17 Temmuz 2018

İnanç teslimiyet ihlas ve şahadete koşma

O günü unutmak mı? Aklımızdan hiç çıkmıyor ki unutulsun. İçimizden biri gibi görünüp ama bizden olmayanların yaptıkları akla ziyan hareketler beyinlere kazındı. Yıllar geçse de asla unutulmaz. 15 Temmuz'da ülkemizin tüm meydanları doluydu. Her meydanın dili birdi ve verilmiş karar-söz hakimdi. Camilerde hatimler okundu. Dualar edildi. Yemekler verildi. Lokmalar döküldü.

O günkü olayları tarifi zor. Hikayesi çok. Kahramanları milyonlar. 251 şehit.. Nereden nasıl bakacağız. Adına ‘anma' mı yoksa ‘kutlama' mı diyeceğiz. Kimimiz ‘anma' kimimiz ‘kutlama' dedik. Son olarak tam isabet olan  “Demokrasi ve Milli Birlik Günü” isminde karar verildi.

İstanbul'da yaşayanları Büyükşehir Belediyesi'nin önünde açılan anıtı görmeye davet ediyorum. Tek kelimeyle müthiş bir anıt olmuş. Açılış esnasında orada olanlar bir anda gözlerine inanamadılar. Gerçek mi değil mi diye anlıkta olsa düşündüler.  İnsanın tüyünü diken diken eden bir görüntü var orada. 15 Temmuz hain darbe gecesinde kameralara takılan bir görüntüden esinlenmiş. ‘Şehit olursak abdestli olalım' düşüncesiyle belediyenin önündeki havuzdan abdest alan 8 vatandaşın görüntüsü anıtlaştırılmış.

Törenden sonra yetkili arkadaşlara ‘bunların içerisinde şu anda yaşayanlar var mı?' diye sordum. Elbette onların da tespit etmesi çok zor. O mahşeri günde kimdi acaba onlar. İnanç, teslimiyet, ihlas hepsi var. Allahım onlardan razı olsun.

“Demokrasi ve Milli Birlik Günü” nün 2. Yıl dönümünde halkımız o günkü şuurla yine meydanlardaydı. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan programının ilk bölümünde Ankara'da Kocatepe Camiinde idi. Şehitlerin ruhuna Kur'an- Kerim okudu. Daha sonra İstanbul'da Şehitler Köprüsündeki programa katıldı ve oraya toplanan mahşeri kalabalığa hitap etti.

"Bu milletin bir ferdi olmakla iftihar ediyorum"

15 Temmuz Zaferi'nin de büyük bir fedakarlığın eseri olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bu zafer milletimizin direnişi yanında, o gece tanklara, uçaklara meydan okuyan şehit ve gazilerimizin cesaretinin sonucudur. Silah ve bomba seslerinin gecenin karanlığını deldiği o gece Türk milleti, cesareti, dirayeti ve mücadelesiyle bu topraklarda Çanakkale ruhunun, Kuvay-ı Milliye şuurunun halen diri olduğunu göstermiştir. FETÖ'nün ölüm kusan silahları karşısında milletimiz canından, kimi zaman canından daha çok değer verdiği evlatlarından vazgeçmiş ancak vatanına namahrem elinin değmesine müsaade etmemiştir." ifadelerini kullandı.

Ya istiklal ya ölüm' parolasıyla Kurtuluş Savaşı'nı zaferle taçlandıran Türk milleti 15 Temmuz gecesi de 'Gün vatana sahip çıkma günüdür' diyerek darbecileri püskürtmüştür. 100 sene önce Anadolu'yu işgalcilere dar eden kahramanların torunları 15 Temmuz'da da FETÖ'cü alçaklara meydanları, sokakları, işte bugün üzerinde toplandığımız şu köprüyü dar etmiştir. Bu millet FETÖ eliyle Türkiye'nin hizaya sokulmasına, terbiye edilmesine, müstemlekecilerin uydusu haline getirilmesine izin vermemiştir. Ben bu milletin bir ferdi olmakla iftihar ediyorum." şeklinde konuştu.

"Yaşanan kahramanlıkları da unutmayacağız"

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu çevrede tanklara alkış tutanları, darbecilerle anlaşıp tankların arasından sıvışanları unutmuyorsak, Yeşilköy'de havalimanında tankların arasından çıkıp Bakırköy Belediyesi'ne sığınanları asla unutmuyoruz ve unutmayacağız. O gece başta bu köprü olmak üzere ülkemizin farklı köşelerinde yaşanan kahramanlıkları da unutmayacağız. O tarihi gece boyunca gözlerimizi yaşartan, göğüslerimizi kabartan birçok kahramanlık hikayesine şahit olduk. Füze rampalarının gidişini engellemek için tır lastiklerini kesen, Polatlılı vatandaşlarımızı, tarlasındaki mahsulü yakarak jetlerin uçuşlarına engel olan Kahramankazan halkını hiçbir zaman unutmayacağız. Şu zekaya bak zekaya... 'Nasıl durdururuz biz bu saldırıyı' diye bütün tarlasını yakıyor. Lastikleri kalkıyor orada tankların önüne koyuyor. Şehit edileceğini bildiği halde darbecilere meydan okuyan Ömer Halisdemirleri, 16 yaşında babasıyla beraber şuracıkta şehadete yürüyen Abdullah Tayyip Olçokları, Gölbaşı'nda bombaların hedefi olan 52 yiğit özel harekat polisimizi asla unutmayacağız. Tek başlarına karşılarına dikildiği darbecilere kök söktüren hanım kardeşlerimizi, Türkan kardeşimizi, nicelerini, ellerinde bayraklarla namluların üzerine yürüyen gençlerimizi, alnı secdede sabaha kadar dua eden, gözyaşı döken ak saçlılarımızı hiçbir zaman hafızamızdan çıkarmayacağız. Somali'den Pakistan'a, Medine'den Malezya'ya, Sancak'tan Türkistan'a kadar dünyanın dört bir ucunda ülkemiz ve milletimiz için meydanlara koşan kardeşlerimizi de unutmayacağız."

Şehitler Mabedini başta bitirdiklerini hatırlatan Erdoğan, şimdi de Şehitler Müzesi'ni yapacaklarını ifade etti. Bu müzede tüm şehitlerin hatıralarının, objelerinin sergileneceğini aktaran Erdoğan, müzenin süratle biteceğini kaydetti. 

Öncelikle kendi dilimizi iyi bilmeliyiz

Yeni Dünya Vakfı'nda Yazar Mehmet Nuri Yardım'ın Koordinatörlüğünde Perşembe günleri gerçekleşen “Bâbıâli Enderun Sohbetleri” isimli söyleşi programlarına bir birinden değerli isimler konuk oluyor.

Geçtiğimiz Perşembe konuk İhsan Süreyya Sırma hoca, diğer hafta ise hayatı neredeyse Bab-ı Ali de gecen yılların yayıncısı Şaban Kurt idi. İki değerli konuğu da kalabalık bir dinleyici grubu takip etti. Pür dikkat dinlediler. Konuşanların dillerinden altın değerinde tecrübe, tavsiye dökülüyordu.

Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı olan Prof. Dr. Sırma, hatıralarını anlatarak konuşmasına başladı. Güncel meselelere ilişkin görüşlerini de belirten Sırma, gençlere yönelik tespitlerini, kitap okumalarını ve Türkçenin iyi kullanılması gerektiğinin önemini vurguladı.

Prof. Dr. Sırma:Zamanımızın gençleri Türkçe bilmiyor.”

 “Üniversitede yazılı yapıyoruz Türkçeyi yanlış yazıyorlar. Neden, çünkü bizim gençler kitap okumuyor,  kitap okumadıkları için de güzel Türkçe konuşamıyor ve yazamıyorlar. Özellikle ben kendim güzel bir Türkçe öğrenmek için çok kitap okudum. Boğaziçi'nde Tarih kitabının yazarı Sâmiha Ayverdi'nin çok güzel Türkçesi var, Allah rahmet eylesin Necip Fazıl'ın çok güzel dili var. Okuduğumuz bazı güzel metinleri de ezberlemek lazım.”

Şaban Kurt: “Yabancı dile verilen önem Türkçeye verilmiyor”

Şaban Kurt konuşmasına yayıncılık macerasını anlatarak başladı. Yayıncılık yapmanın en zor olduğu dönemlerde yayınevi kurduğuna dikkat çekti. Yayıncılık hatıralarını dinleyicileri ile paylaştı. Sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye'de kitap niye az okunuyor? Kitap niye az satılıyor? Sebebi ne, bunun sebebini biraz irdeleyelim isterseniz. Yıllardır bunların sebebi ne diye düşündüm. İki sebep buldum. Birisi ana dilde eğitim verilmiyor. Türkiye'de, ana dilde ne eğitim yapılıyor ne öğretim yapılıyor. Vatandaş ana dilini iyi bilmiyor. Kendine güveni kalmıyor. Zeki çocuklarımız okula alınırken seçiliyor. Ancak yabancı dile önem verildiği için Türkçeyi öğrenmeye vakit bulamıyorlar. O yüzden de geriyiz diye düşünüyorum.”

Geleneksel 44. Kütahya Festivali Başlıyor

Kütahya Belediyesi tarafından düzenlenen Kütahya Festivali, 44'üncü kez kapılarını açıyor.

Türkiye'yi UNESCO'daki başarısıyla dünyaya tanıtan Kütahya Belediyesi, şimdi de gelenekselleşen 44. Kütahya Çini, Termal, Kültür, Sanat ve Turizm   Festivali ile 20 Temmuz – 5 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek.

Edebiyat, müzik, tasarım, gastronomi, sinema & film, zanaat, halk sanatları ve medya sanatları temalarından oluşan UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağına katılan Kütahya, “Zanaat ve Halk Sanatları” alanında “Yaratıcı Şehir” unvanına hak kazandı. Böylece Kütahya, dünyadaki 37 Zanaat ve Halk Sanatı şehrinden biri olarak tescil edildi.

Festivalde sahne alacak ünlü isimler, Kütahya çinisi yapmak için atölyeye de girecek!

UNESCO tarafından Kütahya çinisinin tescil edilmesinin ardından şehirde festival hazırlıkları da başladı. ‘İşimiz, gücümüz, sevdamız Kütahya' sloganı ile düzenlenen festivalde birbirinden farklı etkinlikler yer alırken, Gripin, Yusuf Güney, İmera, Kurtalan Ekspres, Cihan Yıldız, Elif Kaya ve Tan Taşçı da Kütahyalı hayranlarıyla buluşacak.  

Festival için şehre gelen ünlü sanatçılar, Unesco'nun tescillediği Kütahya çinilerden yapmak üzere atölyeye girecek. Sanatçıların yapacağı özel çiniler, açık arttırmayla satılarak geliri vakfa bağışlanacak.

Paşa isimli kedi kütüphanenin maskotu oldu

Amerika'da bir kütüphanede yaşayan ve öyküsüyle rekor ilgi gören dünyanın en ünlü kedisi Dewey'in benzeri bir hayatı Paşa isimli kedi Bağcılar'da yaşıyor.

Bağcılar Belediyesi Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz Kütüphanesi'ne sığınan Paşa, kısa sürede kendini sevdirerek kütüphanedekilerin sevgilisi kurumun ise maskotu oldu. Kütüphaneyi yuvaya çeviren Paşa, kimine iyi bir dost kimine de sırdaş oldu. Ders çalışan öğrenciler, Paşa'yla oynayarak hem dinleniyor hem keyifli zaman geçiriyor.

Günün büyük bir kısmını kütüphane salonunda geçiren Paşa, bütün odaları dolaşıyor, masa masa geziyor ve boş bulduğu koltuğun üzerine uzanıp uyuyor. Paşa'nın en çok sevdiği şeylerden biri de raflardaki kitapların arasına saklanmak. Kurum çalışanları uzun süre göremeyince meraklanıp aradıkları Paşa'yı orada buluyor. Sahibinden eğitimli olan kedi tuvalet, yemek ve su ihtiyacını kendine ayrılan yerlerde gideriyor.

“Paşa kimi için iyi bir dost kimi için de bir sırdaş”

Kütüphaneye gelenleri karşılayan Paşa, şirinliğiyle kurumun da maskotu haline geldi. Paşa'yla ilk kez tanışanlar önceleri durumu garipsese de biraz zaman geçtikten sonra ortamda onun sıcaklığına alışıyor. Ders çalışan gençler, mola verdiklerinde Paşa'yla oynayarak hem dinleniyor hem de keyifli dakikalar geçiriyor. Paşa kimi için iyi bir dost kimi için de bir sırdaş oldu. Ona derdini anlatan da var mutluluğunu paylaşan da.

Kütüphaneden gidecek başka bir yeri olmayan Paşa, zaman zaman sosyal medyada da yerini alıyor. Çocuklar ve gençler Paşa'yla çekildikleri fotoğrafları internet ortamında platformlarda paylaşarak tüm dünyanın sevimli kediyi tanımasını sağlıyor.

Paşa'nın Bağcılar'da yaşadığı hayat, Amerika'da bir kütüphanede yaşayan dünyanın en ünlü kedisi Dewey'i hatırlattı. Paşa'yla benzer bir hayatı yaşayan Dewey'in sıradışı öyküsünü kaleme alan Vicki Myron'un kitabı yayınlandığı ilk günde dünyada rekor ilgi görmüş ve tüm dünyada insanları derinden etkilemişti.

Erciş'te bir dergi var hayal değil gerçek hem de ödül veriyor

Ayşe Ünsal ve Cihat Albayrak yönetimindeki Hayal Bilgisi Edebiyat ve İyilik Dergisince 2015 yılında dağıtılmaya başlanan ‘Hayal Bilgisi ve Ercişli Emrah Kültür ve Sanat Ödüllerinde' 4. yıla girildi.

2018 ödüllerini kazanan isimler Hayal Bilgisi Dergisi Genel Yayın Yönetmenlerince açıklandı.

Ödüller, her yıl olduğu gibi, Eylül-Ekim döneminde, Van'ın Erciş ilçesinde düzenlenecek olan 4. Erciş Edebiyat Şöleninde sahiplerine takdim edilecek. Şölene, Türkiye'nin farklı bölgelerinden 40 kadar şair, yazar ve sanatçı katılacak. Dört gün sürecek şölende kitap günleri, söyleşiler, atölye çalışmaları, yöresel yemek ikramları gibi çok sayıda etkinlik yapılacak.

Cihat Albayrak yaptığı açıklamada, ilk kez 2015'te verilen Ercişli Emrah Şiir Ödülünün Türkiye'nin en fazla katılım sağlanan ve ilgi gören şiir ödüllerinden biri haline geldiğini ifade etti. Hayal Bilgisi Dergisine ait olan kültür ve sanat portalı www.edebiyathaberleri.com üzerinden yarışma şartnamelerinin toplamda yüz binin üzerinde okunduğunu ifade eden Albayrak, katılım gösteren herkese teşekkür etti. Ödül kategorilerini ve kazananları derginin sitesi olan www.edebiyathaberleri.com sitesinden öğrenebilirsiniz.