https://yenisoz.com.tr" class="d-none" />


​İmha-İnşa

-Ruzname; Kelime Günlüğü’nden-

Korona hâlleri yaşadığımızdan bu yana hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına dair vurgular art arda sıralandı –ki bu günlükte de dile getirildiği fasıllar mevcuttur.  Bir şekilde zihnimize mıhlanmış gibi duruyor büyük değişim. Sonraya belirsizliklerin tedirginliği de yanına ilişmiş hâlde.

İki ramazan oldu daha önce hiç yaşanmamış türden kısıtlamalarla tanışalı. Yine o eski ramazanlara kavuşur muyuz… meçhul. Başka türlü, zoraki bir içe kapanma hâli yaşıyoruz.

Geçen seneki Ramazan gibi değil bu. Bunalmış, hastalıkla ilgili her türlü yorumdan ve yargıdan bezmiş, hastalık korkusunu aşıp aşı tedirginliğine yol almış, kendi korunaklı özelini inşa için durmaksızın çaba sarf ederken göçüp giden yakın-eş-dost haberlerinden yorulmuş kafilelere benziyoruz.

Hastalık fikrinden de vakalardan da yorgun herkes. Dünya Sağlık Örgütü, “durun; daha bu başlangıç, bunun gibi çok salgın göreceğiz” manasına gelen açıklamalarıyla dünya üzerindeki her kader çizgisini aşağı yukarı eşitleyen bir felaket zincirini haber veriyor gibi. “Göreceğiz” derken bizi mi kastediyor yoksa sonraki nesilleri mi acaba, diye düşündürüyor.

20. yüzyıl boyunca insanlığın elinde imha gücü devamlı artan yok edici bombalar icat edildi. 21. yüzyılın ilk çeyreğini yaşarken imha silahları görülmemiş biçimde dünya gündemini meşgul etti. Elbette üretilen yok edici teknolojinin imha gücünün artışı hiç hız kesmedi.

Ortalama bir toplum huzuruna kavuşmayı isteyen, kendi kendine yetme gayesinde olan milletler için iki arada bir derede durumlar vardı. Süper güçlerin imhadaki bayrak yarışının neresine konumlanacak ve milletini en azından teskin edecek vasatı nasıl yakalayacaktı? Suriye’de yoğunlaşan savaş, göç, işgaller ve bitmeyen Ortadoğu krizleri derken ekonomik darboğazı derinleştiren bir hastalık çıkageldi.

Korona, kısım kısım alışkın olduğumuz kimi küçük salgınlardan sonra tecrübe etmediğimiz bir korkuyu ateşledi önce. Şimdi ve geleceğe dair endişeler arttı. Hastalığı yaşamak, ondan kurtulmak, kurtulduktan sonra yeniden yakalanma ihtimali, mutant virüslerle yenilenen ve yinelenen tedirginlik, kronik korku ve aşınmalar başgösterdi.

Diğer kitle imha silahlarından farklı olarak koronanın değişkenlik gösteren bir imha gücü vardı.

Kısıtlamalar, yasaklar, tedbirler kimileri için çölde vaha gibiyse de günübirlik iaşe derdi olanlar için tükenişi haber veriyordu. Kimileri bütün tehlikesine rağmen hayatını kazanmak için sokakta olmak zorundaydı, kimileri sokakta olması gerekmediği hâlde artık kapalı kalma fikrine dayamıyor, izin sınırlarını aşıyor, canı yanmadıkça verdiği zararı umursamıyordu. Üstelik hastalık gerçekten var mı yok mu tartışmaları sınırı aşanları daha da cesaretlendiriyordu. Gerçek manzaralarla yüzleşmemiş kimi sanal kimi somut zihin kemiren atışmalar bir yere varamadığı gibi ikiliklerden doğan çekişmeleri çoğaltıyor, sokağın huzurunu da kemiriyordu.

Korona bize yalnızca bir hastalık getirmedi. Sonu belirsiz bir yalıtma endişesini, bu endişenin inşa ettiği yeni ferdî, ailevi ve taplumsal düzenekleri getirdi. İnsanlar bu düzeneklere uyum sağlamazsa ya hastalığa ya endişeye yenik düşer hâlde buldu kendini.

İşte bu ve birçok sebep yüzünden bilindik kitle imha silahlarından farklı, üstelik değişken bir imha gücü var koronanın.

Hastalık ibresine göre kitlelerin iletişiminde ciddi dönüşümler başgösteriyor. Tahammül sınırı aşılıyor. Akıbet hakkındaki ipuçlarının yetersizliği birçok kişiyi nasıl yaşayacağını bilemez hâle getirdi. Kendi korunaklı alanını inşa edenlerin, kendine yetebilenlerin birçoğunu teğet geçiyor hastalık. O alana sahip olamayanlar için çok daha zorlu bir dönemeçte olduğumuzun her gün daha da farkına varıyoruz.

Bu sınırı belirsiz kitle imha silahına karşı bir iç direnişe mecburuz. Kargaşanın içinde insani normalleri bulamazsak, kayıplara ve hastalıkla yaşadığımız yitimlere göğüs geremezsek, yeniden inşa olmazsak hiç şüphesiz imha olacağız.

Ramazan, af umudunu tazelemek ve sabır kalkanını yenilemek için tutunacak bir ipti. Kanaati hatırlattı. Evler misafirsiz kalsa da muhtemelen misafire karşı tevazudan ödün veren israf sofralarını azalttı. Sevgi ve muhabbet bağının madde ötesi olduğu daha fazla anlaşıldı. Teknoloji savurganlığında hissinden çok ismi kalan duygular uyandı yeniden. Belki bu çok konuşup huzur bozan teorisyenler zannettiğimiz kadar kalabalık değildi. Kalabalıklar büyük ihtimalle sabırla, duayla kendi sükûnetine çekilmişti. Evet, orada bir inşa vardı.

***

Künye:

İmha, Arapça kökenli bir kelime olup yok etme, ortadan kaldırma anlamına gelir (Kubbealtı Lügatı).

İnşa; Arapça kökenli bir kelime olup yapma, yapılma, kurma, kurulma; yazma, kaleme alma; dîvan edebiyatı sanatlarına çok fazla yer veren, Arapça, Farsça kelimelerle yüklü, süslü, secîli nesir; eskiden okullarda yazı yazma dersine verilen isim, kompozisyon anlamlarına gelir.