekdüzelik üzerine kurulu yaşam biçimi bize ne dünya saadeti ne de ahiret saadeti getirmeyecek ne yazık ki. Bu yüzden mümkün olduğunca rutinlere yenilmemek, yeniliklere ve değişime açık olmak ve bize verilmiş olan keşfetme duygusunu kaybetmemek lazım.

 

Vesselam…