https://yenisoz.com.tr" class="d-none" />

28 May 2021

​NEREDESİN EY SELAHADDİN?

Siyonist yahudi Devleti İsrail, Filistinde toplu cinayetler serisine devam ediyor. İsrailin Kadir Gecesi öncesi başlayan saldırılarında çoğunluğu çocuk 100 civarında kardeşimiz şehid oldu.

İsrail ne zaman zulüm yapacağını biliyor. Zalimliğini hiç elden bırakmıyor ve unutmuyor. Unutan biziz…..

Bundan 11 önce, 31 Mayıs 2010 günü, İsrail Askerleri Gazze’ye insani  yardım götüren Mavi Marmara Gemisine saldırı düzenlemiş ve burada bir büyük katliam gerçekleştirmişti.

Mavi Marmara gemisi birçok, milletten, dinden aktivistler, gazeteciler, sanatçılar, gönüllüler İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ambargoyu kırmak için Sarayburnu’ndan demir aldı ve menziline doğru harekete geçti. İHH ( insani Yardım Vakfı) organizasyonuyla Gazze’ye insanî ve tıbbî yardım götüren MV Mavi Marmara adlı gemiye İsrail, uluslararası karasuları kanunlarında karasuyu sayılmayan 70 km açıklarında operasyon düzenledi.

İsrail onlarca asker, gemi ve helikopterle düzenlediği operasyonda 9 Türk vatandaşını şehit ederken birçok yolcuyu da yaraladı. O Gece gemiye yapılan operasyon öncesi gemiye özel bir sistemle kurulan canlı yayın vericilerini engelledi.

İsrail silah ve mühimmat taşıdığını iddia ettiği Mavi Marmara gemisine önce botlarla yanaştı ardından havadan helikopterle askerler gemiye indi. Ellerinde hiçbir silah bulunmayan Mavi Marmara yolcularına tam teşekküllü silahlarla müdahalede bulunan İsrail askerleri tarafından açılan ateş sonu 9 kişi hayatını kaybetti bazıları ağır olmak üzere 50’den fazla kişi yaralandı.

Şehitlerin isimleri şunlardı: Ali Haydar Bengi, Cengiz Akyüz, Cengiz Songür, Cevdet Kılıçlar, Çetin Topçuoğlu, Fahri Yaldız, Furkan Doğan, İbrahim Bilgen, Necdet Yıldırım.

Allah Şehitlerimizin hepsine rahmet eylesin…

…………..

Mescidi Aksa'da yaşanan elim olaylar ve Mescid-i Aksa'nın yakılması üzerine bir Müslüman Adam dertlenerek Kudüs’teki cami minarelerinden birine çıkarak “Neredesin ey Selahattin?” diye feryat ediyor.

O feryadı duyunca aklıma geldi. Evet gerçekten de Selahattin nerede? Gözümün önüne tanıdığım Selahattinler geldi bir bir….

Selahattin isimli üst düzey bir devlet yöneticisi arkadaşım vardı. İşini hakkıyla yapmak yerine, işi gücü bırakmış, bir üst makama gelmek için kendini Amirine beğendirme peşindeydi.

Selahattin isimli bir devlet dairesi arkadaşım vardı. Derdi olduğu zaman yanımdan eksik olmazdı. Benim derdim olduğu zaman onu hiç ortalıkta bulamazdım.

Selahattin isimli bir asker arkadaşım vardı. Ömrünü, askerlik yapmaktan daha çok, ‘arazi’de vakit öldürmekle geçirirdi. Ona ne  zaman ihtiyaç olsa ‘arazi’deydi. Yahut subay gazinosunda…

Selahattin isimli bir patron arkadaşım vardı. Kul hakkına hiç dikkat etmediği için onun yanında çalışan arkadaşım her gün bu kişiden şikayet ederdi. Ne maaşları zamanında verir ne de fazla çalışma mesailerini öderdi.

Selahattin isimli bir komşumuz vardı. Her gün verdiği ızdıraptan dolayı evimi taşımak zorunda kalmıştım.

Selahattin isimli bir Belediye Başkanı arkadaşım vardı. Yönettiği şehri  berbat etmişti. Her tarafı  çöp götürüyordu. Şehir, Yahudi markalarının yabancı isim tabelaları ile dolmuştu. Onun yönettiği şehirden taşınmak zorunda kalmıştık.

Selahattin isimli bir hakim arakadaşım vardı. Karar verirken, Adaletten daha ziyade dengelere dikkat ederdi.

Selahattin isimli bir  doktor arkadaşım vardı. Hastayı  bir hasta olarak değil,  tamir edilecek bir eşya gibi görürdü.

Selahattin isimli bir cami imamımız vardı. Camideki hali, camiye ziyaret için gelmiş  yabancı turistten farklı değildi.

Selahattin isimli bir imam hatip okulu meslek dersleri hocamız vardı. Yakop isimli matematik öğretmenimiz bize kendini sevdirirken O ise  kendisinden nefret ettirirdi.

Selahattin isimli bir gazeteci arkadaşım vardı. Kalemini kiraya vermişti. Hakikatleri yazmak yerine lafu güzaf üretirdi.

Kudüs’lü dertli dostumuzun Selahattin'i araması tesadüf değil.

Hem ben hem de Ümmet-i Muhammed, uzun zamandır Selahattin'i arıyor…

Müslümanlar  99 gün Yahudi gibi davranıp 1 gün Müslümanlıkları akıllarına geldiği için yapılan protestoların ve bu öfkelerin hiçbir kıymeti harbiyesi olmuyor.

 

Her Müslüman kendi Kudüs'ünü fethetmeden, Kudüs tekrar fethedilemeyecektir. Her Müslüman, Kudüs'ün bir minberini yapıp bitirmeden Kudüs fethedilmez.

 

Senenin 364 günü Telaviv gibi yönetilen İslam başkentleri, 365.gün Filistin Meselesini çözemez.

Herkes, Selahaddin olmayı başkasından bekliyor. Kimsenin Selahaddin olmaya niyeti yok velhasıl……

……..

 

Hamiş: Doğu Türkistan'daki zulme, dengeden dolayı sessiz kalan her kesimden ve makamdan kişilerle, Doğu Türkistan’ı medyasında haber yapmayan dostlarımızın İsrail'deki zulme öfke göstermelerini, riyakarca ve iki yüzlü bir tavır olarak görüyorum.

 

Cumhurbaşkanı Doğu Türkistan’daki konuyu gündeme getirmedikçe, bu zulüm bizim vicdan alanımıza girmeyecek mi?

 

Yeryüzünde zalimin kim olduğunu iktidarlar mı belirleyecek?