VF kat sağ

12 Ağustos 2021

​Marksizm'in anlamsalı üzerine içerden gelen tepkisellik 2-

Türkiye temelinde ülkelerin –özellikle euro-asia- yekûn hattına bakıldığında görülecek şudur: Marksizm, imparatorluk ve elbette gelenek -ki söz konusu gelenek din kurumu ve tümeli yöneten etken bir soy sistemi üzerinde yürüdü- temelli bütün yapılanmaların aleyhinde durarak sürekli değişim kimliğini kendi adına devrimle anlattı ve meseleyi –devrimler çağı- kabiliyeti ile okudu. Başarılı oldu. Sonrası itibarı ile durum bu mudur? Değildir. -Devrimler Çağı, -tarihi devrimler kimliğinde okuduğunuzda eski çağın bütün isyanları devrim kabiliyetindedir- olarak AntikÇağdan bugüne bütün okumaları yeniden gözden geçirme tutkusu Marksizm anlamsalını rayından çıkarmıştır. -Çünkü konu kendiliğinden yüzyıllar sonra Spartaküs isyanını özel bir anlatımla işlemeye gitmiştir, saçmalık yerel otorite olma kimliğini ıskalamıştır.-

Marksizm eşitlik temelli bir met’a tahakkümü/anlatımı olarak sivrildiği yerinden şimdi çok farklı bir alana kaydı. O da şudur: biz neden dünyayı insanlık adına yönetemiyoruz da kapitalizm –hâlâ- yönetiyor. Bu kavramsal gerilik, Marksizm’i kapitalizmle uyumlu bir ikili olarak bizim –geçmişteki- değerlendirmemizi haklı çıkaran önemli bir bulgudur. Kapitalizm Marksizm’in konu-laşma (être sujet) ortağıdır. Kapitalizm böylesine zıtdaş bir kabiliyet üzerinden kendini anlatmaya başlayalı insanlık din kimliğini –ikisi- üzerinden anlamaya/anlatmaya/esinlenmeye başladı. Bu öylesine büyük bir evrilme/yarılma düzeni getirdi ki, hiç kimse İslam Sosyalizmi -ve hatta komünizmi- kavramı –da- ne iştir demedi. Bu sistemin kendi içindeki doğrularını paylaşmak isteyen Türkiye misalinde canlı bir takım zevatın antikapitalist/antiemperyalist/antimaoist... vs olması gibi derin anlamları hiçbir zaman temsil etmeyen/ifade etmeyen yuvarlamalı sloganik varlıkları kime coşku veriyorsa bugün onların nezdinde Marks’ın söylediklerinin bir değeri –hâlâ- var (-mıdır;) -hem de sözün ona –İslam imanı- adına./ Biz boşuna iman-idea notları kaleme almadık. –Pardon-, söyle yaptık, idea ve iman noktaları. İlk önce ideayı neden öne aldık –lâ- demek için. Olay bu kertede iken olan bitenin farkında bile olmayan bir takım yeni yetme takımının hâlâ heroizm/İslam; İslami sol/etnisite sahtelikleri üzerinden Sol kimliğin insanlığı imparatorluk çağı itibarı ile kırmaya çalıştığı alandan bu tarafa –21 yy. ocağına-  itmeye yeltenmesinin bildik kavramları üzerinden meseleye dahil olmaya çalışmasını –buraya- kaydediyoruz; bu durum büyük bir fesatlıktır. İmdi dememiz odur ki, bütün bunların muvacehesinde İslam’ın evrensel kabiliyetini Marksizm’in üzerinden okuma anlamsalına prim verenlerin neşvünema ettiği dergilerde kalem oynatarak sözün ona –İslamcılık- kabiliyeti geliştirdiklerini zannedenlere söyleyeceklerimiz bu kerteden sonra hızlanabilir. Onca söz söyleme kimliğine rağmen meseleyi hâlâ kul hakkını/insan hakkı; evlilik kimliğini/kadın hakkı prensiplerine bağlayanların ve bunlara modernist hukuk adına –belge- koyanların İslamlaşma süreci -ne yazık ki-, hérétique üniversite kürsülerinde anlatılanlarla tüke-til-n-miş görünüyor. Öyle.