Advertisement

07 Nisan 2021

​MASKE, MESAFE, HİJYEN...

Esasen ben buna benzer bir konuyu daha önce 9 Ocak 2019 günlü ‘İnsanlar ve Eşyalar’ başlıklı yazımda dile getirmiştim. Zaman zaman yolda,sokakta, çeşitli yerlerde sağa sola ya da çöpe  atılmış ‘kullanılmış eldivenler’ görüyorum.

Hemen gözümün önünde bazı kişiler arzı endam ediyorlar. Bazı kişiler, bir çok kirli  işte kullanıldıktan sonra atılmış bu eldivenlere ne kadar çok  benziyorlar. Bu insanların haline çok acıyorum doğrusu…

Bazen de bazı boş arsa yakınlarında ‘kiralık kırıcı’ başlıklı tabelalar görüyorum.Bir nevi asfalt ve beton delme cihazı olan bu ‘kiralık kırıcı’ların ilanları da beni  çok hüzünlendiriyor doğrusu..

Hemen gözümün önünde bazı kişiler arzı endam ediyorlar. Bazı kişiler, bu ‘kiralık kırıcılara’ ne kadar çok  benziyorlar. Bu insanların haline çok acıyorum doğrusu…

………

Yaklaşık 1 yıldır pandemi günlerinde yaşıyoruz.Pandemi günleri ile birlikte hayatımıza maske kavramı girdi.V irüsten korunmak için herkes çeşit çeşit maske takıyor.

Biz millet olarak maskenin yabancısı değildik.Esasen bir çok kişi günlük hayatında bu çeşit çeşit maskeleri kullanmaya çoktan başlamıştı.Evde bir maske, evden çıkarken bir başka maske, devlet dairesinde bir maske, zalimin yanında bir maske, mazlumun yanında iken  bir başka maske…Bu kadar yüze maske mi dayanır?

Pandemi ile birlikte maske ile  dolaşmak adeta günlük hayatın bir parçası haline geldi.Dolayısıyla yollardaki atık malzemeler de değişti.Şimdi, kullanılmış eldivenden daha çok  atılmış veya bir çöpün kenarına bırakılmış maskeler karşıma çıkıyor. Çeşit çeşit, renk renk, atılmış maskeler..

Bakıyorum, bazen sahipleri de atılmış maskenin içinde unutulmuş bir halde…

Mecburen bu günlerde bizler de maske takıyoruz.Ben dostlarımla karşılaştığım zaman peşin peşin “Arkadaşlar, karşınıza maskeli çıktığım için kusura bakmayın! Siz benim hakiki yüzümü biliyorsunuz” diyorum.

Maskeli yaşamak gerçekten çok zor… Bazı kişiler, gerçek yüzüyle, maskesini iyice karıştırmış vaziyetteler..Bazen muhatabınızla görüşürken; gerçek yüzüyle mi yoksa maskesiyle mi görüştüğünüzü ayırt edemiyorsunuz..

Bazı kişiler maskelerini o kadar içselleştirilmişler ki, hakiki yüzlerini kendileri de hatırlamıyorlar…

Bu yüzden, sokakta atılmış maske görünce, “Bu o kişinin acaba hangi maskesiydi?” Diye düşünüyor, ayırt edemiyorsunuz.

Sokakta ya da bir çöp kenarında atılmış vaziyette gördüğünüz bu kullanılmış maske,  o kişinin gerçek maskesi miydi yoksa hakiki yüzünü maske zannederek çöpe mi attı? Anlamakta bir hayli zorlanıyorsunuz

Pandemi ile birlikte bir de mesafe kuralı  çıktı… Korona virüsünden  korunmak için mesafe gerekiyormuş.

Esasen sadece koronodan değil, üzerimize sirayet edebilecek hallerden ve huylardan da korunmak için mesafeler gerekiyor.

Mesela, zalimlerden korunmak için onlara karşı bir mesafe koymamız gerekiyor.Kötü ahlaklı insanlardan korunmamız için de bir  mesafe koymamız gerekiyor.

İyi ama, zalimlerden korunmak için onlara  ne kadar mesafe koymamız gerekiyor?

Kötü ahlaklı insanlardan korunmamız için onlara kaç fersah  mesafe koymamız gerekiyor? Bunları bizler vatandaşlar olarak bilemiyoruz.

Bu konuyu bize ‘ulu sarıklı, ilim kurulu hocalarımız’ çoktan söylemeli değil miydiler?

Bir de hijyen kuralı var başımızda..Virüslerden korunmak için elimizi sık sık yıkamamız ve hijyenize etmemiz gerekiyormuş. Özellikle yemekten sonra mutlaka ellerimizi çok iyi temizlememiz gerekiyormuş.

İyi ama sürekli kul hakkını yemeyi kendine alışkanlık edinmiş bir insan, ellerini nasıl temizleyecek? Kul hakkına sürekli eli bulaşan insanlardan eve gittiğinde aile fertleri nasıl korunacak?

 

Bu konuyu da bize ‘ulu sarıklı, ilim kurulu hocalarımız’ çoktan söylemeli değil miydiler?

Pandemi döneminde toplu taşımada da bulaşma riski çok yüksek imiş. Bununla ilgili de maske mesafe ve hijyene dikkat edilmesi gerekiyormuş.

İyi ama, makam arabasıyla tekli taşımada bulunulan kişilerden bulaşabilecek hallerden onun emri ve egosu altında çalışanlar kendilerini nasıl koruyacaklar?

Ulu sarıklı hocalarımızın bizi sadece maske, mesafe ve hijyen konusunda değil, diğer virüsler konusunda da uyanması, bilgilendirmesi ve aydınlatması gerekiyor.

Eğer bir tedbir alnmazsa, bu işin sonunda ‘sürü bağışıklığı’ riski de mevcut…..